İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Bacı, Tılan yolu nere?”

Sevgili Arkadaşlar;

Tlan[1], Sis Katoğikos’luğunun ihtiyaçlarını karşılayan on bin dönüm (on milyon metre kare) büyüklüğünde Kozan’a yirmi kilometre uzaklıkta bir çiftlik.

Nereden aklına takıldı diye sorarsanız;

Birincisi, Hacın’ın Kanlı Düşüşü başlıklı yazısında Misak S Saksenyan’dan,[2]

İkincisi, Yıkıntılar Arasında adlı kitabında Zabel Yesayan’dan,[3]

Üçüncüsü, 1909 Adana Olayları/Makaleler adlı eserde Garabet Moumdjian ve Tetsuya Sahara’dan.[4]

Tlan, Telan ya da Tılan olarak anılan bu yeri iyice merak ediyordum. Nasip düne imiş, kalkıp gittim. Önceden soruşturduğum kadarı ile ne çiftlikten ne de değirmeni bulmaktan umutlu değildim. Ancak garip kuşun yuvasını Allah yapıyor.

Tlan, Kozan’a ulaşan iki yolun arasında kalmış. Birinci yol Adana-Eyner (Agner) den gelen, diğeri Ceyhan-Kadirli (Kars-Pazar) yönünden gelen. Terslik bu ya, bendeniz birinci yolu tutmuşum. Tlan’a uzak girişten, daha çetrefilli bir yol. Üstelik bir köprülü geçişin hemen çıkışından sağa dönmek gerekti. Oldukça tehlikeli bir giriş zira köprü üstünde durmak gerekiyor. Neyse sora sora Bağdat bulunur derler ya. Ona benzer gidiyorum:

-Bacı, Tılan yolu nere?

-Düz get, sonra sağya sap…

Geldik sapağa, sola giden yol Tılan Hamam mahallesine, sağa giden yol Tılan Ocak mahallesine çıkıyor. Hamam mahallesini gözümü tutmuyor, Ocak mahallesine gidiyorum. Karşıdan gelen her aracı durduruyorum:

-Efendi buralarda bir değirmen varmış.

-Vallaha ben de Adana’dan geliyorum, bilgim yok.

-Canın sağ olsun.

İzmir plakalı bir otoyu durduruyorum:

-Kusura bakma buralı değilsin galiba?

-Buralıyım.

-Buralarda bir değirmen varmış, nerede acaba?

-Bak amca, bu yolu takip et. Pis bir dönemeç gelecek, onu geçince sola giren bir ham yol var, onun üstünde.

-Sağol.

Pis dönemeci bulmak zor olmadı, ancak nedense ham yola girmek istemedim. İyi ki girmemişim, girseydim de bulmama imkân yoktu zira değirmen otların arasında kaybolmuş gibiydi. Daha ilerde durduğum kişi beni değirmeni bulana kadar bırakmadı. Epeyi lafladık.

Değirmen, su tahrikli, yel değirmeni değil. Beş yüz metre ilerdeki tepenin eteklerinden kaynaklanan su bu çiftliğe hayat veriyor. Şimdilerde kurumak üzere. Eskiden pirinç ekilebilecek miktarda imiş.

Değirmen biraz kuytulukta kalıyor. Ancak yeryüzü şekli pek düşmanı (1921 Hacın’dan kaçanlar dediği gibi) beş on metre yaklaştıracak gibi görünmedi. Aram Çavuş’un tepelediği topraklardan “ebemcil” otu devşirdi arkadaşım. Memnuniyetle kabul ettim. Benim için otların bu ekşimsi tadı yüz sene öncesinin hatırasıydı. Bu arada başladı bana Hristiyanlık propagandası yapmaya. İşkillenmedim değil.

Adam yalan yanlışta olsa biliyor. Babası anlatmış, “Hacın’dan kaçan Ermeniler buraya sığınmışlar” diye. “Fransızlar uçak göndermiş ve pusula attırmışlar ki Türkler onları bıraksın.” Benim bildiğim, Fransız pilot “hayat emaresi göremedim” diye rapor vermiş. Oysaki pilotun dikkatin çekmek için Hacın’lılar bayrak sallamış, bir iki el ateş etmişler. Belli ki işin içinde bir çapanoğlu var. Her iki anlatımın da gerçek payı var. Fransızların bu isteksizlikleri işe yaramış, dört yüz Hacın’lı Ceyhan’a ulaşmayı başarmış.

Gerçek şu ki, Tlan, 1909 olaylarının bir tür açıklamasına öncülük yapıyor. Yalnız o değil, Nalbantyan, Gökdereliyan hatta Gülbenkyan giderek Muşeğ Sırpazan, bu toprak ediniminden kaynaklanan çekmezliğe birde muhacirlerin bilmezlikleri eklenince bir takım açıklamalar yapılabiliyor. Bu paragrafı geçiyorum zira hem netameli hem de daha çalışmam gerektiğine inanıyorum.

Zabel Esayan’a gelince. Andığım eserinin bir bölümünde arabayla (sayl) yatığı Kilikya gezisini anlatıyor. Gezi Adana, Misis, Kozan, Kars-Pazar, Osmaniye, Erzin, Dörtyol, Ceyhan, Misis, Adana yörüngesinde yapılıyor. Laf aramızda bu geziyi ben hemen her gün yapıyorum (imajiner) ancak içinden çıkamadığım sorunlar yüzünden sizlere yazamıyorum. Coğrafi konular bunlar. Neden Yılan Kaleyi (Levoni Pert?), neden Tlan’ı göremedi gibisinden. Bu konuda da yazarım bir gün.

Kafanızı şişirdim.

Sirov,

Leon Erarslan – 21 Mart 2018, Adana

 

Ekte: Değirmenin bu günkü hali ve Tlan’a hayat veren suyun kaynaklandığı tepe var.

[1] Tlan, 1920 senesinde on beş Ermeni aile yaşamaktaydı.

[2] http://hadjin.com/ adresinde yazı bulunuyor.

[3] Aras Yayıncılık, Yıkıntılar Arasında

[4] Türk Tarih Kurumu, 1909 Adana Olayları/Makaleler

Picture1.png

Picture2.png

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: