İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İki Profesör, Bir Görüş: Türk-Ermeni İlişkileri

Keisuke Wakizaka /  keisukewakizaka@haberhergun.com
14 Haziran 2015 tarihinde Star Gazetesi’ndeki “Ermenistan neden önemli?” makalesinde Mensur Akgün, Ermenistan’ın günümüzdeki durumunun özetiyle birlikte neden Türk-Ermeni ilişkilerinin Türkiye’de kurulacak her türlü hükümetin önemli gündem maddelerinden birini oluşturduğunu anlatmaktadır… Utah Üniversitesindeki Prof. Dr. Hakan Yavuz, Dr. Hasan Oktay’ın Facebook’u üzerinde Mensur Akgün’ün bu yazıyı sert bir şekilde eleştirmiştir.

 ***
14 Haziran 2015 tarihinde Star Gazetesi’ndeki “Ermenistan neden önemli?” makalesinde Mensur Akgün, Ermenistan’ın günümüzdeki durumunun özetiyle birlikte neden Türk-Ermeni ilişkilerinin Türkiye’de kurulacak her türlü hükümetin önemli gündem maddelerinden birini oluşturduğunu anlatmaktadır. Ayrıca O, bu ilişkilerini normalleştirerek “Hiç kimseyle kötü olmadan, kimsenin çıkarlarını sarsmadan Kafkaslardaki dengeleri değiştirebildiğini ve AB ve ABD ile olan ilişkilerinde sıçrama gerçekleştirebildiğini vurgulamaktadır. Bu yazıda Türkiye için Ermenistan’ın stratejik önemi ve Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesine Azerbaycan’ın engelleri söz konusu olmaktadır. Fakat Bu yazı genel olarak Ermenistan’a nispeten daha yana şekilde yazılmakta ve Türkiye için Ermenistan’ın önemini değerlendirirken, özellikle neden Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesinin ilerlemediğini yorumlarken bazı gerçeklerini göz ardı etmektedir.
Gerçekten de bu noktayla ilgili olarak Utah Üniversitesindeki Prof. Dr. Hakan Yavuz, Dr. Hasan Oktay’ın Facebook’u üzerinde Mensur Akgün’ün bu yazıyı sert bir şekilde eleştirmiştir. Eleştirisinin içeriği ise böyledir:
“Oldukça kotu ve taraflı bir yazı. Türk aydın/profesörünün iç ve dış dünyasını yansıtan bir eziklik ve kabul edilme arayışı her cümlede saklı. Örnek: 1. “Üstelik de Dağlık Karabağ yüzünden Azerbaycan’la da ciddi ihtilaf içinde.” Olay “ihtilaf” değil tamamen bir ülke topraklarının yüzde 20sinin işgali ve 1 milyon insanin etnik temizliğe maruz kalması değil mi? 2. İkinci cümle ” 2008’de Gül ve Sarkisyan’ın inisiyatifiyle başlatılan futbol diplomasisi de ne yazık ki Azerbaycan’ın gösterdiği tepkiler yüzünden nihai sonucuna ulaşamadı.” Bu tam bir cehalet örneği. Protokollerin isleme konulmamasının nedeni Azeri baskısından daha çok Ermenistan Anayasa Mahkemesinin yorumlaması ve Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirisi ve Anayasa’nın girişine aykırı olamayacağı yönündeki açıklaması değil mi? Hem Bağımsızlık Bildirisi hem de Anayasalarının giriş kısmında Türkiye’den “Bati Ermenistan” seklinde bahseden kim? Her iki belgede kendilerini masum göstermek için kullandıkları “soykırım” tezine yer veren kim? Bunlar nasıl profesör anlamakta güçlük çekiyorum. Yarım cahil değil tam cahil! Verilerden haberi olmayan bir zavallı! Ermenistan’ın Karabağ’daki etnik temizlik ve katliamları fırsat verilseydi Anadolu’nun tümünde 1915’te neler yapabileceklerini bize göstermiş olmuyor mu? Ermenistan’daki yönetim sorunları çözemediği için halkı Türk düşmanlığı ile avutma çabaları içinde. Dışarıdaki Ermeni diasporasi ise her fırsatta Türkiye’ye karşı kindar ve düşmanca davranmaya devam ediyor.”
Yani bu eleştiride Yavuz, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesini engellenmesinde Karabağ Meselesi’nden başka bu girişimin Ermenistan Anayasası ve Bağımsızlık Bildirisi’ne aykırı olarak yargılanması da önemli rol oynadığını vurgulamaktadır. Gerçekten de Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu “Batı Ermenistan” olarak tanımlayarak kendi toprak olduğunu iddia etmekte ve “Ermeni Soykırımı-Ermeni Davası” ön plana çıkmaktadır. Bu yüzden Türk-Ermeni ilişkilerinin ileriye gitmemesi konusunda Ermenistan kendisinin rolü de oldukça önemlidir.
Ayrıca Yavuz, Akgün’ün yazısının son bölümünü şöyle yorumlamaktadır:
“Son cümlesi ütopya ötesinde ancak gerçeklerden uzak “fildişi kulesi” akademisyenin söyleyeceği sözler..Yazık Türkiye’ye. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve ahlaki açılardan Azerbaycan’ın yanında olması lazım. Sınırların kapalı olması Erivan’ın işgal siyasetinin maliyetini artırmakta ve dahası Ermenistan’da Karabağ’ın işgalinin maliyetini tartışılmasını sağlamaktadır. Sayın Akgün diyor ki : “Türkiye, Ermenistan sorununu Azerbaycan’ı yanına alarak, Rusya’ya güven vererek, İran’da Körfez’den sonra Kafkaslarda da Türkiye tarafından çevrelendiği endişesine yol açmamaya çalışarak çözebilir. Hiç kimseyle kötü olmadan, kimsenin çıkarlarını sarsmadan Kafkaslardaki dengeleri değiştirebilir. AB ve ABD ile olan ilişkilerinde sıçrama gerçekleştirebilir…” Azerbaycan’ı yanımıza nasıl alacağız? Karabağ’ı unutun mu diyeceğiz? İki reyondan çekilin diplomatik ilişkileri kuracağız diyen Davutoğlu değil mi? Ermenistan’ın cevabi ne? Hayır çekilmeyiz değil mi? Yani odun veren hep Türkiye olacak ve tek beklediğimiz AB ve ABD’den aferin almak..Tam ahmakça değil mi?”
Bu kısmı özetlersek, Türkiye tarafından uygulanan ambargo Ermenistan’ı etkilemektedir. Karabağ sorununu çözmeksizin Azerbaycan’ı yanına alarak Ermenistan ile ilişkileri kurmak neredeyse imkânsız ve sınır kapısının açılmasını önermesi Türkiye’ye büyük kar getirmemiştir. Rusya gibi dış güçlerin Karabağ’da olmaları ve her iki tarafının uzlaşmaya doğru yanaşmaması bu sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Ayrıca Gürcistan, İran ve Rusya da aslında Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasını kendi çıkarları açısından hoş karşılamamaktadır. Bu kapılar açılırsa bile Azerbaycan-Ermenistan sınır kapıları açılmazsa Türkiye’nin Doğu’ya açılması için geçiş noktası yine de Gürcistan olur. Bu yüzden Azerbaycan ve Ermenistan birbirleriyle uzlaşmadıkça Ermenistan ve Türkiye-Ermenistan sınır kapıları stratejik önemi pek çok taşımamaktadır.
Böylece Prof. Dr. Hakan Yavuz’un gösterdiği gibi, Ermeni tarafına yakın sol-liberal görüşe sahip olanlar Türk-Ermeni ilişkileri değerlendirirken önemli gerçekleri ihmal etmekte ve bu yüzden onların Ermenistan, Türk-Ermeni ilişkileri ve Ermeni Meselesi ile alakalı yazıları nispeten yüzeysel olmaktadır. Mensur Akgün’ün yazısı bu gerçeği açıkça göstermiş ve buna karşı Prof. Dr. Hakan Yavuz’un eleştirisi dikkat çekicidir.
Aynı zamanda Yavuz, “Türkiye’nin Ermenistan’a ihtiyacı yok ve dahası Rusya’nın Ermenistan’ın sınırlarında askerlerinin olması ve Erivan’ın Rusya etkisinde olması bence Türkiye’nin çıkarlarınadır. Ermenistan’ı yalnız basına bıraktığınız zaman her türlü maceraya kalkışabilecek durumdadır. Rusya bugün Ermenistan’ın hareket alanını sınırlamakla aslında Ermenistan’ı ve Tasnakçıları kontrol altında tutuyor.” diye yorumlamaktadır. Fakat bu yoruma karşı da eleştiri yapılabilir. Ermenistan, Türkiye’nin Doğu’yla temaslarını kesmek için kurulan devlettir ve Osmanlı ve Türkiye’nin güçlenmesini engellemek amacıyla Ermenilerin hareketlerine Rusya ve İngiltere gibi güçler büyük destekleri vermişlerdir.
Yani Rusya ve İngiltere gibi ülkeler arkasında oldukları için Ermeniler “her türlü macera”ya kalkışabilir ve Ermenilerin Türkiye’ye karşı düşmanlığını yetiştiren de aslında onlardır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: