İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan’dan Ani’ye gelen taşların hikayesi ya da bir Ortaçağ başkenti olarak Ani

‘Taşın Şiiri Ani: Kültürlerin Kavşağında Bir Mimarlık Hazinesi’ başlıklı sergi Tophane Depo’da 13 Mart’ta açıldı. 29 Nisan’a kadar sürecek sergi için 14 Mart’ta bir de panel düzenlendi. Panel ve sergi için İstanbul’a gelenlerden restorasyon mimarı Yavuz Özkaya ve Norveç Kültürel Miras Enstitüsü Başkan Vekili Armen Kazaryan ile buluştuk. Özkaya ve Kazaryan’la sergi ile taçlanan restorasyon macerasını, Ani’nin dünya kültür mirası içinde ne kadar önemli bir kent olduğunu ve hala Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Osman Kavala’nın bu sergi için gösterdiği çabaları konuştuk.

PAKRAT ESTUKYAN

YETVART DANZİKYAN

Şöyle başlayalım. Nasıl bir sergi bu?

Yavuz Özkaya: Sergi nasıl ortaya çıktı onunla başlayalım. Biz Ani’de 2006’dan beri proje yapıyoruz. Son beş yıldır uygulama ve danışmanlık yapıyoruz, Surp Amenapırgiç Kilisesi’nde. Bununla ilgili bir duvarın güçlendirilmesi için özgün malzemeye uygun, taş yapmaya karar verdik. Sonra bu taşları Ani çevresinde aradık ama bulduğumuz taşları çıkartamadık. Kars’ta bunları işleyecek fabrika yoktu, usta yoktu. Bu arada Armen bu taşların şekillendirilmesiyle ilgili Erivan’da yaşayan bir arkadaşını tavsiye etti, mimar kökenli. Yontucu. O geldi, bakıyoruz , gidiyoruz kayaları inceliyoruz filan. Sonra dedi ki, “Bu taşların aynısı bizde var. Ve oradaki ocaklar çalışıyor. Gelin bu taşları Ermenistan’dan alalım sonra ben onları arada şekillendiririm, getiririz montajını yaparız.” Kabul gördü fikir. Kalktık Erivan’a gittik ben hayatımda ilk defa gitmiş oldum böylece Erivan’a. Vize işlemleri için bakanlığa gittik, o sırada Kültür Bakanlığı’ndan bir hanımla görüştük, onu da Osman bey (Kavala) tavsiye etmişti. Biz projeleri anlattık, dedik “Biz 2006’dan beri bunları yapıyoruz, şimdi de bu niyetle geldik sizden taş istiyoruz vs.” Dediler ki biz bilmiyoruz sizin ne yaptığınızı. Dedik “Biz size bunu bir anlatalım o zaman. Bir sergi hazırlayalım. Bir de bununla ilgili bir workshop yapalım, gelelim Erivan’da bunu tartışmaya açalım.” Derken bu fikri getirdim Osman bey’e , dedim ki böyle böyle bir ihtiyaç var. Tamam dedi yapalım bir Ani sergisi. Hikaye böyle başladı.

Yerevan’da yapıldı o zaman bu sergi?

YÖ: Hayır biz 2016’nın yazında bu görüşmeyi yaptık Erivan’da, 2017’de sergi fikri ortaya çıktı, sonra da Osman bey’in heyecanı, fon arayışları derken sergimiz Osman bey’in yokluğunda açıldı.

Dolayasıyla sergi Yerevan’da da açılacak?

YÖ: Bundan sonraki süreç şöyle: Depo’dan sonra Erivan’a gidecek, Erivan’dan sonra da Oslo’ya gidecek, sonra başka yerler de planladık. Ama hepsi bunların imkan meselesi.

Biz tekrar başa dönelim, o taşları Erivan’dan getirmek daha mı kolay oldu, ya da olacaktı?

YÖ: Daha kolay oldu.

Niye peki o kadar zor bir yol tercih ettiniz? Evet anlattınız gerçi ama. Nihayetinde çileli bir yol Ermenistan’dan taş getirmek. Sınır kapalı vs.

YÖ: Kars’ta kapasite yok. Kayaları blokları oradan çıkarıp fabrikada istediğimiz boyutlarda kesecek bir kapasite yok.  Sonra ustamız Erivan’dan gelecek onları burada şekillendirecek. Süreç de uzuyordu. Ayrıca 2015’te güvenlik sorunları da ortaya çıktı Türkiye’de. Daha kolay oldu.

Peki kilisenin restorasyonu ne alemde şimdi, bu durumda?

YÖ: Kötü durumda olan bir duvarını güçlendirdik, bu kilisenin yarısı yok zaten, 1957’de doğu yarısı düşmüş. 2012’de biz onları temizledik topladık, tasnif ettik, katalogladık. Kiliseyi bu haliyle ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bu onun bir parçasıydı. Alana girince sol tarafta kalan kiliseden bahsediyoruz, ana katedral değil. Surp Amenapırgiç.

‘Taşın Şiiri Ani: Kültürlerin Kavşağında Bir Mimarlık Hazinesi’ sergisi. Fotoğraf: Berge Arabian

Bu durumda Türkiye Kültür Bakanlığı da bir şekilde işin içinde?

YÖ: Kültür Bakanlığı onarımla ilgili kısmın içinde. Sergiyle ilgili değil. Zaten ilk projeyi onlar yaptırdı bize 2008’de. Koruma projesini. Ama bu yapım sürecinde pek çok revizyonlar da oldu. Bu süreçte ABD büyükelçilik fonundan bir para sağlandı. Dünya Anıtlar Fonu var, onların danışmanları da işin içinde. Armen de tabii işin içinde. Birlikte kafa kaya veriyoruz.

Teknik kısmına biraz takıldık. Taşları Ermenistan’dan temin ettik, fabrika’da da yonttuk. Nakliyesi aklımıza takıldı. Sınır kapalı?

YÖ: Onu da şöyle çözebildik. Bizimkiler Gürcistan üzerinden geldi. Enteresan bir durum oldu. Taşlar karşıda aslında.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN


http://www.agos.com.tr/tr/yazi/20398/ermenistandan-aniye-gelen-taslarin-hikayesi-ya-da-bir-ortacag-baskenti-olarak-ani

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: