İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

’13 Yıldır Gerçek Olan Ne Vardı?’

Tuğçe Erçetin
Tesadüfen bir kahve molası sırasında tanıştık, kendisi Ermeni, beklenen şaka geldi tabii: “Senin de Ermeni arkadaşın oldu”. Ninesinin 1915 sürecini anlatacaktı bana, daha doğrusu yıllardır konuşmadıkları bir hikayeden bahsedecekti; annesi ve babası Ermeni olduklarını nasıl gizlemişler, ilkokulda Ermeni olması sebebiyle sınıfta zorla en arka sırada nasıl oturtulmuş, her seferinde nasıl yabancı olarak algılandı, otobüste bir teyzenin kendisinin neden Ermenistan’da yaşamadığını ısrarla sorduğunu, din değiştirmesi gerektiğine dair arkadaş baskıları gibi şeylerden bahsedecektik. Konuştuk ama bir anda duraksadı. Daha fazla devam edemeyeceğini ve benim için kırıcı olmayacaksa yazıya geçirmemem gerektiğini söyledi. Benim için sorun değil elbet, ama meraklandım. Korkmuş muydu? Birileri onun kim olduğunu öğrenir ve hesap sorarlar diye mi korkmuştu?

***
Düşünüyorum, belki siz de düşünmüşsünüzdür. Umarım bunu düşünenlerin sayısı da fazladır. Çünkü 13 yıldır birileri birilerini hep bir şeyler için ikna etmeye çalışıyor. Kırmızı çizgileri aşarak daha eşitlikçi, daha demokratik ve daha özgür bir Türkiye sözü verildi. Hatta ne kadar ciddi olduklarını belirtmek için yeni şeyler girdi hayatımıza; “kriterler, süreç, reform, ileri demokrasi ve yeni Türkiye”. Bütün bunların amaçları vardı; iyileştirilmiş insan hakları, Kürt sorununa barış getirecek bir çözüm, özgürlük ve adalet gibi… Hepsi yeni bir Türkiye inşa etmek için söylenmiş ama hiçbir zaman gerçek anlamıyla uygulanamamış. Fakat her şey yolundaymış gibi ikna olanlar da var elbet. İkna olmak aslında bir tercih meselesi, ama bazen ihtiyaç da olabilir. Fakat en başa döndüğümüzde o ihtiyacı kabul etmek de bir tercih olur. Yani gelecekte sorgulanacak bir şeyler olursa aklımızda olsun.
“İsmimi vermiyorum, çünkü başıma ne gelir bilmiyorum”
Tesadüfen bir kahve molası sırasında tanıştık, kendisi Ermeni, beklenen şaka geldi tabii: “Senin de Ermeni arkadaşın oldu”. Ninesinin 1915 sürecini anlatacaktı bana, daha doğrusu yıllardır konuşmadıkları bir hikayeden bahsedecekti; annesi ve babası Ermeni olduklarını nasıl gizlemişler, ilkokulda Ermeni olması sebebiyle sınıfta zorla en arka sırada nasıl oturtulmuş, her seferinde nasıl yabancı olarak algılandı, otobüste bir teyzenin kendisinin neden Ermenistan’da yaşamadığını ısrarla sorduğunu, din değiştirmesi gerektiğine dair arkadaş baskıları gibi şeylerden bahsedecektik. Konuştuk ama bir anda duraksadı. Daha fazla devam edemeyeceğini ve benim için kırıcı olmayacaksa yazıya geçirmemem gerektiğini söyledi. Benim için sorun değil elbet, ama meraklandım. Korkmuş muydu? Birileri onun kim olduğunu öğrenir ve hesap sorarlar diye mi korkmuştu?
Velev ki konuştuk
Artık bazı şeylerden daha rahat bahsedilebiliyor diye ikna etmeye çalıştım ama kendi inanmadığım bir şeyi söylerken hemen burnum uzar, yüzüm kızarır ve gözlerimi kaçırırım. Çünkü “gerçek” anlamda neyi konuşabiliyoruz ki? Velev ki konuştuk, bedeli olmuyor mu konuşmamızın? Ona da söyledim, en iyisi sadece kahve içmekti o yüzden. Bana şöyle dedi: “13 yıldır bir şeylerin sözünü alıyoruz, bazı şeyler daha iyi olacak diye. Peki ne düzeldi? Kötüye gitmedi mi? Gerçekten özgür müsün Tuğçe? Hangi eyleme ertesi gün mahkeme kağıdı gelecek korkusu olmadan gittin? Hangi haklarını istediğin gibi kullandın?”. Haklı. Her yeni gün eşitlik ve adalet için çocuklar öldürülüyor, haberlere baktığımda mutlaka en az bir ölüm haberi var. Muhalif olan kim varsa işten çıkarılıyor, basın çok özgürdü ya hani. Sosyal medyada düşüncelerini kim yazıyorsa gözaltında. İnsanı aşağılayacak şiddet ve tacizden bahsetmiyorum. Günler kötü geçiyor. İnsan ne kadar umudunu “daha iyi bir yaşam” için kaybetmese de yoruluyor artık.
O yüzden bugün hikaye yok, korktuğumuz için mi? Hayır, bir anda son 13 yılı düşünmeye başlayınca çok derinlere gittik. Çok öfkelendik. Bir yerlerde kandırmacalar var ve ikna olanlar, ısrarla ikna olanlar. Hayatlarındaki baskı ve müdahaleye karşı bunun devam etmesi için ikna olmuş insanlar var. Bunun şaşkınlığı içinde hikayeyi toparlayamadık, konu hep dağıldı.
13 yıldır gerçek olan hiçbir şey yok. Hepsi sözde. Çözüm süreci, Roboski, Lice, Gever gibi yerleri bombalamakla olmaz. İnsan hakları için kriterlerden bahsederken, Ali İsmail kardeşimizin polis tarafından öldürüldüğünü görmezden gelemeyiz. İleri demokrasi diyerek basın özgürlüğünün yok olmasına göz yumamayız. Belki “Yeni Türkiye” denilebilir, ama içinde hiç iyi şeyler yok, isteyen desin, herkes için “yeni” başka bir şey ifade eder nasıl olsa…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: