İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Soykırımı tarihçilere bırakalım yalanı

Furkan Cay / Furkancay F furkan.cay.12
Ermeni davası bir kaç kişinin devletin ihmali sonucu ölmesi değil, 1 milyondan fazla kişinin devletin baş aktör olduğu bir plan sonucu öldürülmesi davasıdır… Soykırım konusu Türkiye’de tabu haline gelmişken devletlü takımının bu konu hakkında ki açıklamaları, soykırım inkarını kemikleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yine soykırım konusunu tarihçilere bırakmak gerektiğinden bahsetti[1] ve soykırım konusunda TC devletinin resmi soykırım tezinden bir adım öteye gidemedi. Sanki yaşamımızı belirleyen bütün gerçeklikleri bugüne kadar hep tarihçilerden öğrenmişiz gibi.

***
1918 yılında Mehmet Emin Yurdakul bir konuşmasında kötü bir kaç şahsın yaptıklarından Türk milletinin sorumlu tutulamayacağını, aynı şeylerin Türklere de yapıldığını belirtmiş bunun üzerine daha fazla yalanlara katlanamayan Mathos Nalbantyan Efendi Türklerin savaşta ulviyet içerisinde öldüğünden, Ermenilerin ise hayvan sürüleri gibi mezellet içerisinde öldüğünden bahsetmiş, şekil bakımından farklılığı belirtmiştir. Bu yüzden Ermeni davası bir kaç kişinin devletin ihmali sonucu ölmesi değil, 1 milyondan fazla kişinin devletin baş aktör olduğu bir plan sonucu öldürülmesi davasıdır.
Soykırım konusu Türkiyede tabu haline gelmişken devletlü takımının bu konu hakkında ki açıklamaları, soykırım inkarını kemikleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yine  soykırım konusunu tarihçilere bırakmak gerektiğinden bahsetti[1] ve soykırım konusunda TC devletinin resmi soykırım tezinden bir adım öteye gidemedi. Sanki yaşamımızı belirleyen bütün gerçeklikleri bugüne kadar hep tarihçilerden öğrenmişiz gibi.
Cumhurbaşkanının arşivleri tarihçilere açmaya hazırız sözleri hiç  inandırıcı değildir çünkü bu topraklarda yaşayan her bir fert bilir ki  Genelkurmay Başkanlığından soykırımla ilgili belge teslim almak imkansıza yakındır. . Belgeler alınsa bile daha 2011 yılında 35 vatandaşı öldüren Genelkurmayla hesaplaşamayan iktidarın, soykırım suçunu kabul etmesi çok da mantıklı değildir. Genelkurmaydan şu ana kadar alınan belgeler ise  tarihi gerçekleri tamamen açıklayan belgeler değildir. Bu yüzden Erdoğan’ın soykırımla ilgili açıklamaları yalanın her geçen gün güncellenmiş halidir.
Hayasızca, Cumhurbaşkanı Sarkışyan’ı 24 nisan 2015 Çanakkale’nin 100. yıldönümüne katılmadığı için   nezaketsiz olarak nitelendirmesi de  kendi uydurduğu yalana kendisini inandırdığını gösterir. Tarihi az çok bilen her  insan bilir ki 24 Nisan tarihinin Çanakkale Savaşıyla hiçbir alakası yoktur. 24 Nisan nerden çıktı diye sorarsanız cevap çok basittir: Soykırım suçlamasından kurtulmak ve yalanlar üzerine inşa edilen Cumhuriyete bir yalan daha eklemektir. 25 Nisan tarihi İngiliz ve Anzak birlikleri için asıl önemli olan tarihtir. Çünkü 25 Nisan sabah 4. 30′ da Gelibolu yarımadasına çıkartma yapılmış, İngiliz ve Anzak birlikleri savaşta can vermiştir, bu yüzden her sene 25 Nisan tarihinde İngiliz ve Anzakların torunları Anzak koyunda dedelerini anarlar. [2]
Birinci Dünya savaşından önce Balkanlarda yaşananlardan dolayı kimseyi suçlamıyoruz açıklamasıda bir o kadar trajikomiktir. Hakkını arayan insanları, bakın biz hakkımızı aramıyoruz siz de aramayın şeklinde teselli etmeye çalışmak ancak çapsız ülkelerde genel kabul görür. Yaşananlardan dolayı acıları yarıştırmak ne kadar doğrudur ? 1918 yılında Mehmet Emin Yurdakul bir konuşmasında kötü bir kaç şahsın yaptıklarından Türk milletinin sorumlu tutulamayacağını, aynı şeylerin Türklere de yapıldığını belirtmiş bunun üzerine daha fazla yalanlara katlanamayan Mathos Nalbantyan Efendi Türklerin savaşta ulviyet içerisinde öldüğünden, Ermenilerin ise hayvan sürüleri gibi mezellet içerisinde öldüğünden bahsetmiş, şekil bakımından farklılığı belirtmiştir. Bu yüzden Ermeni davası bir kaç kişinin devletin ihmali sonucu ölmesi değil, 1 milyondan fazla kişinin devletin baş aktör olduğu bir plan sonucu öldürülmesi davasıdır.
Ermeni diasporasının adalet talebinden dolayı ölümsüz kampanya yürüttüğü iddiası, ancak Cumhurbaşkanı gibi sahtekar  insanların düşüncelerinde yer bulabilir. Diasporanın ölen 1, 5 milyon insanın ölümünden dolayı hak talebi gayet meşrudur. Çünkü Nazilerin mezalımınden dolayı zarar gören insanların ailesi, akrabası, aynı din sınıfına mensup insanları nasıl bu gün Nazilerden veya Naziler’in devamı Almanya’dan hesap soruyorsa, yok edilmek istenen Ermenilerin akrabaları, aynı din kesimine sahip insanları veya adalet ve hakka hukuka inanan her insanın TC devletinden hak talep etmesi de gayet meşru ve yasaldır. Diaspora eleştirilecekse bile hak talebinden dolayı değil  başka konulardan dolayı eleştirilebilir. Mesela Diaspora bugün neden Türkiye toplumunu  yeterince bilgilendirememiş ve Ermeni-Türkiye halklarının birbirine olan düşmanlığını önleyememiştir?
Cumhurbaşkanı Erdoğan  ve Türkiye Cumhuriyeti  gerçekten soykırım konusunu çözmek istiyorsa yapması gerekenler ortadadır:
-Türkiye yaşananlardan dolayı derhal özür dilemeli, olayın bütün  sorumluluğunu üstlenmelidir
-Ermeni soykırımından dolayı zarar gören Ermenilerin hayatta kalanlarına ve akrabalarına tazminat verilmelidir
-Emval-i Metruke Kanunundan dolayı yaşanan gasplardan dolayı özür dilenmeli, gasp edilen malların iadesi sağlanmalıdır
-Yaşanan insanlık suçundan dolayı zarar gören insanlara vatandaşlık verilmelidir
-Ermenistan-Türkiye sınırı her iki tarafın inisiyatifinde açılmalı, diplomatik ilişkilere başlanmalıdır
-Türkiye dini mabedleri tamir ettirmeli, yeniden hizmete açtırmalıdır
-Türkiye İttihat Terakkiyi şevkle anmaktan vazgeçmeli, kadim toprakları kan gölüne çeviren canilerin mirasından kurtulmalıdır
Olayın vehametinden dolayı özür dilemek de son olarak bize düşer, Ermenilerin kadim topraklara dönüşünü kolaylaştırmak 1. 5 milyon anısına yapılacak en büyük güzelliktir. Hem ne demiş Voltaire : we owe  respect to the living but we owe only truth to the dead.(Yaşayanlara saygı, ölülere sadece  doğruları borçluyuz)
[1] http://www.agos.com.tr/tr/yazı/10548/erdoğan-diaspora-ya-yüklendi-1915-le-ilgili-elimiz-hep-havada-kaldı
[2] Ayhan Aktar Ama biz de Çanakkale’de olduk

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: