İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir tehcir romanı

Yavuz Selim Küçük
Bahadır Yenişehirlioğlu bu kez karşımıza yüreklerde derin izler bırakan ve 1915 Ermeni tehcir olayını işleyen romanı Kanaviçe ile çıkıyor. Hayatın içinden, gerçek bir hayat hikâyesi Kanaviçe.Bahadır Yenişehirlioğlu bu romanla, bir gecede evlerinden, yurtlarından, vatanlarından olan “millet-i sadıka”nın evlatlarının yaşadığı acı ve hüzün dolu günleri özgün kalemiyle yeniden gün yüzüne taşıyor. Toplumun fertlerini yargılamadan, suçlamadan sadece yaşanmış hayat hikâyelerini, acıları, hüzünleri, umutları ve sevdaları 1915 Ermeni tehcir olaylarının 100. yılında yeniden hatırlatıyor. 1915 yılında Anadolu’da yaşanan Ermeni tehciri, yıllardır ithamlarla, inkârlarla tartışılıp duruyor.

****
Bahadır Yenişehirlioğlu Timaş Yayınları’ndan çıkan Kanaviçe romanıyla kardeşliğimize, barışa katkı sağlıyor, hafızamızı insanî yönden tazelememize yardımcı oluyor.
Romanlarında tarihsel, toplumsal ve sosyal olayları işleyen; özgün, güçlü kalemi ve yalın, akıcı üslubuyla tanıdığımız edebiyatçı yazar Bahadır Yenişehirlioğlu bu kez karşımıza yüreklerde derin izler bırakan ve 1915 Ermeni tehcir olayını işleyen romanı Kanaviçe ile çıkıyor. Hayatın içinden, gerçek bir hayat hikâyesi Kanaviçe.
Bahadır Yenişehirlioğlu bu romanla, bir gecede evlerinden, yurtlarından, vatanlarından olan “millet-i sadıka”nın evlatlarının yaşadığı acı ve hüzün dolu günleri özgün kalemiyle yeniden gün yüzüne taşıyor. Toplumun fertlerini yargılamadan, suçlamadan sadece yaşanmış hayat hikâyelerini, acıları, hüzünleri, umutları ve sevdaları 1915 Ermeni tehcir olaylarının 100. yılında yeniden hatırlatıyor.
1915 yılında Anadolu’da yaşanan Ermeni tehciri, yıllardır ithamlarla, inkârlarla tartışılıp duruyor. Siyasetin sert ve kısır kavgalarına malzeme edilen 1915 Ermeni tehciri, insani hikâyeler de barındırmaktadır ve bu hikâyeler, milli ve toplumsal hafızamızda pek çok derin acılar, yaralar ve trajediler bırakmıştır. Hadiselere tam da bu noktada yaklaşan Bahadır Yenişehirlioğlu Kanaviçe romanıyla kardeşliğimize, dostluğumuza, barışa katkı sağlıyor, hafızamızı insanî yönden tazelememize yardımcı oluyor. Kanaviçe yalın, arı, duru, akıcı diliyle bir solukta okunabilecek bir roman.
UMUTLARI OLMAYAN UMUT OLABİLİR Mİ?
Yüreğine tehcirin yangını ve derin acısı düşen, yapayalnız kalan âşık bir kadın: Ani… Çocuklarını, ailesini, çok sevdiği eşi Ani’yi kaybeden, hüznün, acının derin kıyılarında çaresiz kalarak yurdunu, yuvasını, aşkını, hayatını, yaşanmış ve yaşanacak ne varsa hepsini geride bırakıp uzak ülkelere gitmek mecburiyetinde kalan, yüreğine ayrılığın, çaresizliğin ve hüznün derin acısı çöken, yüreği yaralı bir baba: Aram… Korkunç bir trafik kazasında tüm ailesini ve kardeşlerini kaybederek, hayatın ve çaresizliğin, acının ve öfkenin içinde kalan, geçmişini, geleceğini, umutlarını, merhameti ve aşkı arayan genç bir adam: Mert… Ve Anadolu insanının içine düştüğü bu elim olaylara karşı insanî, vicdanî ve ahlakî duruşuyla tehcir olayına en sert muhalif tavrı koyarak, “Bu insanlar benim komşularım, arkadaşlarım ve halkım…” diyerek sesini yükselten, dönemin Kütahya mutasarrıfı Faik Ali Bey.
BUZ TUTTU BÜTÜN DALLAR
Yüreği yaralı, acılı anne Ani, hayat yoldaşı, sevdası Aram’ın yokluğuyla çaresiz ve yapayalnız kaldığını düşünerek cinnet getirir. Olayları yatıştırmak için hayatını ortaya koyan Aram, geri döndüğünde aşkını, sevdasını, eşini, Ani’sini ve çocuklarını kaybetmenin acısıyla yıkılır, umutları söner, her şey birden yanıp kül olur… Aram ile Ani’nin sönen sevdaları aradan yıllar geçtikten sonra, Nazlı ve Mert ile yeniden filizlenecek, başak olup aşka dönüşecektir; aşka düşen goncalar gül olur, bulutlar yağmur olur.
ZAMANSIZ AŞKLAR
Onlar birbirlerinden habersiz, kendi dünyalarında yalnızlıktan, sevgisizlikten hayatın keşmekeşinden bunalmış yaşayadursunlar, kader ağlarını örerek Nazlı ile Mert’i adım adım birbirlerine yaklaştıracaktır… Nazlı’nın kuzeni Daniel’ın elim bir trafik kazası geçirmesi sonrası her şey yeniden canlanıp hayat bulacak; Nazlı Mert’e, Mert de Nazlı’ya kavuşacaktır. Aşk, yepyeni dünyalara heyecan ve umut taşır… Sevdaya dokunmak ister.
Kitaptan
“Açık denizlerde yunus olmak, ulu ormanların içinde bir ağaç olarak göğe yükselmek, avuç içinde aciz bir kul olmaktır aşk. Ana rahminden can, ruhlar aleminden söz, ocak başında sıcak bir somun ekmek, pınar başında bir avuç sudur bazen aşk…”
“Sevgilim seninle yürüyorum bu arz üzerinde; aşk denizinin orta yerinde, gökyüzünde, bulutların üzerinde. Sen bütün eksiklikleri doldurdun bir tanem sende huzur buldum ben. Neslimi çoğaltmak; merhamete, aşka, muhabbete kavuşmuş çocuklar büyütmek istiyorum. Sadece seninle yürümek istiyorum sevgilim.”
Kanaviçe
Bahadır Yenişehirlioğlu
Timaş Yayınları

 http://haber.star.com.tr/kitap/bir-tehcir-romani/haber-1055692

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: