İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kozan’da Bir Ermeni Papaz’ın Türklere Yardımcı Olması

Fransızların Sis’ten (Kozan) ayrılma hazırlıkları sürerken Manastır’da esir olarak tutuklanan Türklerin perişan durumunu gören manastırın baş papazı Yağişe Efendi, tanıdığı Türklere yardımcı oldu…Gün ramazandı, Ağzımız oruçlu bulunuyordu. Ne olacağımızı merak etmekteydik. Kalabalık arasında yanımızdan geçmekte olan  Katolikos Vekili Yağişe Efendi bizi gördü. Ne için orada bulunduğumuzu sordu. Meseleyi anlattık. Üzüntülerini belirtti. “-Hiç korkmayınız. Sizi ne Adana’ya kadar sürükleyip götürürler ve ne de burada kilisede bırakırlar. Tahmin ederim ki, az sonra sizi evlerinize gönderirler. Eğer göndermezlerse şuradaki evlerden yemek ve yatak getiririz. Burada kalırsınız. Saat üç’e kadar memleket boşaltılacaktır. “Burada bizleri de beraber sürükleyip götürüyorlar. Gitmeyeceğimizi söyledik. Mitralyozla sizi çıkartırım” dedi. İşte bizler gideceğimiz zaman buranın bu memleketin şerefi olan manastırı size teslim ederiz” dedi. İkimize de birer paket sigara verdikten sonra yanımızdan ayrıldı.

***
-Fransızların Sis’ten (Kozan) ayrılma hazırlıkları sürerken Manastır’da esir olarak tutuklanan Türklerin perişan durumunu gören manastırın baş papazı Yağişe Efendi, tanıdığı Türklere yardımcı oldu.
-İşgalin son günlerinde bile fırsatçı Ermeniler Türklerden zorla para almak için tehditlerde bulundular.
ÖKKEŞ EFENDİ’NİN BORCUNU BİZLERE ÖDETMEK İSTEDİLER
Ermenilerde panik başlamıştı. Binip gitmek için Müslüman dostlarından hayvan isteyeni mi ararsın, eşyalarını aynen bıraktıkları evlerinin anahtarlarını gönderenleri mi ararsın, kendisine borçlu olduğu Müslüman’a, sahip olduğu otel anahtarını teslim edeni mi istersiniz. Büyük bir şaşkınlık içindeydiler. Müslümanlardaki alacakları için hiçbir ilgisi olmadığı halde Kozan’da kalmış olan Müslümanlardan tehditle para almak isteyenler dahi eksik değildi. Mesela o gün ikindiye doğru gelen bir jandarma tüccarından Hacı Mahmut Efendi ile benim guvernörlük makamından istenildiğimizi bildirdiler. Gittik makamda kimseler yoktu. Polis komiseri Adanalı Ermeni ile Fransız Başçavuşu Kornik bulunuyordu. Kozan’ın yerli Ermenilerinden Aziryan Misak da yanlarındaydı. Güya Karabucaklı Ökkeş Efendi’nin Aziryan’a borcu varmış, şimdi Misak Adana’ya gidiyormuş, bizlerin de Ökkeş Efendiyle dostluğumuz ve bazı işlerde ortaklığımız varmış. Misak’ın Ökkeş Efendi’deki bu alacağını biz ödemeliymişiz ve sonra da Ökkeş Efendi’den almalıymışız. Bu uyarı emrini Tayyarda’dan aldıklarını emre uyarak yaptıklarını söylediler.  “Ökkeş Efendi ile gerçekten arkadaşlığımız var ise de Aziryan’a olan borcundan sorumlu değiliz. Zaten elimizde paralarımız da yoktur” cevabında bulunduk.
    “-Öyleyse sizi manastıra, Tayyarda’nın yanına göndereceğiz” dediler. Ve Götürdüler. Orada büyük kilisenin kapısı önündeki bir sandık üzerine oturtup başımıza Fransız Tunus askerlerinden birisini nöbetçi olarak diktiler.
    Manastır avlusunda yüzlerce Ermeni’nin kaynaştığı görülüyor. Şaşkın bir halde sağa sola geziniyorlardı. Aziryan misak’ın teşviki ile olduğunu sanıyorum, yanımızdan geçenlerden bazıları bizlere sövüp sayıyor, çeşitli hakaretler savuruyordu. Başımızda Fransız nöbetçisi bulunmasaydı, belki de canımıza kast ederlerdi. Bir kısmı da Aziryan’ın bu alacağını ödemediğimiz takdirde Adana’ya kadar sürükleyip götürüleceğimizi, tehdit maksadında söylüyorlardı.
    Manastır’da  kaldığımız iki saatlik bir süre içinde gördüğümüz manzara şu idi: Manastırın kilise olan büyük mabedi. Harp malzemesi deposu yapılmıştır.Bu harp malzemesinin elde bulunan taşıma araçları ile taşınması mümkün değildi. Götürülemeyecek olanların imhası düşünülmüştü. Kaledeki toplar, yüzlerce mermiyi hedefsiz olarak muhtelif semtlere savuruyordu.
    Yağlı el bombalarıyla, tüfek ile atılan bombalar, manastırın kuzey tarafında bulunan büyük kapısının dış tarafında patlatılıp, yok ediliyordu.
    Tüfek mermileri, manastırın ön tarafına, eski bir kiliseden kalma direklerin yanına yakılmış büyük bir ateşin içerisine sandıkları ile atılarak yakılıyordu.
    Bütün Ermenilerin alabilecekleri kadar tüfek ve mermi almalarına izin verilmiş  olacaktı ki, her adam bir harp tüfeği alıyor, 12-13 yaşındaki çocuklar bile kundağını yerde sürükleyerek silah omuzlamış götürüyordu.
    Evden getirdiği bir heybe veya hayvan torbası içine kaldırabileceği kadar tüfek mermisi doldurup götürenleri de görüyorduk.
 ERMENİ YAĞİŞE EFENDİ BİZE YARDIMCI OLDU
  Gün ramazandı, Ağzımız oruçlu bulunuyordu. Ne olacağımızı merak etmekteydik. Kalabalık arasında yanımızdan geçmekte olan  Katolikos Vekili Yağişe Efendi bizi gördü. Ne için orada bulunduğumuzu sordu. Meseleyi anlattık. Üzüntülerini belirtti. “-Hiç korkmayınız. Sizi ne Adana’ya kadar sürükleyip götürürler ve ne de burada kilisede bırakırlar. Tahmin ederim ki, az sonra sizi evlerinize gönderirler. Eğer göndermezlerse şuradaki evlerden yemek ve yatak getiririz. Burada kalırsınız. Saat üç’e kadar memleket boşaltılacaktır.
    “-Burada bizleri de beraber sürükleyip götürüyorlar. Gitmeyeceğimizi söyledik. Mitralyozla sizi çıkartırım” dedi. İşte bizler gideceğimiz zaman buranın bu memleketin şerefi olan manastırı size teslim ederiz” dedi.İkimize de birer paket sigara verdikten sonra yanımızdan ayrıldı. Katolikos Vekilinin yanımızdan ayrılmasından sonra, telaşlı telaşlı yanımızdan geçmekte olan Tayyarda’ya ayağa kalktık. Buralarda ne aradığımızı sordu. O’na da durumu anlattık. Başını biraz kıvırdıktan sonra “-Arkamdan geliniz” dedi.Manastırın batı tarafındaki küçük kapısından birlikte çıktık. Merdiven gibi dik yoldan postasının yanına kadar geldik. Oradaki dört Fransız askerini bize muhafız vererek evlerimize kadar bizi götürmelerini de tenbih ederek ayrıldı. Kasaba içinde biraz işleri olduğunu, az sonra da yanımıza uğrayacağını söyledi.
     Hacı Mahmut Efendiyle, dört silahlının korumasında evlerimize geldik. Gelirken bir taraftan silahlar patlıyor, kurşunlar vızıldıyordu. Mahallemizde bir Müslüman’ın civar Ermeni evlerinden atılan kurşunla öldüğünü haber aldık. Evimizin üst kısımlarında oturmayı, sofrada geçmeyi tehlikeli gördüğümüzden alt katlara indik.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: