İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir ülkeyi sevmek demek: Kolsuz Agop…

Herkes onu “Kolsuz Agop” diye tanırdı. Mahlasını ilk duyduğumda beni irkiltmişti. “Bir insanın engelinden de takma isim olur muydu, ayıp değil miydi?” Ancak bunun milletin onu ne kadar kendinden gördüğü, benimsediğiyle ilgili aslında bir taltif olduğunu biraz olgunlaşınca anlamıştım. Kolsuz Agop (Kotoğyan) bir efsaneydi ve bu efsane geçen salı günü vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ermenicesiyle Asdvadz Hokin Lusavore…

Kolsuzluğu, malum talihsiz bir kazaya dayanıyor. 13 yaşında yaz tatilinde çalıştığı gümüş atölyesinde sağ kolunu omzuna kadar prese kaptırıyor. Çoğu “yaşamaz” derken, o günlerce komada kalmasına rağmen hayata tutunuyor. Aslında, Kolsuz Agop herkese ilham verecek o özel insanlardan birisi. Canlı kanlı, son derece sağlıklı insanlar, çeşitli bahanelerle hayata küsebilirken, 13 yaşında sağ kolunu kaybeden bir fakir çocuk, dünyanın sayılı doktorlarından, ülkemizin iftiharlarından, yüz binlerce insanın şifacısı oldu.

Ama bunlar işin teknik kısmı. Kolsuz Agop her şeyden önce iyi bir insandı. Yerli bir bilgeydi. Milyonların kalbinde taht kurmasının nedeni, iyi bir doktor olmayı, iyi bir insan olmakla birleştirebilmesindendi.

2005 yılında verdiği bir röportajda şöyle bir bölüm var:

“Birçok ülkenin üniversitesinden teklif almış. Almanya, Fransa, Kanada, Amerika… ‘Burada kal, kürsünün başına geç’ demişler. O, bunların hepsini elinin tersiyle geri çevirmiş. ‘Ermeni olduğun için dedeni, fukara olduğun için kolunu kaybettiğin o ülkede ne işin var’ demişler, gülmüş geçmiş. Peki ne düşünmüş? ‘Evet doğrudur: Ülkemde çok acı çektim. Sefaletin dibinde yaşadım. Doğrudur: Dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir yurt sevgisi. Boş başak dik, dolu başak ise eğiktir derler. Ben hep eğik gezdim şu dünyada. Kibirden nefret ettim. Boş başaklar gibi diklenmedim, caka satmadım, her şeyi biliyorum demedim.’”

Aklıma Hrant’ın Batı için sarf ettiği “sahte cennetler” betimlemesi geliyor. Sanki Hrantları, Kolsuz Agopları, Âşık Veyselleri birleştiren bir hat var.

Ve sanırım o hat Anadolu bilgeliği.


http://www.aksam.com.tr/yazarlar/bir-ulkeyi-sevmek-demek-kolsuz-agop-e2-80-a6/haber-708008

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: