İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan ve Karabağ diasporadan daha demokratikler

Appo Jabarian / USA Armenian Life dergisi Genel yayın yönetmeni
USA Armenian Life dergisinde yayınlanan bu makalesinde Appo Jabarian Ermenistan ve Karabağ’ın herkesin oy hakkı olduğu bir demokratik seçim sistemine sahip olmayan diaspora yapılarından daha demokratik olduklarını belirtiyor. Siyasi ve dini örgütlenmelerin yöneticilerinin, bu yapılar diaspora Ermenilerinin %5’ine ancak tekabül edebildiği halde kendilerini diaspora temsilcileri ilan etmelerini eleştiriyor. Yazar diaspora örgütlerinde Osmanlı “Millet” sistemi anlayışının hala geçerli olduğunu ifade ediyor. Jabarian yenilenmekte zorluk çeken bu yapılarda bir kan kaybı ve yaşlanmanın olduğunu tespit ediyor. Diaspora ölçeğinde demokratik bir yapının oluşturulmasıyla diasporayı kendini yeniden kurmaya davet ediyor.

Ermenistan ve Karabağ’ın diasporadan daha mı demokratik olduklarını sorarsanız eğer verilecek cevap güçlü bir “Evet !” olur.
İronik bir şekilde demokratik Batu ülkelerinde yaşayan bizler için bu demokrasi diasporada yok.
Ermenistan’da demokrasi tam anlamıyla işlemese ve yolsuzluktan mağdur olsa da, diasporada demokrasi neredeyse yok hükmünde. Ermenistan’da demokratik sistemin işleyişi düzeltilebilir ama böyle bir sistem diasporada mevcut dahi değil.
Diaspora Ermenilerinin sadece %5’i dini, sosyal ya da siyasi bir örgütlenmeye üye, geri kalan %95’i hiçbir yapının mensubu değil.
Herhangi bir meşru yetkileri olmadığı halde bazı diaspora yöneticileri kendilerini “toplumun temsilcileri” olarak tanıtmaktan çekinmiyorlar. Oysa günümüzde diasporada temsiliyete sahip yöneticilerin seçilebilmesi için herkesin oy hakkına sahip olduğu bir sistem mevcut değildir.
Sosyal ve ekonomik açıdan ileri olan Ermeni sivil toplumu diaspora toplumlarının sivil hayatının düzenlenmesini koordine ederken demokrasinin temel prensiplerini nasıl bu kadar görmezden gelebilir ?
Dini ve cemaat yapılarının iç işleyişlerini bilenler için cevap açıktır : dini, siyasi, kültürel ve sosyal örgütlenmelerin çoğu demokratik gibi görünen ana aslında demokratik süreçleri teşvik etmeyen hatalı bir sisteme dayanır.
Mevcut örgütler demokratik yöntemlere başvursalar bile %5 civarındaki marjinal tabanları diasporayı temsil etmek için gereken meşruiyete sahip olamazlardı.
Siyasi ve dini örgütlerin önemli bir bölümü diaspora adına tek karar verici olduklarını iddia ediyorlar. Üyeleri kendilerini gizli bilgilere haiz kişiler gibi görüyor, başkaları “yabancı”, sempatizanları ise “ikinci sınıf vatandaş” olarak kabul ediliyor. Bazen bağışçılarını kibirle “koyun” olarak niteliyorlar. Yolsuzluğa bulaşmış bu yöneticiler “İşimizi (yolsuz bir şekilde) yapma şeklimizi eleştirmeyin” anlamına gelen “Bağış yapın ama burnunuzu işimize sokmayın” yaklaşımında bulunuyorlar.
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi diaspora hala Osmanlı’nın dayattığı geçersiz ve verimsiz millet sistemini uygulamaya devam ediyor.
Millet sistemi despot padişahların Osmanlı Ermenilerini bir dini topluluk olarak düzenleme sistemiydi. Padişahlar ve vezirler, gizlice ama çoğu zaman açıkça Ermeni ruhanilerinin arasından kendi gözdelerini Ermeni milletinin “lideri” olarak atarlardı. Padişahın görevlileri daha sonra bu dini lidere “Ermeni millet meclisi”nin üyelerini atama görevi verirdi.
Bugün dahi bu “Millet meclisi” terimi uygunsuz bir şekilde kullanılmaya devam ediyor. Bu bir kandırmaca çünkü geçmiş ve mevcut “Millet meclisi” üyeleri hiçbir zaman “millet” tanımının gereği olan herkesin oy hakkına sahip olduğu bir sistemle seçilmediler.
19. yüzyılda pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika genel oya dayanarak milli meclislerini, parlamentolarını, kongrelerini, Lordlar Kamaraları’nı oluşturdu. Osmanlı Ermenileri ise onlar adına seçilen ve çoğu zaman padişahın temsilcisi gibi davranan dini liderleri kabul etmeye zorlandılar.
Osmanlı egemenliğinden kurtulduktan sonra dünyaya dağılmış Ermenilerin despotların onlara dayattığı Osmanlı uygulamalarından, yani millet sisteminden de kurtulacaklarını ümit edebilirdik.
Ama bugün üzülerek görüyorum ki bu sistem hala tüm diasporada mevcut. Sadece el değiştirmiş ve belli başlı dini ve siyasi örgütlerin kötü işleyişinden dolayı bozulmuş durumda. Demokratik seçim sürecinin yokluğunda bu hatalı uygulamalara sahip dini ve siyasi örgütlerin temsilcileri rakip olduklarından birlikte hareket etmeleri de mümkün olmuyor.
Demokratik bağlam eksikliğinden diaspora işbirliği ve rekabeti aynı anda uygulayamıyor. Oysa Ermenistan ve Karabağ’da demokratik parlamenter sistem her ikisine de izin veren bir yapıyı mümkün kılıyor.
Bu örgütler zayıfladıkları halde güçlü olduklarını iddia ediyorlar, oysa sadece kağıttan kaplanlardan ibaretler. Neden ? Çünkü dürüst, bağımız, açık fikirli üyelerin yolsuz ve birbirlerini kollayan yöneticiler tarafından dışlamalarının sonucunda önemli bir erozyona uğramış durumdalar.
Diasporanın demokrasi yokluğundan dolayı Ermenistan ve Karabağ’ın çok gerisinde kaldığını söyleyebiliriz.
Mevcut bozuk durum pek çok örgütten insanların kitlesel olarak uzaklaşmasını getirdi. Bugüne kadar dinamik olan çoğu hızla yaşlanıyorlar. Bu yapılar yeniden canlandırılmalı ve gençlere kontenjan ayırmalı. Bu örgütlerin çoğu kendilerinden kurtarılmalı.
Diaspora topluluklarının varlığına yönelik bir tehdit oluşturan bu kritik duruma nasıl bir çözüm getirilebilir ? Cevap : Demokratik olarak seçilen bölgesel diaspora temsilcilikleri oluşturarak. Bu şekilde temsilciler halkımızı ve davasını umut vaat eden ufuklara doğru taşıyabilir. Binlerce yıllık uygarlığımızla yeniden doğuşumuzu kurmak zorundayız.
Ermenistan ve Karabağ diasporadan daha demokratikler
Appo Jabarian
                       
Appo Jabarian
USA Armenian Life dergisi Genel yayın yönetmeni
USA Armenian Life dergisinde yayınlanan bu makalesinde Appo Jabarian Ermenistan ve Karabağ’ın herkesin oy hakkı olduğu bir demokratik seçim sistemine sahip olmayan diaspora yapılarından daha demokratik olduklarını belirtiyor. Siyasi ve dini örgütlenmelerin yöneticilerinin, bu yapılar diaspora Ermenilerinin %5’ine ancak tekabül edebildiği halde kendilerini diaspora temsilcileri ilan etmelerini eleştiriyor. Yazar diaspora örgütlerinde Osmanlı “Millet” sistemi anlayışının hala geçerli olduğunu ifade ediyor. Jabarian yenilenmekte zorluk çeken bu yapılarda bir kan kaybı ve yaşlanmanın olduğunu tespit ediyor. Diaspora ölçeğinde demokratik bir yapının oluşturulmasıyla diasporayı kendini yeniden kumaya davet ediyor.
Ermenistan ve Karabağ’ın diasporadan daha mı demokratik olduklarını sorarsanız eğer verilecek cevap güçlü bir “Evet !” olur.
İronik bir şekilde demokratik Batu ülkelerinde yaşayan bizler için bu demokrasi diasporada yok.
Ermenistan’da demokrasi tam anlamıyla işlemese ve yolsuzluktan mağdur olsa da, diasporada demokrasi neredeyse yok hükmünde. Ermenistan’da demokratik sistemin işleyişi düzeltilebilir ama böyle bir sistem diasporada mevcut dahi değil.
Diaspora Ermenilerinin sadece %5’i dini, sosyal ya da siyasi bir örgütlenmeye üye, geri kalan %95’i hiçbir yapının mensubu değil.
Herhangi bir meşru yetkileri olmadığı halde bazı diaspora yöneticileri kendilerini “toplumun temsilcileri” olarak tanıtmaktan çekinmiyorlar. Oysa günümüzde diasporada temsiliyete sahip yöneticilerin seçilebilmesi için herkesin oy hakkına sahip olduğu bir sistem mevcut değildir.
Sosyal ve ekonomik açıdan ileri olan Ermeni sivil toplumu diaspora toplumlarının sivil hayatının düzenlenmesini koordine ederken demokrasinin temel prensiplerini nasıl bu kadar görmezden gelebilir ?
Dini ve cemaat yapılarının iç işleyişlerini bilenler için cevap açıktır : dini, siyasi, kültürel ve sosyal örgütlenmelerin çoğu demokratik gibi görünen ana aslında demokratik süreçleri teşvik etmeyen hatalı bir sisteme dayanır.
Mevcut örgütler demokratik yöntemlere başvursalar bile %5 civarındaki marjinal tabanları diasporayı temsil etmek için gereken meşruiyete sahip olamazlardı.
Siyasi ve dini örgütlerin önemli bir bölümü diaspora adına tek karar verici olduklarını iddia ediyorlar. Üyeleri kendilerini gizli bilgilere haiz kişiler gibi görüyor, başkaları “yabancı”, sempatizanları ise “ikinci sınıf vatandaş” olarak kabul ediliyor. Bazen bağışçılarını kibirle “koyun” olarak niteliyorlar. Yolsuzluğa bulaşmış bu yöneticiler “İşimizi (yolsuz bir şekilde) yapma şeklimizi eleştirmeyin” anlamına gelen “Bağış yapın ama burnunuzu işimize sokmayın” yaklaşımında bulunuyorlar.
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi diaspora hala Osmanlı’nın dayattığı geçersiz ve verimsiz millet sistemini uygulamaya devam ediyor.
Millet sistemi despot padişahların Osmanlı Ermenilerini bir dini topluluk olarak düzenleme sistemiydi. Padişahlar ve vezirler, gizlice ama çoğu zaman açıkça Ermeni ruhanilerinin arasından kendi gözdelerini Ermeni milletinin “lideri” olarak atarlardı. Padişahın görevlileri daha sonra bu dini lidere “Ermeni millet meclisi”nin üyelerini atama görevi verirdi.
Bugün dahi bu “Millet meclisi” terimi uygunsuz bir şekilde kullanılmaya devam ediyor. Bu bir kandırmaca çünkü geçmiş ve mevcut “Millet meclisi” üyeleri hiçbir zaman “millet” tanımının gereği olan herkesin oy hakkına sahip olduğu bir sistemle seçilmediler.
19. yüzyılda pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika genel oya dayanarak milli meclislerini, parlamentolarını, kongrelerini, Lordlar Kamaraları’nı oluşturdu. Osmanlı Ermenileri ise onlar adına seçilen ve çoğu zaman padişahın temsilcisi gibi davranan dini liderleri kabul etmeye zorlandılar.
Osmanlı egemenliğinden kurtulduktan sonra dünyaya dağılmış Ermenilerin despotların onlara dayattığı Osmanlı uygulamalarından, yani millet sisteminden de kurtulacaklarını ümit edebilirdik.
Ama bugün üzülerek görüyorum ki bu sistem hala tüm diasporada mevcut. Sadece el değiştirmiş ve belli başlı dini ve siyasi örgütlerin kötü işleyişinden dolayı bozulmuş durumda. Demokratik seçim sürecinin yokluğunda bu hatalı uygulamalara sahip dini ve siyasi örgütlerin temsilcileri rakip olduklarından birlikte hareket etmeleri de mümkün olmuyor.
Demokratik bağlam eksikliğinden diaspora işbirliği ve rekabeti aynı anda uygulayamıyor. Oysa Ermenistan ve Karabağ’da demokratik parlamenter sistem her ikisine de izin veren bir yapıyı mümkün kılıyor.
Bu örgütler zayıfladıkları halde güçlü olduklarını iddia ediyorlar, oysa sadece kağıttan kaplanlardan ibaretler. Neden ? Çünkü dürüst, bağımız, açık fikirli üyelerin yolsuz ve birbirlerini kollayan yöneticiler tarafından dışlamalarının sonucunda önemli bir erozyona uğramış durumdalar.
Diasporanın demokrasi yokluğundan dolayı Ermenistan ve Karabağ’ın çok gerisinde kaldığını söyleyebiliriz.
Mevcut bozuk durum pek çok örgütten insanların kitlesel olarak uzaklaşmasını getirdi. Bugüne kadar dinamik olan çoğu hızla yaşlanıyorlar. Bu yapılar yeniden canlandırılmalı ve gençlere kontenjan ayırmalı. Bu örgütlerin çoğu kendilerinden kurtarılmalı.
Diaspora topluluklarının varlığına yönelik bir tehdit oluşturan bu kritik duruma nasıl bir çözüm getirilebilir ? Cevap : Demokratik olarak seçilen bölgesel diaspora temsilcilikleri oluşturarak. Bu şekilde temsilciler halkımızı ve davasını umut vaat eden ufuklara doğru taşıyabilir. Binlerce yıllık uygarlığımızla yeniden doğuşumuzu kurmak zorundayız.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: