İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eski uygarlık kalıntıları

Cengiz Baysu
Dağ başındaki Ani Harabeleri: 7 Eylül 1995. Soğuk bir kış günü. Yerlere kar düşmüş. Isı -4 derece. Helikopterle görev bölgemize hareket ettik. Yeterli yükselişe ulaştıktan sonra Doğu Anadolu coğrafyasının dünyanın ender güzellikteki bir parçası olduğuna inandım… Ani kentinin adı en erken 6’ncı yüzyılda Gamsaragan sülâlesinden Ermeni beylerine ait bir müstahkem yer olarak geçiyor. Ermeni Gamsaragan ve Bagrat aileleri arasındaki iktidar mücadelesini Bagratlar kazanmış. Bagratlı I. Aşot, 885 yılında Abbasi halifesi ve Bizans imparatoru tarafından “Ermenistan Kralı” olarak tanınmış.

***
Dağ başındaki Ani Harabeleri: 7 Eylül 1995. Soğuk bir kış günü. Yerlere kar düşmüş. Isı -4 derece. Helikopterle görev bölgemize hareket ettik. Yeterli yükselişe ulaştıktan sonra Doğu Anadolu coğrafyasının dünyanın ender güzellikteki bir parçası olduğuna inandım. Arazi şimdilik net görülebiliyordu.
    Bir daha buraları görmenin kısmet olmayabileceğini düşünerek yaklaştırmalı objektifle havadan çekeceğim resimlerin sisten pus’tan etkilenmemesi için dua ediyordum. Biraz ileride Ani Harabeleri’ni görüyorduk. Kars’ın yaklaşık olarak 45 km. dışındaki Ocaklı köyünün yakınında.
Geceden itibaren hazırlıklarım
     Yüksek rakımlı yerlerde ayak bakımının önceden yapılması, botun vurmaması için usûlüne uygun tırnak kesilmesi, yedeği de olan yün çorap giyilmesi çok önemlidir. Kar suyunun emilmesini en aza indirecek şekilde üretilmiş botlarımız korumalıydı. Yüksek rakım nedeniyle burada ısı daha da düşük olsa gerekti. Hepimiz atkıyla yüzümüz kapatmış, eldivenlerimizi giymiştik.
    Geceden notlarımı hazırlamış, gidilecek yeri haritamda işaretlemiştim. Harabelerle ilgili olarak kitaplardan topladığım bilgilere köyün yerlilerinden yeni bilgiler alarak katacak, yeni resimler ilâve edecektim.
    Bölge üzerinde geniş bir turla uçuşumuza devam ederken çekebildiğim kadarıyla resim çekmeye gayret ediyordum. Arpaçay üzerindeki köprü Anadolu’nun en önemli ticaret yolunu, İpek Yolu’nu hatırlattı hepimize.
Ani’nin kısa tarihçesi
    Ani kentinin adı en erken 6’ncı yüzyılda Gamsaragan sülâlesinden Ermeni beylerine ait bir müstahkem yer olarak geçiyor. Ermeni Gamsaragan ve Bagrat aileleri arasındaki iktidar mücadelesini Bagratlar kazanmış. Bagratlı I. Aşot, 885 yılında Abbasi halifesi ve Bizans imparatoru tarafından “Ermenistan Kralı” olarak tanınmış.
    Aşot ve oğulları önce Halimcan köyü yakınında bulunan Bagaran kentinde, daha sonra Koyucak mevkiinde bulunan Şirakavan’da ve Kars merkezinde hüküm sürmüşler. III. Aşot, 961 yılında Ani’yi büyük bir yerleşim yeri haline getirerek başkent yapmış.
    Simpat (977- 989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde kentin 100 bini aşan nüfusuyla en parlak dönemini yaşadığı rivayet edilir. 1045’te Bizanslılar Ani’yi zapt edip Bagratlı devletine son verince savunmasız ve huzursuz kalan bölge, 1064’te Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından fethedilmiş. Ani, Selçuklular zamanında ihya olmuş, kiliseler onarılmış, cami ve saray gibi büyük kompleksler ortaya konmuş.
Osmanlı dönemi kayıtları
    Osmanlılar zamanında Kars biraz daha gelişse de yavaş yavaş önemini kaybetmeye başlamış, bir müddet sonra da metruk hale gelmiştir. Ani Harabeleri ve şehir için önemli çalışmalar yapıldığı kayıtlardan anlaşılmaktadır: 
    Kars sancağı dahilinde metruk halde bulunan Ani şehrindeki kilise ve mabetlerin tamir edilmesi, bölgeye yerleşmek isteyenlere ruhsat verilmesi ve vergiden muaf tutulmalarının istenmesi yönünde 17 Aralık 1848 tarihini taşıyan bir arzuhal mevcuttur.
    Devlet kendisine yapılan bu müracaatı dikkate alarak Ani şehrinin dağılan reayasının, tekrar şehr-i mezkûra (adı geçen yere) yerleşmelerine karar vermiş. Ayrıca reaya ve ehl-i İslam’a vergiden muafiyet, cami ve kiliselerin tamiri gibi teşvikler sağlanmasına ve bir askeri kışla yapılmasına dair Kürdistan valisine, Kars kaymakamına, naibine, müftüsüne ve meclis azalarına hüküm göndermiş.     Harap haldeki Ani şehrinde bulunan kilise ve manastırların fetih zamanında terk olunan kilise ve manastırlar olduğu, bununla ilgili ilanların itibara alınmayacağı belirtilerek sadece Ani şehrinin imarı başlatılmış. (1. Mühimme) 
93 harbi (1877-1878 Osmanlı Rus Harbi) ve yapılaşma
    1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra şehir, Rusların kontrolüne geçmiş. Burayı işgal etmişler ama 1890’da Hollandalı mühendisleri getirterek yeni bir şehir planı hazırlatmışlar. Birbirini dik kesen ızgara planlı geniş caddelerde Baltık mimari tarzında düzgün kesme bazalt taşlardan üç kata kadar muhteşem binalar yaptırmışlar…
    Bina duvarlarının içinden geçirilen borularla, “peç” tabir edilen sistemle binaların ısınmasını sağlamışlar. Planlamanın devam ettirilememesi nedeniyle bu binalar birer birer harabeye dönmüştü.
Bugünkü durum
    Benim gördüğüm dönemde ayakta kalanlar çok yaşlı ve hastaydılar. Üç imparatorluğa, Ermeni beyliklerine tanıklık etmiş, İranlı komutanların sert buyruklarıyla sarsılmışlar, nice uygarlıklara sahne olmuşlar. Bu topraklarda yaşayan çocukları, yoksullukları nedeniyle onlara bakamamışlar. Dünya çapında tıp insanı, mimar, devlet adamı yetiştirmişiz; ama onlar da çare olamamışlar, çaresizlerin ayağa kalkmasına…
    Bazıları yattıkları yerden sınır ötesine, bazıları Akdeniz’e bakıyor, bazıları mezarlıklara dönük duruyordu. Çoğu, Boğazın ışıltılı sularını görebilmek, Karadeniz’in serin poyrazını hissedebilmek ve çılgınlar âleminin sesini duymak istiyorlardı. Dün çan sesleriyle huzur arayan bu toprakların semaları, altı asırdan beri ezan sesleriyle yankılanıyordu.
    Onlar da biliyorlardı dünya döndükçe hayatın devam edeceğini; ama her şeyin de mutlaka bir sonu olduğunu… Onlar kaçınılmaz sonlarını eklese de bize düşen dağların başında kalan bu eserlere gözümüz gibi bakmak olmalıdır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: