İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Marul vs. börek

Dr Elif Uluğ  
Yine harika bir sabah, tam çıkacağım kapıdan ama o da ne, acil bir mail gelmiş, cevap yazmam gerekiyor. Benim sevgili Amerikalı öğrencilerimden biri, yine on puanlık uzmanlık sorusu kıvamında zihni sinir bir soruyla karşı karşıya bırakmış beni.Vereceğim cevabı düşünürken, evet ben de çalışırken sizin gibi tembellik ediyorum, facebook’ta bir habere denk geliyorum: “Ermenistan’ın yeni adalet bakanı belli oldu.” Gene tık almak için yaptıkları saçma sapan haberlerden biri sanıyorum. Çünkü haberde mükemmel bir genç kızın fotoğrafları var; dal gibi incecik duru yüzlü bir kız ve kocaman bir çift mavi göz. Yine merakıma dayanamayıp tıklıyorum sizler gibi, “Bakalım bu sefer altından ne çıkacak?” diye merakla. Şaka değil, Ermenistan Ulusal Meclisi 32 yaşındaki Arpine Hovhannisyan’ı adalet bakanı olarak atamış. 

Bu pırıl pırıl kadın Türkiye’den pek kimsenin bakmadığı, 131 vekillik parlamentosunda 14 kadın vekil sayısıyla dünya sıralamasında 115. sırada yer alabilen Ermenistan’da bakan olabilmiş, hem de eften püften bir bakanlık değil, adalet bakanlığı.
Şaşkınlığım daha sürecekti ama tam o sırada eşim bana dönüyor ve oğlumuzun okul ücretinin havalesini yapıp yapmadığımı soruyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, o anda sevgili annem bir sorunu acilen ve hem de çok acilen çözmem gerektiğini söylüyor; bir dert daha bana havale oluveriyor. Arpine’e sevinsem mi kendi halimize üzülsem mi diye düşünemeden bambaşka bir gündemle baş başa kalıyorum.
Haftalık rutinim bu şekilde gerçekleşiyor ama araya arkadaşlarla yapılan programları, zaman zaman katıldığım bilimsel toplantıları, kızımın okul arkadaşlarının anneleriyle yaptığım programları falan katmıyorum. İş-güç, siyasi sorumluluk, ailenin sorumluluğu derken “Hepsini bir arada yürütüyorum, mükemmelim” diyecek değilim. Benim de altından kalkamadığım, ama bir kadının yapmakla mükellef olduğu ciddi işler var: Börek.
Müslümanım, 22 yıllık evliyim ve evli kalmaya da cidden çok niyetliyim; ama börek açamıyorum. Bu büyük günah yetmezmiş gibi sarma, mantı, keşkek gibi geleneksel yemeklerden nasibimi aldığım da söylenemez. (Milletin değerlerinden uzak Beyaz Türk derler mi buna da?) Bu yemeklerle ilgili elimden gelen tek şey, bulduğum yerde dalmak. Bunları yapamamakla övünür olduğumu sanmayın, bilmek isterdim ama zamanım hiç olmadı. Hep okudum, çalıştım, çalıştım, çalıştım.
Geçtiğimiz hafta TV10’da konuşmacı olarak davetliydim. Altı kadın bir aradaydık ve “Eğer Müslüman bir kadın börek yapmasını bilmiyorsa o aile dağılmaya mahkûmdur” diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın adını hatırlayamadık. (Bir de bakan sadece Müslüman kadınlara böyle bir yükümlülük getirmiş. “Bu ülkede azınlıkların yeterince derdi var, bir de başlarına börek açmayayım” diye düşünmüş olacak herhalde) Bu bakanımız, kabinedeki tek kadın bakan.
1934’te seçme ve seçilme hakkı tanınan Türk kadınları neden acaba sadece Aile ve Sosyal Bakanlığı’na razı olmak zorunda? Değil zorunda. “Kadının yeri ailedir, görevi anneliktir” sığ düşüncesi Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’e ne diyecek acaba? Kendisi yedi çocuklu. Tam 7 (yedi) çocuğu var ve en küçüğünü 1999’da doğurmuş. İki lisans bitirmiş bir doktor olan Von der Leyen, öyle Lüksemburg’un filan değil, Avrupa’nın lokomotifi olan Almanya’nın savunma bakanı. Mitinglerde laf salatası yapmak için değil, gerçekten dünyanın en önemli ülkelerinden olan Almanya, yine bir kadın başbakan tarafından yönetiliyor ve Merkel o koltuğu devretmeye pek de yakın değil. (Bizdeki gibi istediği sonuç çıkana kadar koltuğa yapışmayı kastetmiyorum tabii ki. Merkel hâlâ halkın yoğun desteğine sahip.)
Türkiye’deyse her gün dört kadın erkek şiddeti yüzünden eziyet çekiyor; öldürülüyor. Sokaklarda kadınların dövüldüğü, öldürüldüğü, çağdışı korkunçlukların sergilendiği ülkemde; yıllardır siyasi mücadele içinde olan bir kadın olarak söylüyorum bunu, taa bakanlığa kadar yükselebilmiş bir kadın çözüm olarak diyor ki: “Börek yapın ki evliliğiniz yürüsün.”
Ancak kendisi adına üzgünüm, mevcut iktidarın yaratmak istediği kadın imgesiyle Türkiye’deki kadın gerçekliği uymuyor. Suudi Arabistan’da geçtiğimiz aylarda kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı, bu hakkı kullanmak için sadece 16 kadın başvuru yaptı, koskoca ülkede 16 kadın! “Bakın beyler,” Türk kadınları Suudi kadınlarına benzemiyor, bu hak Osmanlı’dan beri yükselen kadın hareketiyle, adım adım ilerleye ilerleye, söke söke alındı. Kazanılmış haklar kolay geri verilmez, vermeyiz de. İlla örnek alınacaksa, Almanya örnek alınsın. Çoğu yönden geri kalmış, halkının çoğu yoksullukla mücadele eden ve Türkiye’yle refah açısından kıyaslanması pek de mümkün olmayan Ermenistan’da bile bir Arpine çıkarken, Türkiye’de bu bakanlara razı edilmemiz beklenmesin. NASA uzayda marul yetiştirmeye başlamışken, kadınları börek pişirmeye zorlayan bir iktidarı ciddiye almamız beklenmesin.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: