İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Garabet Tomayan’dan Rahip Brunson’a…

ORHAN BAYLAN

Rahip Brunson üzerinden gerginleşen Türk-Abd ilişkileri nereye doğru evrilir bazıları merak ediyor.

Tabi bunu anlayabilmenin yolu geçmiş Türk-Amerikan ilişkilerine bakmaktan geçiyor.

Bizim Amerika ile ilişkilerimiz resmi olarak 1830 yılında imzalanan Ticaret anlaşmasıyla başlıyor.

Avrupa Devletlerine tanınan kapütülasyonlar benzeri “Ticarette ayrıcalıklı ülke” statüsü aslında o günlerde dengeleme politikası sebebiyledir.

Yunun isyanı sırasında Navarin’de Osmanlı donanmasını Rusya, İngiltere ve Fransa ortak donanması yaktı, yok etti.

Osmanlı bu üç ülkeyle gerginleşen ilişkilerine alternatif olarak o günlerde dünya sahnesine yeni çıkan bu uzak ülkeyle ticari ilişkileri geliştirmeyi uygun görerek böyle bir durum oluştu.

Lakin bu anlaşmanın, Amerikan vatandaşlarının Osmanlı mahkemelerinde yargılanamayacağına ilişkin 10. Maddesi ileride devletin başını ciddi biçimde ağrıttı.

Pervasızca Osmanlı devletinin her yerinde açılan Amerikan Board misyonlarında çalışanlar, ne kanun dinliyordu ne nizama uyuyorlardı.

Daha önceleri Mersin’de faaliyet gösteren bir doktorun Osmanlı makamlarına nasıl kafa tuttuğuna ilişkin bir yazı kaleme almıştım.

Misyonerler Anadolu’da gayri müslim vatandaşların, en çokta Ermenilerin yaşadığı bölgelerde faaliyetlerine hız vermiş, Ermeni tarihi, mitolojisi ve edebiyatı dersleriyle, Ermeni gençlerinin beyinlerine bağımsızlık fikrini empoze etmeye başlamışlardı.

Protestan yaptıkları bazı Ermenileri Amerika’da Boston gibi şehirlerde ilahiyat okutarak, Abd pasaportuyla tekrar Osmanlı topraklarına öğretmen, papaz, sağlık görevlisi veya misyon çalışanı olarak getiriyorlardı.

Bu gençler birer Ermeni milliyetçisi olarak Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde okullarda okuyan gençleri birer Ermeni milliyetçisi olmaları için bilinçlendirme çalışmaları yapıyordu.

İşte bunlardan biri, Merzifon Amerikan Koeji öğretmenlerinden Garabet Tomayan’dı.

Bu ve bazı arkadaşları gizli Ermeni terör örgütleriyle işbirliği yaparak bazı çalışmalara girmiş ve sonunda bastırıp devlet dairelerine astıkları bildirilerin Kolej teksir makinesinde basıldığı ortaya çıktığında bir öğretmen arkadaşıyla beraber tutuklanıp Sivas’ta mahkeme edilmeye başlamıştır.

Bu arada başta Amerika elçisi olmak üzere Batı’lı bütün devletlerin elçileri Babıali’ye baskı yapmaya başlamış, eşi bizzat olmak üzere Hristiyan misyonerler, Avrupa ülkelerinde gazete yayınlarıyla, toplantılar tertipleyerek Osmanlı aleyhine büyük bir faaliyete girişmişlerdir.

Üstelik bu kadar gürültü çıkardıkları Garabet Tomayan ve arkadaşı Osmanlı vatandaşıdır.

Yani Amerika veya başka bir ülke vatandaşı değildir.

Sonunda Osmanlı Hükümeti baskılara dayanamaz ve bu iki terörist misyoner öğretmeni Amerikan Sivas Konsolosu Jewett ve İstanbul Elçilik sekreteri Newsburry’lerin kefaletiyle serbest bıraktı.

Bu arada Merzifon’da olaylar sırasında zarar verilen misyon binasının zararlarının telafisi için Osmanlı Hükümeti 500 Lira ‘da tazminat ödedi.

1893 yılında Garabet Tomayan’ı Osmanlı tutuksuz yargılamak üzere konsolosluk kefaletiyle eve çıkarmıştı.

2018 yılında Türkiye Cumhuriyeti Rahip Brunson’u ev hapsine çıkardı.

Yalnız şu noktayı belirtmek lazım.

Eskiden bırakın bir Amerikan vatandaşını yargılamayı, Amerikan şirketinde çalışanı bile yargılayamazdık.

Şimdi Amerikan vatandaşı bir rahibi yargılayabiliyoruz.

Geldiğimiz bu nokta 200 senelik Türk-Amerikan ilişkilerinde çok büyük bir merhale.

http://www.medyamit.com/yazarlar/orhan-baylan/garabet-tomayandan-rahip-brunsona/701

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: