İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Paris saldırıları gölgesinde G-20

15-16 Kasım’da Antalya’da yapılacak G-20 Zirvesi’nin hemen öncesinde Paris’te meydana gelen saldırılar, zirveye damga vuracak. Liderler, bugüne kadar çözümü konusunda anlaşamadıkları, Suriye’deki iç savaş, “terör örgütleri” ve mülteciler konularını, şimdi bu saldırının yarattığı atmosferde ele alacak.

 [Fotoğraf: AFP]

G-20 zirvesi ilk kez Türkiye’de toplanıyor. 15-16 Kasım’da Antalya’da yapılacak zirveye on bir başkan ve cumhurbaşkanı, on bir başbakan iki de Avrupa Birliği lideri katılacak.
Dünyanın en büyük ekonomilerine sahip G-20 üyesi ülkeler, ilk kez bir zirvede siyasi konuları da oturumların resmi konusu olarak belirlemiş; Türkiye’nin talebiyle bu kez zirvede sürdürülebilir kalkınma, yatırımlar ve kapsayıcılık dışında “terör” ve “mülteci” konularının da masada olmasına karar verilmişti.
15 Kasım Pazar akşamı verilecek olan çalışma yemeğinde terör ve mülteci konuları görüşülecekti. Paris’te meydana gelen ve en az 127 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan saldırıların ardından, “uluslararası terör” konusunun zirvenin ve ikili görüşmelerin bir numaralı maddesi olması bekleniyor.
14 Kasım akşamı meydana gelen saldırılar, Paris’te bu yıl içinde yaşanan üçüncü ve en büyük terör saldırısı. Fransa, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en kanlı günlerinden birini yaşadı. Bu, Avrupa ülkeleri ve ABD’nin, IŞİD’in Suriye ve Irak sahasında güçlenmesinden beri korktukları en büyük tehditti. Fransız güvenlik birimleri saldırıların organize şekilde yapıldığını duyurdu, ancak henüz saldırıları üstlenen olmadı.
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, G-20 zirvesine katılmak için yapacağı Türkiye seyahatini iptal etti. Onun yerine Fransa zirvede dışişleri bakanı düzeyinde temsil edilecek. Zirve öncesi liderlerden de Fransa’ya destek mesajları geliyor. ABD Başkanı Barack Obama kameralar karşısında yaptığı açıklamada ‘saldırının masum insanları terörize etme amaçlı iğrenç bir saldırı olduğunu ve tüm insanlığa karşı yapıldığını’ söyledi.
İngiltere Başbakanı David Cameron Twitter’da ‘Paris’te meydana gelen olaylarla sarsıldım’ yazdı. Rusya Devlet Bakanı Putin de saldırıları kınayarak ‘Hollande ve Fransa halkının yanındayım’ dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel de yazılı bir açıklama yaparak ‘Kalbim hayatını kaybedenlerin yakınları ve Fransa’daki tüm insanlarla beraber’ dedi, Hollande ile sürekli görüştüğünü belirtti. AB liderleri NATO ve Birleşmiş Milletler’den de Fransa’ya destek ve beraberlik mesajları geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da, G-20 zirvesi için gittiği Antalya’da “Bu olay ne yazık ki terörizm konusunda dile getirdiğimiz hassasiyetlerin ne kadar haklı olduğunu acı bir şekilde gösterdi” dedi. Ankara, Suriye’de süren savaşın ve Esed rejiminin IŞİD’in ortaya çıkmasının sebebi olduğunu söylüyor ve IŞİD’e düzenlenen hava operasyonlarının yetersiz olacağını savunuyor. Suriye’de kapsamlı bir plan ve sığınmacıların yerleşebileceği bir güvenli bölge için Batı ülkelerine çağrıda bulunuyor.
Fransa’nın da içinde bulunduğu, ABD öncülüğünde oluşturulan IŞİD’le mücadele uluslararası koalisyonu bu örgütün kendi ülkelerini de tehdit eden küresel bir tehdit olduğunu söylereyerek IŞİD’e yönelik hava operasyonları düzenliyor. 
“Terör” ve “mülteciler” konularının G-20 gündemine alınmasının sebebi elbette Suriye’de süren iç savaş. Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak zirvede savaşın tarafı olan ve IŞİD’le mücadele koalisyonuna katılan ülkelerin önemli bir kısmı da yer alacak. Zirve öncesi Washington, Moskova, Ankara, arası telefon trafiği de sıklaştı. Ancak Suriye konusundaki anlaşmazlık sürüyor.
[Fotoğraf: AA]
‘Anlaşmazlık bize engel olmayacak’
G-20 öncesi ülkesinin Suriye politikasıyla ilgili açıklamalarda bulunan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye krizinde tüm ülkelerin ortaklaştığı konuları IŞİD’le mücadele ve Suriye’nin toprak bütünlüğü olarak sıraladı. Ancak sahada destek verilen gruplar ve Esed’in Suriye’nin geleceğindeki rolüyle ilgili anlaşmazlık sürüyor. Kerry, bunun için de ilk kez savaşın karşı taraflarında olan tüm ülkelerin en azından bu konularda uzlaştığını; Esed’in rolü konusundaki anlaşmazlığın müzakere masasına oturmak için engel oluşturmamasına karar verdiklerini söyledi.
Rusya ve ABD uzlaşabilir mi? 
Suriye krizinin çözümünde Türkiye, Suudi Arabistan, İran gibi devletler de aktör olarak ortaya çıksa da, hem sahada hem diplomatik alanda aslen ABD ve Rusya’nın attığı adımlar belirleyici oluyor.
Rusya, Suriye’de Beşşar Esed rejimini başından beri desteklemişti. Eylül ayında Rusya Suriye’ye askeri yığınak yapmaya başladığında da ABD’nin ortaya attığı kontrollü geçiş planı şekillenmeye başlamıştı. Ancak Rusya, Suriye’ye askeri anlamda müdahil olarak, bundan sonra kurulacak herhangi bir diplomasi masasında askeri anlamda da etkisi olan, eli gerçekten de güçlü bir aktör konumuna geldi ve küresel güç olduğunu kanıtlamış oldu.
Bununla birlikte Moskova, Suriye’ye yönelik askeri müdahalesinin zaman içinde kendisine pahalı gelmeye başlayacağının da farkında. Bu nedenle de, soru işaretleri olmasına rağmen, kendi çıkarlarının zedelenmeyeceği kontrollü bir geçişe hazır gibi duruyor.
Suriye savaşının başından beri bütünlüklü bir strateji ortaya koyamayan Washington’da, Obama yönetimi içinde de bu nedenle ağır tartışmalar yaşandı, görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
ABD’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü ‘geriletip yok etme’ amacındaki operasyonları hem Rusya müdahalesi nedeniyle kesintiye uğradı, hem de bu operasyonların başından beri gerçek anlamda sonuç almaktan uzak olduğu iyice ortaya çıktı. Aynı zamanda, Rusya’nın önerdiği Esed’li geçiş planına da karşı çıkıyor, Suriye’nin geleceğinde Esed’in yeri olmadığını söylüyor.
Washington, Suriye için yaptığı hamlelerin istenmeyen yan etkileriyle de her geçen gün daha ağır bir biçimde uğraşmak zorunda kalıyor. Örneğin PYD’ye silah sağlamanın, müttefiki Türkiye ile ilişkilerini zedelediğinin farkında. Bu sebeple son haftalarda hem Washington’dan hem Ankara’dan geniş çaplı bir hava operasyonuyla IŞİD’i Türkiye sınırından uzaklaştırma planları olduğuna dair açıklamalar geliyor.
Mülteciler Ege Denizi’nden geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor. [Fotoğraf: Reuters]
Mülteci krizi de gündemde
Suriye krizinin sonuçlarından biri olan mülteci sorunu da G-20’nin ekonomi dışı gündeminde olacak. 2 milyondan fazla sığınmacıyı topraklarında barındıran Türkiye, uluslararası toplumun da konuya el atması için yıllardır çağrıda bulunuyordu. Ancak yüz binlerce sığınmacı Avrupa’ya akın etmeye başladığından beri konu Avrupa Birliği ülkelerinin öncelikli gündem maddeleri arasına girdi.
AB ülkeleri sığınmacıların Türkiye’de kalmasını ve bu sebeple Türkiye’ye maddi yardımda bulunmayı teklif ederken, Ankara Suriye’nin kuzeyinde sığınmacıların yerleştirilebileceği bir güvenli bölge oluşturulması gerektiğini söylüyor. Ancak güvenli bölge oluşturmak askeri ve siyasi işbirliği gerektiriyor. Bu sebeple henüz ABD, Rusya ve birçok Avrupa ülkesi bu teklife sıcak bakmıyor.
AB ise Kasım ayı sonunda Türkiye ile zirve düzenleyerek mülteci krizini detaylı bir şekilde görüşmek istediğini duyurdu.
Erdoğan-Obama görüşmesi Pazar akşamı
Zirve 15 Kasım Pazar günü öğlen saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayacak. Konuşmanın ardından düzenlenen çalışma yemeğinde gündem ekonomi ağırlıklı olacak. Ardından hazırlanan kültürel programlar esnasında liderlerin ikili görüşmeler yapması bekleniyor. Akşam yapılacak çalışma yemeğinde ise terör ve mülteci konuları görüşülecek.
15 Kasım Pazar akşamı Obama ve Erdoğan’ın ikili görüşmesi de olacak. Aynı gün Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu da dışişleri bakanlarına yemek veriyor.
Pazartesi günü yapılacak sabah toplantısının ardından ekonomi ağırlıklı G-20 2015 bildirisi kabul edilecek. Erdoğan’ın kapanış konuşmasının ardından 2016 dönem başkanı Çin’in lideri Xi Jinping konuşma yapacak ve zirve sona erecek. Zirvenin sona ermesinin ardından liderlerin basın toplantıları düzenlemesi bekleniyor. Erdoğan da ev sahibi ülkenin lideri olarak yerli ve yabancı basının sorularını yanıtlayacak.
Zirveye iş adamları ve üye ülkelerin diplomatik misyonları dâhil 13 bine yakın kişi katılıyor. Üç bin gazeteci de zirveyi izlemek için akredite oldu.
Kaynak: Al Jazeera

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: