İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Cehalet kanıksanınca

Selin Milano Barlas
6-7 Eylül olaylarının geçtiğimiz günlerde yıldönümü vardı. Aklıma Dilek Güven’in tezi geldi. Okuduğumda kanım donmuştu. Yalnız vahşete değil, vahşet ile yoğrulmuş cehalete… O zaman gayrimüslimlere saldıran acaib-ül mahlûkat, din ve kültür tasnifinden o kadar uzak ki neden ve ne yaptığını bilmiyor. Şimdi ile geçmiş arasında pek bir fark yok da hadi neyse… Tahrip edilen kiliseler, yakılan dükkânlar, tacize uğrayan kadınlar, meydanlarda sünnet edilen rahipler/papazlar ve linçlerin arasında hırsımdan gözlerimi dolmuş buldum…Tiksindim. Sonra gözlerim bir ara başka bir cümleye ilişiverdi. O kara 6-7 Eylül günlerinde yalnızca gayrimüslimlere değil birkaç Müslüman’ın işyeri de saldırıya uğramış. Fakat saldırıya uğrama sebepleri şu: Jinekolog, operatör, ürolog gibi kelimelerin ne anlama geldiğini bilmeyen dehalar(!) “Onlar da gavurdur, saldıralım” demişler. Tanıkların anlattığı bu yönde… Yani, yine cehalet!

***
Canım ülkemde yeni bir günde nasıl bir kriz yaşanacak diye beklemeye gerek yok… Her an bir kriz de ondan!
Hep şikâyet ettiğimiz bir mevzu var. Cahil olmamız.
Birine veya bir şeye saldıracaksak anlamaya ne gerek var? Dalıver gitsin… Değil mi?
Gülse Birse bir yazı yazmış ve hemen cahil bir takım kadına hakaret, tehdit gibi gayri medeni kabadayılıklarda bulunmuş… Şaşırdınız mı? Ben hiç şaşırmadım…
Neden diye sormayın! Zahmet etmeyin! Zaten söyleyeceğim.
6-7 Eylül olaylarının geçtiğimiz günlerde yıldönümü vardı. Aklıma Dilek Güven’in tezi geldi. Okuduğumda kanım donmuştu. Yalnız vahşete değil, vahşet ile yoğrulmuş cehalete… O zaman gayrimüslimlere saldıran acaib-ül mahlûkat, din ve kültür tasnifinden o kadar uzak ki neden ve ne yaptığını bilmiyor. Şimdi ile geçmiş arasında pek bir fark yok da hadi neyse…
Tahrip edilen kiliseler, yakılan dükkânlar, tacize uğrayan kadınlar, meydanlarda sünnet edilen rahipler/papazlar ve linçlerin arasında hırsımdan gözlerimi dolmuş buldum…
Tiksindim.
Sonra gözlerim bir ara başka bir cümleye ilişiverdi. O kara 6-7 Eylül günlerinde yalnızca gayrimüslimlere değil birkaç Müslüman’ın işyeri de saldırıya uğramış.
Fakat saldırıya uğrama sebepleri şu: Jinekolog, operatör, ürolog gibi kelimelerin ne anlama geldiğini bilmeyen dehalar(!) “Onlar da gavurdur, saldıralım” demişler. Tanıkların anlattığı bu yönde… Yani, yine cehalet!
Çok uzağa gitmeden yurdum insanının nefret dolu başka halleri aklıma geldi. Çinlilerin ve Uygurluların meselesini kendi iç politikası yapmaya çalışan bir kesim sokaklara dökülüp Çin lokantalarına saldırıp derin(!) antropolojik bilgileriyle hemen Çin’de Uygurlara haksızlık yapanları tespit etmişler. Yine gidip Çinli sandıkları Uygurların ağzını burnunu kırmışlar.
İnsan hakikaten bu ülkede sinir hastası olur. O kadar saçma şeyler yaşıyoruz ki… En fenası farkında değiliz… Saçmalığı ve cehaleti kanıksadık…
Üniversiteye giderken Uğur Dündar’ın sunduğu ana haberler vardı. Orada Beşiktaş ya da Kadıköy İskelesine gidilir ve halka sorular sorulurdu… Unutamadıklarımdan biri  “TBMM’nin açılımı nedir?” sorusuydu…
Biri “Trabzon, Bursa, Manisa… Doğru mu gidiyorum?”… Öbürü “ Özel… O da bende saklı kalsın” gibi dünya saçması cevaplar ile nutkum tutulurdu.
Yüzleşmemiz yalnızca medya, basın ve televizyon ile değil…
Bazı doktorların hastalarına “az ibadet ettiğin için sağlığın bozulmuş” gibi cahilin her yere en fenası da tıbba sızdığı feci bir düzenin içindeyiz.
Annem Türkiye’ye ilk geldiğinde sokaktaki insan “Bacım, sen hangi köydensin? Şiven çok değişik” diyen insanların çoğunlukta olduğu bir ülkedeyiz.
Faşist kimi sevdiğini veya sevmediğini bilmiyor…
Yazarlar fikirleri ve makaleleri yüzünden saldırıya uğruyor… En fenası da saldıranlar ne yazdığını bilmeden hemen yargısız infaza geçiyor…
Gayrimüslim nefreti içinde boğulana başka dini sormaya bile gerek yok, kendi dinini sor yeter. “Duada ne dediğini anlıyor musun? Bir anlatsana” de… Bak bakalım izah edebiliyor mu?
Sağda solda gidip Çinli diye Uygurlu döven uzmanlara(!) sormalı “Hayatında ne okudun? Ne biliyorsun? Uygurlu ve Çinli arasındaki fark ne?” diye sor…
Kabul edelim, çok cahiliz. İkinci bir dili bilmeyi bırakın, insanlar kendi dilini bile konuşamıyor ama okulları utanmayıp ekimde açıyorlar… Eğitime ne gerek var canım? Kızlar börek sarsın, erkekler kahvede dünyayı kurtarsın…
Ya aklımızı başımıza alırız ya da bataklığa iyice saplanırız…
Geçmişte nefretten bir şey kazanılmadı. Bu topraklardan herkesi kaçırıp zanaatsız ve sanatsız bıraktınız Anadolu’yu… Sizden çoooook önce burada olan, hepimizin tarihine ışık tutan çok masum insanı kaçırdınız kör cehaletiniz yüzünden!
Cehalet ile savaş her şeyden önce gelir.
Romalıların dediği gibi “Ex orient lux / Güneş doğudan yükselir”. Bu teknik değil sembolik bir referanstır. Bu referansı Doğu’nun kendisi yerle bir etti. Hakikaten insanlık bu coğrafyadan köklendi ve yine bu coğrafyadan medeniyete savaş açılıyor… En büyük silah ise cehalet!
Medeniyetin beşiği Anadolu demeyin artık lütfen…
Düşünmeyen, cahil ve nefret dolu bir toplum yalnızca benim, yalnızca Eleni’nin, Gülse’nin, Ahmet’in, Raşel’in değil… Senin de tehliken…
Cehaletin hedefi yok ondan…
Bugün ben…
Yarın sen…
Hedef yalnızca aydınlık…
Güneş tekrar doğudan yükselsin…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: