İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul ne zaman fethedilir?

Osmanlı egemenliğini temsil eden Topçu Kışlası önce İttihat ve Terakki tarafından 1909 yılında tahrip edilmiş, Atatürk’ün ölümünden sonra yönetime el koyan İnönü’nün ilk işi de bu kışlayı tamamen yıktırmak olmuştur.  Burada ismini taşıyan bir park yaptırıp dev bir heykelini dikme projesi suya düşmüşse de eskiye dönüşe de izin vermemiştir. 1915, Mübadele, 1934 olayları ve 1944 Varlık Vergisiyle gayrimüslim azınlıkları yok ederek onların yerini alan Türk oligarşisi bu semti simgesel bir merkez yapmıştır. Koç grubunun Divan Oteli ve arazisi Doğan grubuna ait olan Hilton da bu semttedir.

***
Cumartesi günü ben ve eşim İstanbul’un fethini kutlayan 2 milyonu aşkın İstanbullu ile Yenikapı’daydık. Orada, surların hemen yanı başında gökte yıldızlar, yerde kararlı insanlar yeni fetihler için hazırdı. Türkiye’nin yeminli düşmanları eğer törenleri izlediyseler  gösteri yapan uçaklardan çok alandaki gençlerden korkmuşlardır.  Hele o ortaöğrenim çağındaki küçük kızların  içten haykırışları herkese 2023’ü, 2053’ü ve nihayet  2071’i müjdelemekteydi.
İstanbul’un fethi  Kurtuluş Savaşı’yla yeniden başlamış ama  henüz  bitmemiştir. İstanbul’un fethi törenleri ilk kez 1950’den sonra Demokrat Parti devrinde yapılmıştır. Bu da anlamlıdır.  O dönemde birçok insan artık ezanın geleneksel biçimde okunabildiği, ibadetin rahatça yapılabildiği,  din eğitiminin özgür olduğu bir ülkede yaşayabileceklerini sanıyorlardı.  Gerçekten de, çok partili rejimle birlikte birçok hak ve özgürlük elde edilebilmişti.   Ancak bu özel yaşam alanına ilişkin haklar gelecek için bir garanti sayılamazdı, nitekim  27 Mayıs 1960 Amerikancı darbesi fethin bitmediğini kanıtlamış oldu.
Bugün dahi, AK Parti iktidarının 13’üncü yılında, ulusal irade her toplumsal ve ekonomik alanda  tam anlamıyla egemen midir? Hayır. Öyle olsaydı, 2013’te, Fetih’in 560’ıncı yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti İstanbul’un Taksim semtinde Topçu Kışlası’nı halktan aldığı yetkiyle inşa edebilirdi. Orada,  İstanbul’un fethine karşı olan tüm güçler küresel kapitalizmin desteği ve ‘diren Gezi’ sloganıyla birleştiler ve İstanbul’un bu parçasını Türkiye halkının egemenliğinden geçici de olsa çıkartmaya çalıştılar.     
Ceneviz kolonisinden,  Galata bankerlerine, Osmanlı Bankası’ndan Reji İdaresi’ne kadar  İstanbul’da Taksim veya Pera  olarak bilinen bölge sürekli yabancı etkisi altında kalmıştır.  Osmanlı egemenliğini temsil eden Topçu Kışlası önce İttihat ve Terakki tarafından 1909 yılında tahrip edilmiş, Atatürk’ün ölümünden sonra yönetime el koyan İnönü’nün ilk işi de bu kışlayı tamamen yıktırmak olmuştur.  Burada ismini taşıyan bir park yaptırıp  dev bir heykelini  dikme projesi suya düşmüşse de eskiye dönüşe de izin vermemiştir.  1915, Mübadele, 1934 olayları ve 1944 Varlık Vergisiyle gayrimüslim azınlıkları yok ederek onların yerini alan Türk oligarşisi bu semti simgesel bir  merkez yapmıştır. Koç grubunun Divan Oteli ve arazisi Doğan grubuna ait olan Hilton da bu semttedir.
İstanbul’un bazı semtlerindeki yabancı etkisinden tabii ki sadece sembolik anlamda söz etmekteyiz. Vurgulanması gereken şudur ki,  Türkiye’nin ekonomik iskeleti ve bazı kumanda  noktaları hâlâ  geniş ölçüde küresel merkezlerin ve işbirlikçilerin kontrolündedir.  Bu nedenle direnebilmekte ve her seçimde başka siyasal proje  ve manevralarla mevzilerini tek tek korumaya çalışmaktalar. Devekuşu gibi gizlendiklerini sanıp ‘kâfir kim’ diyorlar ama herkes onları iyi tanımakta.   Kullandıkları, devşirdikleri, uyur vaziyette beklettikleri adamlarını en kritik zamanda ortaya çıkararak huruç harekatları düzenlemekteler. Seçime birkaç gün kala yeni ihanetler  bile olabilir.
Kimileri 1950-60 arasındaki Demokrat Parti taraftarları gibi artık bütün görevlerin tamamlandığını sanabilir. Bazı vatanseverler içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikeleri görmeyebilir. Oysa fetih aslında tamamlanmamıştır. Son 13 yılda epeyi yol alınmıştır ama belki de henüz işin başıdır.  Bu nedenle 7 Haziran’da her alanda tam bağımsızlığı sağlayacak başkanlık sistemi için ülkesini seven herkes sandığa gitmelidir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: