İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Erivan’da Paramaz ve Arkadaşlarını Anma Toplantısında Kadir Akın’ın İzlenimleri

Kadir Akın
Ermeni devrimci Paramaz kitabını yazarken, arşivlerinden çokça yararlandığım dostum Yegig Cerecyan, sempozyumdan bir gün önce gittiğim Erivan’da beni bekliyordu. Kitabın Diasporadaki yankısını ise ben ondan öğrenecektim. Geçtiğimiz 15 Haziran’da Ermenistan’ın başkenti Erivan’da idim. Diaspora Bakanlığı, Ermenistan Bilim Akademisi, Tarih Enstitüsü ve Sosyal Demokrat Hınçak Partisinin ortaklaşa düzenlediği sempozyumun konusu, 15 Haziran 1915 yılında Beyazıt meydanında idam edilen Paramaz ve 19 yoldaşının serüveniydi. Sempozyum daveti epey önce bana bildirilmişti.

Ermeni devrimci Paramaz kitabını yazarken, bana sağladığı arşiv bilgilerinden çokça yararlandığım dostum Yegig Cerecyan, sempozyumdan bir gün önce gittiğim Erivan’da beni bekliyordu.
Cerecyan, 1908 deki Meşrutiyetin ilanı sonrasında oluşan Osmanlı Meclisi Mebusan’ da vekil olan Hınçakların önemli ismi Hampartzum Boyacıyan’ın (Büyük Murad)  yaşamı ile İlgili bir kitap hazırlığı içindeydi ve epeydir Erivan’da bulunuyordu.
Kendisiyle daha önce de yaşamının büyük bölümünü sürdürdüğü Beyrut’ta iki kez buluşmuştuk. Bana Ermeni Devrimci Paramaz kitabından bolca getirmemi tembihlemişti. Buluşup kahve içerken hemen kitap üzerine konuşmaya başladık. Kitabın gördüğü ilgiden ve ikinci baskı yapmış olmasından dolayı çok mutluydu. Diasporadaki yankısını ise ben ondan öğrenecektim.
Cerecyan’la sohbette, 1895 yılındaki Taşnaksutyun’un İstanbul’da gerçekleştirdiği Osmanlı Bankası baskınında üç Hınçak fedaisinin de olduğunu öğrenmek, Paramaz ve arkadaşlarının yargılandığı mahkemenin katibinin Paramaz ve arkadaşları ile anılarını bulmak benim için sürpriz olacaktı.
Osmanlı Bankası baskını belki de, Kızıldere’de Deniz ve arkadaşlarını kurtarmak için yan yana gelmiş THKO ve THPC militanları gibi bir dayanışma örneği miydi acaba?
Sempozyum, Ermenistan Bilim Akademisi salonunda Diaspora Bakanı Hranuş Hakobyan’ın yaptığı konuşmayla başladı. Yegig Cerecyan’dan sonraki konuşmacı ise bendim. Daha önce yazılı olarak gönderdiğim konuşmam, Ermeniceye çevrilmiş ve ben konuşmaya başlamadan önce sempozyum katılımcılarına dağıtılmıştı.

Toplam altı tebliğin sunulduğu sempozyumun sonuna kadar kalamadım. Daha önce randevuları alınmış iki ayrı televizyon programına katılmak için ayrıldım.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: