İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tarihçi Yves Ternon: Mağdurların torunları da mağdurdur ancak katillerin torunları da katil değildir

Aris Nalcı
Belçika’daki Ermeni sivil toplum örgütlerinin de desteği ile “Ermeni soykırımının 100. yılında hümanist anma” başlığı altında Yves Ternon, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ayhan Aktar, Londra Gomidas Enstitüsü’nden Ara Sarafian ve ULB’den Joel Kotek bir panelde buluştular… Ternon, konuşması boyunca aslında salondaki Ermenilerin bilmediği bir şey söylemedi ancak kurduğu cümlelerin aritmetiği, bilinç altımıza diyalog yollarının nasıl açılması gerektiğinin kodlarını veriyordu: “Soykırımda mağdurların torunları da mağdurdur, ancak katillerin torunları da katildir diyemeyiz”…

***
Belçika’nın başkenti Brüksel’in en büyük üniversitelerinden biri ULB (Université libre de Bruxells) önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
Belçika’daki Ermeni sivil toplum örgütlerinin de desteği ile “Ermeni soykırımının 100. yılında hümanist anma” başlığı altında Yves Ternon, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ayhan Aktar, Londra Gomidas Enstitüsü’nden Ara Sarafian ve ULB’den Joel Kotek bir panelde buluştular.
ULB Oditoryumunda gün boyu süren etkinlikte soykırımda kurtarıcıların rolü üzerine duruldu. 1915’te Lice Kaymakamı iken Ermenileri sürgün etmekte direnen ve onları soykırımdan kurtaran Hüseyin Nesimi Bey’in anısına ithaf edilen panele, Nesimi Bey’in şu an yaşayan akrabaları katılamadılar.
Açılış konuşmasını yapan etkinli düzenleyenlerden Grégoire Jakhian, Nesimi beyin torunlarının Türkiye’deki siyasi gündem ve baskılar nedeniyle etkinliğe davet edilmelerine karşın katılamayacaklarını bildirdiklerine değindi.
Kurtarıcılar ve kaderleri
1915’in, son dönemde en çok irdelenen ve merak edilen yanı kurtarıcılar oldu. Özellikle Kürt hareketinin soykırımla yüzleşme girişimlerinin ardından geçmişi yeniden hatırlama yönündeki çalışmalar da oldukça çoğaldı.
Brüksel’deki bu konferans da bir ‘kurtarıcı’ya adandığından, sunumların ana teması bu yönde oldu.
Ermeni soykırımı ve özellikle Holokost üzerine kitapları ve araştırmalarıyla tanınan Fransız bilim insanı Yves Ternon’un, Yahudi soykırımı (Holokost) üzerinden kurtarıcılar ve çeşitlilikleri konusunda verdiği bilgiler, Ermeni soykırımı çalışanlar için de bir yol haritası oluşturabilecek nitelikte.
Ternon’un “Holokost ve Ermeni soykırımı, ikisi de oldukça karışık süreçler. Kurtarıcılar da çok çeşitli. Holokost’a baktığımızda, bazı kurtarıcılar önce Yahudileri saklıyor ve kurtarıyorlar, sonrasındaki dönemde ise öldürüyorlar. Bir kısım kurtarıcılar, Yahudileri kurtarıyor ancak kendileri ölüyor. Bu, çok yönlü ve her iki olay için de farklılık gösteren bir durum” sözleri 1915’in soykırım olması için Holokost dönemi ile aynı kanıtların ve Uluslar arası standartların aranması gerektiğini düşünenler için bir cevap niteliğindeydi.
Aynı şekilde Bilgi Üniversitesi Prof. Ayhan Aktar’ın da bir soruya verdiği cevap da Ternon’un bu teorisini destekler nitelikteydi. Aktar: “Her soykırım farklı şekillerde işlenmiştir. Yahudi Soykırımı, 1915’teki gibi aynı şekilde işlenmedi. Holokost bir daha tekrarlanmadı. Her soykırım farklı şekilde gerçekleşir.”
Aktar, bu sözleri ederken Ternon arkasından kafasını sallayarak onaylıyordu.
Diyalog kapısı açık
Ternon, konuşması boyunca aslında salondaki Ermenilerin bilmediği bir şey söylemedi ancak kurduğu cümlelerin aritmetiği, bilinç altımıza diyalog yollarının nasıl açılması gerektiğinin kodlarını veriyordu: “Soykırımda mağdurların torunları da mağdurdur, ancak katillerin torunları da katildir diyemeyiz”…
Hüseyin Nesimi Bey kimdir?
Panel’de Prof. Ayhan Aktar bu yılın sonlarında çıkacak bir yayın için hazırladıkları iki kurtarıcının hayatlarını da paylaştı. Günün anlamına uygun olarak Kurtarıcı Hüseyin Nesimi Bey’in hayatına ilişkin şu detayları veriyordu.
1868 yılında Girit Hanya doğumlu. Hanya İbtidaisi’nde ilk ve orta, Mekteb-i Sultani’de bir yıl ve Mülkiye’nin İdadi kısmında 2 yıl okuduktan sonra lise öğrenimini tamamladı. 7 Temmuz 1885’te daha Mülkiye’de öğrenciyken İstanbul’dan Girit-Hanya’da Vakit gazetesindeki yazısıyla Giritli Müslümanları öğretime teşvik ettiği devlet kayıtlarına işlenmişti.
1901’de İstanbul’a gelerek II. Sultan Abdülhamid’e bir “ıslahat layihası” (kalkınma projesi) verdi. Bunun üzerine Mülkiye öğrencisi iken bir gece mektepte çıkarılan ve saraya akseden bir olay sebebiyle kaldırılan “idare amiri olma hakkı” iade edildi. Ancak Ağustos 1901’de Palu (Elaziz) Kazası Kaymakamlığı’na sürgün edildi. 1902’de bu görevden
istifa ederek ayrıldı ve İstanbul’a geldi. 2. Meşrutiyet’in ilanına kadar serbest çalıştı. Eylül 1909’da Namervan, Ekim 1910’da Tercan, Mayıs 1911’de Kiğı, Temmuz 1912’de Vilçetrin, Nisan 1913’te Premedi, aynı yıl Avlonya, Nisan 1914’te Savur, 13 Ocak 1915’te Lice kazaları kaymakamlıklarına atandı.
Lice Kaymakamı iken kendisine verilen Ermenileri sürgün etme emrini uygulamak istemediğinden bunun yazılı olarak kendisine iletilmesini isteyen Hüseyin Nesimi Bey yazılı emirlerin merkezden zor geleceğini biliyordu.
Bu süre zarfında kendisi de Lice’deki Ermenileri kurtarmak için girişimlerde bulunuyordu. Lice’deki Ermeni kadınları evlendirmek de bulduğu çözümlerden biriydi. Zira evlenen kadınlar Hıristiyan ve Ermeni sayılmayacaktı belki de. Ancak ne yaptıysa olmadı ve Nesimi bey bir gün merkez Diyarbakır’dan gelen bir davet üzerine yola çıkarken yolda öldürüldü.
Talat Paşa, bu cinayetle ilgili yaptırttığı soruşturmada ölümün Doktor Reşitle bağlantılı olduğunu öğrenmesine rağmen bu cinayeti Ermeni çetelerine yıktığı bilinmektedir.*
Aris Nalcı-İMC TV Editörü
Kaynaklar:
Prof. Ayhan Aktar’ın Ulb’deki sunumu
Soykırım Tanıma Çalışma Grubu Berlin raporları (http://www.aga-online.org/),
Çalışlar, Oral: Öldürülen Lice Kaymakamı Nesîmi’nin Hayatı. Radikal Gazetesi, 01.06.2011.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: