İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan Ermenileri Ve Bizler!…

Levon Panos Dabagyan
Bizim siyasilerimiz, başta bürokratlarımız olmak üzere, Ermenistan’a ve Ermenistan Ermenilerine hiçbir zaman sıcak bakmamış, her daim menfi tavır almıştır. Ancak, buna rağmen yine de Ermenistan Ermenileri’nin Türkiye’ye gelerek çalışmalarına, burada kazandıklarını Ermenistan’daki yakınlarına göndermelerine dahi hiç ses çıkarılmamış, bilhassa yardımcı olunmuş ve olunmaktadır. Değerli okuyucularım, bu davranışta bir çelişki görülmüyor mu?… Bence, görülmemektedir. Zira, Türk Milleti Ermenileri hiç bir zaman yabancılamamış, ciddi bir düşman olarak görmemiştir!… Şayet öyle olsaydı, Ermenistanlılar’ın Türkiye’de ekmeklerini kazanmalarına en azından halkımız karşı tavır alır, barındırmazdı.

Ancak, Bürokratlarımız ve Siyasi cenahımız, Soydaş olarak vasıflandırdığı Azerbaycan’ın hatırına binaen, zaten sıcak bakmadıkları Ermenilere karşı tavır almakta ve zaman, zaman Türkiye’deki Ermenistanlıları, hudut harici etmek gibi tavırlara girmektedir!…
Halbuki, bu tavırları kısmen de değil, tamamen yanlıştır. Şöyle ki; “Ermenistan’da, Ruslar tarafından körüklenen Türk düşmanlığı politikaları”, Ermenistan’lı Ermeniler’in Türkiye’ye gelerek, Türk halkı içinde, kendilerine bir dost, bir kardeş muamelesi görmeleri çoğunun aslında suni olan düşmanlık tavırlarının yersiz ve isnatsız olduğunu görebilmelerini sağlamaktadır. Yani bu durum Devlet Hükümetlerimizce ciddi olarak ele alınacak olursa, zaman içinde çok şeyin kendiliğinden düzelebileceğini bizzat görebilecektir.
Azerbaycan dahi bu durumdan istifade ederek, Ermenistan ile durumunu düzeltmeye çalışacaktır.
Azeriler’in Askeri açıdan güçlenmeye çalışması ve bu hususta zaman, zaman ses duyurması vs. aslında boşa kürek çekmekten ileri gitmez. Çünkü, olsun Federal Rusya ve olsun Batı Dünyası, Ermenistan’ı Azeriler’e yedirmezler.
Bu öyle bir siyasi oyundur ki, Bürokrat ve Siyasilerimiz ancak çözebilirler!.. Peki hiç çözmeyi düşünmüşler midir?… Kesinlikle hayır, hem de kocaman bir hayır! Zira, bu uğursuz mesele çözülmeye yüz tutarsa, onların işlerine gelen ortam tamamen yoklara karışır ve de “Türk-Ermeni Meselesi” diye bir unsur kalmaz. Hem de ebediyen yok olmak üzere…
Türkiye’de bilhassa “Türk-tebaası” Ermeniler’in varlığından rahatsız olan, Türk’ler olmayıp: Türkiye’de de güçlü nüfuz sahibi bir “azınlık” ve onun yandaşlarıdır… Bürokratlarımız ve siyasilerimizden elde ettikleri: Ya kandırılmış veya; kendi ferdi menfaatlerini her şeyin üstünde gören silme egoistlerdir!…
Bu konuda asıl tehlike, ikinci kategoride yer alanlardır ki, biz böylelerine hiç düşünmeden: “vatan haini” diyoruz! Bunlar nasıl kişilerdir? Siyasi görüşleri ne yöndedir?…
Dini ekoldendirler ancak, “Dindar değillerdir.”, Sosyalisttirler ancak, “idealist değillerdir.” Komünisttirler ama, “kalben ferdi Faşisttirler.”, Kemalist’tirler ama, “Yüce Önderimiz inkılâpları dışında.” Demokrattırlar ama, “ferdi hürriyete inanmazlar!…”
Böylesine bir düşünceye sahip, kimselerin, İktidar Partisi içinde bulunması, sadece mensubu bulunduğu siyasi kuruluşa değil, aynı zamanda ülkeye ve kendisine de zararı dokunabilir!…
Böyleleri, Ermeni Meselesi’ni her daim taze tutabilmek gayesiyle bir takım mizansenler meydana getirerek, ilk başta, “Türkiye-Ermenileri”ni sahipsiz bırakmak ve tutunabilecekleri tek bir dal dahi bırakmamak gayesiyle, nice entrikalar çevirmiş ve de çevirmekte berdevamdırlar…
Türkiye, “Ermeni Meselesini” bir an evvel halletmek mecburiyetindedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ortam, buna mecbur kılmaktadır. Kaldı ki, Ermenilerle olan siyasi anlaşmazlık, suni olup; bazı devletler tarafından organize edilen bir faktördür. Merhum, Sultan II. Abdülhamid Hân’ın buyurmuş oldukları gibi: “Ermeni Meselesi, Ermenilerin Meselesi değildir.”
Türkiye idarecileri; hemen her daim, “İttihat ve Terakki Fırkasını” koruyacağım diye, Türk Milleti’nin adını bu meseleye katmaktan vazgeçmek mecburiyetindedirler.
Günümüz Dünyası “ırki harslarla” değil, beynelmilel maddi çıkarlara göre idare edilmekte, Cihanı idare eden günümüzün süper Devletleri de kendilerinin koyduğu kurallara göre ülkelerle münasebetlerini yürütmektedirler.
Türkiye sıradan bir devlet olmadığı halde, bazı yanlış veya modası geçmiş saplantıları yüzünden, asırlara dayanan koca mazisinin gözlerden uzak edilmesinde birinci derecede rol oynamaktadır.
Soruyorum; bin bir problemi içinde zar, zor ayakta kalmaya çalışan günümüz Ermenistan’ı, Türkiye’ye karşı herhangi bir saldırı(!) niyeti taşıyabilir mi?… Bakın gaye veya düşüncesi taşıyabilir mi demiyor “Niyeti” diyorum ki, bu dahi, Erivan “Yerevan” için yanlışların en büyüğü demektir!…
Önceki Cumhurbaşkanımızı, Sayın Abdullah Gül Beyefendilerinin Ermenistan’ı ziyaretleri, her iki taraf için de olumlu notlar kazandırmış olmasına rağmen, bizde, bilhassa muhalefet Partileri’nin meseleye menfi açıdan bakarak, ülkemizi bu hususta ayağa kaldırmaya çalışmış olmalarına hâlâ unutmuş değiliz!…
Çok enteresandır: Türkiye; gelmiş geçmiş bütün düşmanlarıyla bir şekilde uyum sağlarken, Ermenistan’ı niçin her daim dışlamakta olduğunu bir türlü anlayabilmiş değilim?!!..
“ASALA” meselesi dahi, bu hususta yeterli değildir. Çünkü, ASALA, aslında beynelmilel bir kuruluş olup, doğrudan “Ermenistan’ı temsil etmez!…” Mezkûr kuruluşun içinde “Türk solcuları” dahi yer almış ve fakat bu yönü hiçbir zaman dikkatlere sunulmamış. Ancak, merhum, Mahir Kaynak Bey bu konuya TV oturumlarından birisinde temas etmiş, meseleye açık olarak değinmişlerdir!…
Bilhassa dikkatlere çekerim; “ASALA, Ermeni kuruluşu değil, beynelmilel bir kuruluştur”, iddiasının sahibi, hiç de sıradan birisi olmayıp, MİT Teşkilatımızın değerli elemanlarından birisi idi.
Kendilerini “Dördüncü Kuvvet” olarak vasıflandıran Medyamıza gelince. Dünlerde olduğu gibi, günümüzde de Ermeni konusu oldu mu, derakap veryansın etmekten geri kalmayan, bu Dördüncü(!) kuvvet, Ermenistan gibi küçük ve bin-bir problemi olan bir Devletcik’in, kahir ekseriyetle aleyhinde yazıp, çizmiş ve yine de yazıp, çizmektedir. İstisnalar kaideyi bozmaz, lâkin durum aynen bu merkezdedir.
Kendi ırkının dışında ırk tanımayan, başkalarının egemenlik hakkını hiçe sayan bir ırkın mensupları, Milletler camiasında asla yer bulamaz ve her zaman dışlanır.
Dolayısıyla, Türk adını böylesi sapık bir inançta kullanmaya kalkışmak, Aziz Türk Milletine en büyük fenalığı yapmış olur ve zaten öyle de olmaktadır!…
Böylesi bir düşünce ve inanç, hiçbir surette Türk Milletine mal edilemez. Çünkü, Türk bu gibi inançların dışında yaşayan bir münevver ırktır. Şayet öyle olmasaydı, asırlarca Cihan’a hükmedemezdi ve biz Ermeniler küçük de olsa, bir millet olamazdık!…
Günümüz Türkiye’si, öylesine akla gelmedik merhaleler aşmış ki, Parlamentosu’nda dahi yekdiğerini anlamak istemeyen Milletvekilleri çoğunluğu temsil eder duruma gelmiş ve böylesi şartlar altında, “Ermeni adı”, eşittir düşman, inancına dönüşmüş ve bu durum da ülkemiz düşmanlarının ekmeğine yağ sürmüş ve Türkiye’de tek bir Ermeni kalmayıncaya kadar, bu böyle devam edip gidecektir!…
Böylesi bir yanlış, gerçekleşir mi, gerçekleşmez mi? Bunu bizlere zaman gösterecektir!…
Ancak, şu hususu rahatlıkla dikkatlere çekebiliriz ki, şayet Türkiye bu yanlışını devam ettirecek olursa, “Ermeni adı” belki silinip gidecektir ama, Türkiye’nin de ırki harslara aşırı bağlılığı sebebiyle, Milletler sosyetesindeki mevkii hayli sarsılacaktır.
ABD başta olmak üzere Batılı Emperyalistler yeni, yeni Ermenistan’lar meydana getirecek ve aynı oyun tekrar sahnelenecektir!…
Temennim odur ki; Türkiye’de; (Sayın Abdullah Akosman, Sayın Hanefi Kayan, Sayın Mehmed Kahraman, Sayın Cengiz Özterzi ve Sayın Asım Ertürk gibi gerçek manada Türk insanlarından mahrum kalmasın!…)
Ermeni Kadim Kilisesi’nde, İslami ilaheler okumak; Patrik Vekili Sayın, Aram Ateş Efendiye rağmen, propaganda açısından hiç de olumlu netice alınmamıştır!…
Türk Milleti, biz Ermenileri inandığımız dinle birlikte sevmiş, öyle kabullenmiştir. Şayet o sevgi devam ediyorsa ki, temennim odur, olumlu açıdan tamamen yeterlidir diyebiliriz.
Demem odur ki, ayrıca bir takım gösteriler hiçbir şeyi değiştiremez. Tam aksi, menfi tesir bırakır!…
Saygıdeğer okuyucularım, yeni bir makalemde buluşabilmek ümidi ile cümlenize hayırlı yarınlar diliyorum efendim. Saygılarımla.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: