İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Paris’te “Ayasofya Müzesi” esintisi

Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Saint Esprit Kilisesi, Ayasofya Müzesi’nin mimarisine benzerliğiyle dikkat çekiyor. Paris’te kubbeli tavanı ve iç mimari düzenlemesiyle İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’ne benzeyen ve semt sakinleri tarafından “Küçük Ayasofya” olarak adlandırılan Saint Esprit Kilisesi, Türk ziyaretçilerini bekliyor.

Paris’in doğusunda, 3. Napolyon’un talebi doğrultusunda 19. yüzyılda yerleşime açılan Daumesnil bölgesinde bulunan Saint Esprit Kilisesi, mimarisiyle dönem kiliselerinden ayrılıyor. 1929’da açılan ve 1979’da Fransa Kültürel Miras Listesi’ne alınan kilisenin en çok dikkati çeken özelliği, Fransa’da ve genel olarak Batı Avrupa’da oldukça ender görülen kubbesi. 22 metre çapında ve yerden yüksekliği 33 metre olan kubbenin inşasında, Ayasofya’nın 31 metre çaplı ve 50 metre yüksekliğindeki kubbesinden ilham alındığı düşünülüyor.

Kilisenin “Art, Culture et Foi” adlı kültürel derneğinin sorumlusu Olivier Byl-Dupuich, kilise halka açıldığında semt sakinlerinin Ayasofya’ya olan benzerliğine şaşırdıklarını ve o zamandan beri kilisenin bölgede “Küçük Ayasofya” olarak adlandırıldığını ifade etti.
Byl-Dupuich, kilisenin mimarı Paul Tournon’un ise “Ayasofya’yı kopyalamadım” diyerek kendini savunduğunu ve bunu daha çok bir “ilham alma” olarak nitelediğini belirtti.
“İs tutan tavanlar, benzerliği daha görünür kılıyor”
Paris’te en son açılan ibadethanelerden biri olan Saint Esprit Kilisesi, Ayasofya ve diğer tarihi yapıtların aksine tamamen betondan inşa edilmiş olmasıyla da dikkati çekiyor. Kilise yetkilisine göre, inşasında beyaz renkte olan ve zamanla yakılan mumlardan dolayı is tutan duvarların şu anki koyu rengi, Ayasofya ile olan benzerliği daha görünür kılıyor.
Yalnızca 27 günde inşa edilen kubbenin, “bütünlük” ve “sonsuzluk” anlamlarına geldiğini ifade eden Byl-Dupuich, kubbeli tavanın bir dönem Gotik mimarinin hakimiyeti nedeniyle Batı Avrupa’dan tamamen kaybolduğunu ancak bu kiliseyle bu tip tavanın geri dönüş yaptığını söyledi.
Dışarıdan, tuğlalı yapısıyla kubbesi hariç oldukça modern bir görüntüde olan kilise, iç ayrıntılarıyla da Paris’teki tarihi kiliselerden ayrılıyor. Duvarlarına kırka yakın sanatçı tarafından çizilen fresklerle 12 Havariler’den 20. yüzyıla kadar Hristiyanlığın tarihi anlatılıyor.
Paris’in turistik noktalarından uzak olduğu için yabancıların kiliseye fazla gelmediğini ve şimdiye dek hiç Türk ziyaretçiyle karşılaşmadığını söyleyen Byl-Dupuich, “Türk ziyaretçileri bekliyoruz. Burası ibadethaneden öte bir yapı ve kapımız herkese açık” dedi.
“Art, Culture et Foi” derneğinin üyesi Mimar Alain Leroy-Chaumette ise daha önce Fransa’da görevli bir imam grubunun kilise ile Ayasofya arasında olan benzerlikleri incelemek için bir ziyarette bulunduğunu fakat turistik amaçlı ziyaretlerin henüz yaygın olmadığını söyledi.
Dernek yetkilileri Byl-Dupuich ve Leroy-Chaumette, kiliseyi görmek isteyen Türk turistler için özel ziyaretler düzenleyebileceklerini de sözlerine ekledi.
AA

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: