İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Anadolu’da ezilen Ermeni kadınları için mücadele veren bir yürek: Mari Beyleryan

AGOS

Mari Beyleryan 19. yüzyıl sonu Ermeni kadın düşünür ve aktivistlerinden belki de adı en az bilineni. Kayuş Çalıkman Gavrilof geçtiğimiz yıl Dipnot Yayınları tarafından yayınlanan “Kadınlar Hep Vardı/ Türkiye Solundan Kadın Portreleri” derlemesi için Beyleryan’ın hayatı ve görüşleri hakkında kapsamlı bir makale kaleme almıştı. Bu yıl 8 Mart’ı idrak ederken, 1900’lerin başında hem sol siyaset hem de bilhassa Anadolu’daki Ermeni kadınların durumu hakkında önemli çalışmalar yapmış bu ilginç kişiliğin portresini sunmayı uygun bulduk. Kitaptaki makalenin Agos için kısaltılmış ve güncellenmiş versiyonunu yayınlamamıza izin veren Dipnot Yayınları’na bu vesileyle teşekkür ederiz.

 

“Khorenatsi, Goş ve Yeğişe gibi pek çok tarihçimiz çağdaşları olan  kadınlardan o denli saygıyla bahsederler ki, bugün pek çok insan tarihimizde Ermeni kadınların o kadar da  önemsenmemiş olmadığı hükmüne varır. Ermeni kadınlarımızın küçümsenmiş olduğu yönündeki çağdaş düşüncelerin abartılı olduğu düşünür. Fakat genellikle tarihçilerimiz kral eşleri gibi asilzade kadınlar hakkında yazmışlar ve doğal olarak asaletlerini zedeleyecek bir şey söylememişlerdir. Halk sınıfından kadınlar konusunda ise tamamen sessiz kalmışlardır…” Mari Beyleryan kendi yayınladığı ve yönettiği Ardemis adlı derginin ikinci sayısında Ermeni kadınının tarihteki yerini irdelerken bunları söylüyordu.

Ve haklıydı, tarih kadınları pek sevmiyordu.  Ermeni tarihinde de bu durum pek farklı olmamıştır, kadının tarih sayfalarında yeri pek görünür değildir. Ermeni kadını, kocasının yanında tahtında kurulu kraliçeler olarak mitolojik anlamlar yüklü halde sergilenmiştir. Kiliselerin inşası, yazma kitaplar ve bunun gibi fikir ürünlerinin ortaya çıkmasında hami rolü üstlenen, asil ailelere mensup Ermeni kadınlarının ismi ister istemez kayıt altına alınmışsa da fikir ve sanat alanında üretici olmuş pek çok kadının adı sanı unutulup gitmiştir.

VIII. yüzyılın ilk kadın şair ve bestecisi Sahagatuğd  gibi öncüler, 19. yüzyılın sonlarında  ailesini, evini, toprağını ve de namusunu korumak adına silah kuşanmış özgürlük savaşçısı kadın fedailer, isimleri ne yazık ki tarihte hak ettikleri yeri bulamamış kadın kahramanlardır. Birkaç yüzyıl süren Ermeni aydınlanmasının sonlarına doğru Zartonk (Uyanış) dönemiyle birlikte özellikle edebiyat, müzik ve tiyatro alanında kadınların varlığı “ancak” hissedilir olmuştur. Sırpuhi Düsap,  Sibil Asadur, Zabel Yesayan gibi yazarlar, Fani ve Arusyak gibi tiyatro oyuncuları ve diğerlerinin çabaları sayesinde sanat ve fikir dünyasının farklı alanlarında yaşanan gelişmelerin pek çoğu hayata geçirilmiştir.

1915’in unutulan kadınları

1915 yılının Nisan ayında sürgün adı altında ölüme yollanan aydın kafilesinde yer alan herkesin ismi aşağı yukarı bilinir ve sık sık telaffuz edilir. İçlerinde hiç kadın yok gibidir. Biraz kurnazlık biraz da şans eseri 1915’in ölüm yolculuğuna çıkmaktan son anda kurtulan Zabel Yesayan, sürgün listesinde yer alan tek kadın aydındır. Listede adı geçmemesine rağmen Sibil eşiyle birlikte saklanarak yine bu felaketten korunan bir diğer isimdir. Ancak o dönemde gerek başkent gerekse taşrada öğretmenlik, tiyatro oyunculuğu, gazetecilikle uğraşan, sanatçı veya aydın Ermeni kadınların akıbeti konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. İşte 1915 Soykırımının kurbanlarından biri olan Mari Beyleryan da Ermeni tarihinde politik ve edebi olarak önemli roller üstlenip de ne yazık ki adı sanı neredeyse unutulmaya yüz tutmuş, ismi sadece bir iki ansiklopedide hapsolup kalmış bir kadındır. Gerek kendisi gerekse ürettikleri bugün çok az hatırlanmaktadır, o da sadece Ermeni feminist çevrelerde. Oysa Ermeni kadın tarihi için olduğu kadar sosyalist tarih için de önemle vurgulanmayı hak eden bir isimdir. Gazeteci, yazar, şair, öğretmen ve sosyalist bir kadın aktivisttir, Mari Beyleryan.

İlk adres Arevelk

Mari Beyleryan, 1877 yılında başkentin Ermeni nüfusunun yoğun olduğu sahil semtlerinden birinde, Beşiktaş’ta doğar. Pek çok kaynakta ilkokulu Esayan’da okuduğu belirtilse de ilkokul çağına geldiği dönemde henüz kurulmamış olan Esayan’da değil ancak bu okulun şimdi bulunduğu yerde faaliyet gösteren Naregyan Okulu’nda okumuş olma ihtimali yüksektir. Daha sonra Pera Sanat Okulu’na devam eden Beyleryan bir yandan Kalipso takma adıyla Arevelk (Doğu) gazetesinde yazmaya başlamıştır. Genellikle gazetede, genç Ermeni kadınların yaşamından derlediği konuları irdeleyen Mari Beyleryan’ın Ermenilerin toplumsal hayatıyla ilgili güncel konuları sorgulaması büyük ilgi uyandırır, çoğu makaleleri yurt dışında da bazı gazeteler tarafından yayınlanırken dönemin aydınları arasında da edebi ve siyasi tartışmalar başlatır. Mari Beyleryan genç yaşta çok yönlü bir kişilik sergilemeyi başarmış ve öğretmeni Karekin Srvantsdyants’ın dikkatini çekmiştir. Srvantsdyants, Mari henüz öğrenciyken ondan Ermeni okullarında dersler vermesini istemiş, Ermenice, din, Ermeni Tarihi gibi konularda öğretmenlik yapmasını sağlamıştır. Srvatsdyants sayesinde elde ettiği öğretmenlik deneyimi,  ileride Mari Beyleryan’ın geçimi için de bir olanak sağlayacaktır. Ancak bir din adamı olan hocası Srvantsdyants’ın düşünce hayatında vurduğu damga hayatı boyunca Mari’nin yazılarında etkisini gösterecek, kadın özgürlüğü konusunu kendine dert edinen, siyasi görüşleri sosyalizmin alevleri içinde pişen bu devrimci kadın hiçbir zaman kilise ile, Ermeni Hıristiyanlığı ile zincirlerini koparmayacaktır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: