İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye-Ermenistan Sınır Kapıları Sorunsalı ve Ekonomik Analiz…

Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem Karabulut’un yaptığı Türkiye-Ermenistan sınır kapıları sorunsalı ekseninde ekonomik analiz çalışmasından ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Prof. Dr. Karabulut, Kars ve Iğdır illerinde ticaret ile uğraşan 725 esnaf ile yapılan ankete ilaveten tarihi ve istatistiki verilerden yararlanılarak hazırlanan çalışmasının sonuçlarını paylaştı. Karabulut, “Ermenistan’la ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi Türkiye’den çok Ermenistan için önem arzetmektedir” dedi.

Türkiye ile Ermenistan arasında tarihin belli dönemlerindeki sıkı bağlılığa rağmen, süreç içerisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak düşmanlık derecesinde bir ilişki kopukluğu yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Karabulut, “1915’te savaş koşullarında yaşanan karşılıklı çatışmalardan sonra ilişkiler bozulmuş ve bir daha düzeltilememiştir. 1991 yılında SSCB’nin dağılmasından sonra Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla tekrar sosyo-ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi olanağı doğmasına rağmen, Ermenistan’ın toprak ve tazminat talebi, soykırım iddiası, ve Azerbaycan topraklarını işgal etmesi gibi gelişmeler bu fırsatı vermemiştir. Bu doğrultuda, sınır kapıları açılamamış ve ticari ilişkiler gelişmemiştir.
TÜRKİYE ERMENİSTAN İÇİN ADETA BİR DÜNYAYA AÇILMA YOLU KONUMUNDADIR
Ermenistan’la ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi Türkiye’den çok Ermenistan için önem arzetmektedir. Çünkü Türkiye Ermenistan için adeta bir dünyaya açılma yolu konumundadır. Oysa Türkiye için Ermenistan pazarı dikkate alınmayacak kadar küçük bir pazardır. Yaşanan gelişmeler göstermektedir ki, gelecek uzun yıllarda bu iki ülkenin sosyo-ekonomik ilişkilerinin gelişmesi olanaklı gözükmemektedir. Çünkü, Ermenistan hem Azerbaycan’ın topraklarının %20’sinin işgal altında tutmaktadır hem de Türkiye’den toprak talebi, soykırım iddiası ve tazminat gibi talepleri bulunmaktadır. Bu gelişmeler doğrultusunda Türkiye dış baskılara boyun eğerek kapıları açarsa; 1- Azerbaycan Türkiye ile olan ilişkilerini hemen kesecektir. 2- Azerbaycan-Rusya işbirliği dönemi başlayacaktır ki, bu ne ABD’nin ne Türkiye’nin ne de AB’nin istediği bir şey olur. 3- Bu gelişmelerden dolayı, Ermenistan sınır kapılarının açılmasıyla Türkiye’nin elde edeceği kazanımlar, kaybedeceklerinden çok az olacaktır. 4- Sorunlar halledilmeden kapıların açılması, Ermenistan’ın yanlış politikalarında ısrar etmesi için cesaretlenmesine sebep olacaktır. Çünkü, Türkiye’nin şimdiye kadar uygulanan politikalara boğun eğdiği bundan sonra da kapıları kapatmayı göze alamayacağı gibi bir kanı oluşturacaktır.
Ancak, bu durum her iki ülkenin hiçbir şekilde ilişki kurmayacağı anlamına gelmemektedir. Diğer taraftan Türkiye Ermenistan ekonomik ilişkilerinin ticari anlayışa göre değerlendirilemeyeceği de anlaşılmaktadır. Bu iki ülke ilişkilerinde tarihi, siyasi, sosyal ve iktisadi gerçeklerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu vardır. Aksi takdirde, özellikle sınır kapıları sorununda sadece ekonomik gerekçelerle olaya bakmak gelecek dönemlerde Türkiye’nin bölgedeki menfaatlerine önemli zarar verebilecektir.” Diye konuştu.
ANKET DEĞERLENDİRMESİ
Türkiye’nin Ermenistan konusunda atacağı adımların, şimdiye kadar olduğu gibi hem kendi menfaatlerini koruyucu hem de Azerbaycan’ı incitmeyecek özellikte olma zorunluluğunda olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karabulut, “Aksi takdirde, Türkiye’ye zarar verebilecek bir potansiyel olan bu ülkeye farkında olunmadan kolaylık sağlanmış olur hem de Türkiye’nin uzun dönemli menfaatleri zarar görmüş olur.
Anketlerin %50.3’ü (365 kişi) Iğdır, %49.7’sini (360 kişi) ise Kars ilinde yapılmıştır. Anket yapılan firmaların büyük bir çoğunluğunu (%85.79) şahıs işletmeleri oluşturmaktadır. Bu durum illerdeki işletmelerin geleneksel aile işletmeleri olduğunu göstermektedir.
Katılımcıların büyük çoğunluğu (%94) erkeklerden oluşmaktadır. Erkek katılımcıların yüksek olmasının temel nedeninin, bu illerdeki sosyo-kültürel yapıya bağlı olarak ticaret ile uğraşan kadın girişimci sayısının az olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Katılımcıların yaklaşık %34’ü 35-44 yaş aralığındaki kişilerden oluşmaktadır eğitim düzeyi açısından yaklaşık %42 oranında lise mezunlarının birinci sırada olduğu görülmüştür.
Katılımcıların % 89.75’i Iğdır ve Kars il doğumlulardan oluşmaktadır. Doğum yeri farklı olanların Iğdır ve Kars illerinde kalmalarının temel nedenleri, Iğdır ili için akrabalarının bu ilde olması Kars için ise gelecekte bu il ve bölgenin çok önemli bir ticaret merkezi olacağı düşüncesi öne çıkmıştır.
İllerindeki işletmelerin yaklaşık %52’si 1-10 yıldır faaliyet gösteren birimlerden oluşmaktadır. İllerdeki ticari faaliyet süresinin çok uzun olmamasının temel nedenlerini; yaşanan göçe bağlı olarak sermayenin hareketliliği ve ticaretteki istikrarsızlık ve potansiyel düşüklüğüne bağlı olarak kapanan işletme sayısının fazlalığıyla açıklamak mümkündür.
İllerdeki işletmelerin yaklaşık %84’ü kişi sayısı itibarıyla 1 ila 5 kişi çalıştırmaktadırlar. Bu durum illerdeki işletmelerin geleneksel küçük aile işletmeleri olmalarının sonucudur.
Katılımcı işletmelerin yaklaşık %13.5’i Iğdır ilindeki işletmelerin %20,27’si Kars ilindeki işletmelerin ise %6,44’ü Ermenistan dışındaki komşu ülkelerle ticaret yaptıklarını ifade etmişlerdir. Iğdır ilinde dış ticaret yapanların oranının daha yüksek olması, bu ilin NahciVan ve İran’a komşu olması ile açıklanabilir.
Dış ticaret yapanların tekstil (25.2) ve gıda (20.3) ürünlerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Bu durum, iller ve bölgedeki sanayi ve yatırım ürünleri üretimi yokluğunun doğal bir sonucudur. Ayrıca, özellikle komşu ülkelere yönelik ticarette de tekstil ve gıda ürünlerinin öncelikli olması da bu durumun sebeplerinden bir tanesidir.
Ticari faaliyet de karşılaşılan temel sorunlar; birinci derecede devlet teşviklerinin yetersizliği, ikinci derecede çok sayıda aynı işle uğraşan olması nedeniyle aşırı rekabet ve kar düşüklüğü, üçüncü derecede ise pazar yetersizliğidir.
Birinci derecede sorunun devlet teşviklerinin yetersizliğinin çıkması, bölgede devletin olmazsa olmaz olduğunun bir göstergesi olarak algılanmalıdır. Çünkü bölgedeki göç olgusu, iklim ve coğrafya koşullarının zorluğu, talebin yetersizliği gibi sebepler ticaret ve ticaret erbabını zorlayan önemli unsurlardır. Bu nedenle, bölgedeki ticaretin canlanması ve devamlılığı için kamu desteği önem arz etmektedir.
Iğdır ve Kars illerinde ticaret yapanların geleceğe yönelik endişeleri önem sırasına göre; kar marjının gelecekte düşeceği, devletin gelecek dönemlerde ile önem vermeyeceği, rüşvet ve bürokrasi gibi engellerin artacağı şeklindedir. Buna göre, bu illerde ticaret yapanların gelecekte bu faaliyetin kar getiren bir uğraş olmaktan çıkacağı endişesini taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu düşüncenin doğal sonucu, sermaye biriktirebilen her mükellefin daha karlı ticari faaliyet gerçekleştirebileceği il ve bölgelere gitmesidir. Devletin gelecek dönemlerde ile önem vermeyeceği endişesinin taşınması ise, devlete güven veya devlet vatandaş bütünleşmesi ilkelerine zarar verebilecek bir olgudur. Bu gelişmeler Iğdır ve Kars illerinde yaşamı anlamsızlaştırarak göçü tetikleyecektir.
Ticaret yapanlar Ermenistan sınır kapısının şimdiye kadar açılmama nedenlerini önem sırasına göre; siyasi nedenler, tarihi nedenler, Karabağ sorunu ve ekonomik nedenler şeklinde sıralamışlardır. Siyasi, tarihi ve Karabağ sorunu gibi nedenler Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan’a karşı yürüttüğü politikaların bir yansıması olarak Ermenistan sınır kapısının açılamamasındaki en önemli üç gerekçedir. Ermenistan sınır kapılarını Türkiye’nin bugüne kadar açmamasında ekonomik nedenlerin son sırada yer alması sınır kapısı sorunun ekonomi dışı gerekçelerle incelenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Ermenistan pazarının önemli bir pazar olmamasının da etkili olabileceği düşünülebilir.
Türkiye’nin iyi niyet çabaları doğrultusunda, Ermenistan’ın da Türkiye ve Azerbaycan’a karşı beklentilere cevap vermesi durumunda, kapının açılmasını ister misiniz sorusuna Iğdır %75, Kars’ta ise %68 oranında evet cevabı verilmiştir. Bu durum bölge ticaret erbabının devletin iyi niyet adımlarına desteğini Azerbaycan şartına bağlı olarak vurguladığını ifade etmektedir. Ticaretle uğraşanların Ermenistan ile 40-150 milyon dolar civarında olabileceği tahmin edilen dış ticaret hacminden en büyük payın Iğdır ve Kars illerine geleceği düşüncesi sınır kapılarının açılma istekliliğini artırabilmektedir. Diğer taraftan, bölgedeki ticari durgunluğun aşılmasına olumlu katkı yapabileceği beklentisinin de bu iyi niyetli yaklaşımda etkili olduğu düşünülebilir. Sınır kapısı sorunu ekonomik gerekçelerden çok siyasi, tarihi ve Karabağ sorunuyla ilişkilidir. Bu nedenle ticaretle uğraşanların sınır kapısı sorununa sadece iktisadi açıdan baktıkları unutulmamalıdır.
Sınır kapılarının açılmasından yana olan ticaret yapanların bu düşüncelerini dayandırdıkları gerekçeleri önem sırasına göre; kapıları açılırsa Türkiye’nin büyük kazanç elde edeceği, ticaretle diğer ilişkilerin ayrı tutulması gerekliliği ve Ermenistan ile sınır kapılarının açılmasının Orta Asya ile bağlantıyı kolaylaştıracağı şeklindedir.
Sınır kapılarının açılmasından yana olmayanların düşüncelerini dayandırdıkları gerekçeler ise önem sırasına göre; Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan’a karşı yürüttüğü yanlış politikalar, kapılar açılırsa Azerbaycan’ın kaybedileceği, Ermenistan pazarının çok önemli bir pazar olmaması şeklindedir.
Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının %65 oranında gelecekte açılacağına inanılmaktadır. Bu iyimser bakışta, anketin yapıldığı dönemde futbol müsabakaları nedeniyle iki devlet arasındaki karşılıklı diyalogun olması etkili olmuştur. Ancak daha sonraki dönemlerde ilişkilerin Ermenistan ve diasporanın olumsuz tavrı nedeniyle tekrar bozulması ve Ermenistan’ın Karabağ sorunu konusundaki uzlaşmaz tutumunun sınır kapılarının açılması konusundaki beklentileri olumsuz yönde etkileyeceği düşünülebilir.
Ülke güvenilirliği açısından ve uzun dönemde bölgede ticari ilişkilerin yoğunlaşacağı ülke sıralaması; İran, Nahcivan (Azerbaycan), Gürcistan ve Ermenistan şeklindedir. Ermenistan ile Türkiye ilişkilerindeki olumsuzluğun doğal sonucu olarak bu ülke ile ticaretin gelecekte yoğunlaşmayacağı ve bu ülkeye güven duyulmadığı anlaşılmaktadır.
Türkiye’nin bölgedeki ülkelere yönelik ticaret politikasını etkin hale getirebilmek için yapılması gerekenler; ulaşım altyapısının (demiryolu-havayolu-karayolu) uygun hale getirilmesi, sınır ticaretinin canlandırılması ve karşı ülkelerle ilişkilerin sıklaştırılması, ticaret odaları ve borsaların daha etkin ve aktif hale getirilmesi şeklindedir. Bu doğrultuda, Kars-Tiflis-Bakü demiryolu projesinin ivedilikle tamamlanması, Kars-Iğdır-Nahcivan-İran-Pakistan demiryolu projesinin hayata geçirilmesi ve Iğdır’a havalimanı yapılması bölge ticaretinin etkinleştirilmesi için temel altyapının tamamlanması olacaktır. Ayrıca Iğdır ili sınırlarında bulunan Boralan sınır kapısında İran ile kurulacak olan serbest ticaret bölgesi de il ve bölge ticaretinin etkin hale gelmesine önemli katkı yapacaktır.
Ticaret yapanların %96 oranında herhangi bir AB hibe programına başvurmamıştır. İşletmelerin küçük aile işletmesi özelliğinde olması, profesyonel yöneticilerin olmaması, projeler konusunda teknik yardım ve danışmanlık hizmetlerinin yetersiz olması gibi sebepler hibe programlarına başvurulmamasının gerekçelerinden olabilir.
Avrupa-birligi/ ” target=”_blank” class=”tag”>Avrupa Birliği desteği garantisi olması durumunda %62.9 oranında Ermenistan şirketiyle ortaklık kurulmasına sıcak bakılmaktadır.
Ermenistan işletmeleriyle AB hibe programı çerçevesinde ortaklık kurmak istemeyenlerin temel gerekçeleri; Ermenistan işletmelerine güvenmeme, yasal ve hukuki uyuşma konusundaki endişeler ve kişisel siyasi bakış şeklindedir. Ermenistan Devletinin yanlış politikalarının doğal sonucu olarak bu ülke ticari işletmelerine güven duyulmadığı anlaşılmıştır.
Çalışmanın uygulama kısmından anlaşıldığı gibi Bölgede ticaret yapanların Ermenistan sınır kapılarının açılmasını isteme yönünde fikir beyan etmelerini şu şekilde değerlendirebilir.
Özellikle Iğdır ilinde 1991 sonrası dönemde Nahcivan ile yaşanan sınır ticaretinde önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bu durumun, Ermenistan sınır kapılarının açılmasında da yaşanacağı düşünülmektedir. Oysa, Türkiye’deki bütün sınır kapılarında 2002 yılından itibaren sınır ticareti uygulamalarına son verilmiştir ve bu Ermenistan içinde geçerli olacaktır. Ayrıca, Nahcivan ile yaşanan sınır ticaretinde petrol ticareti kazanım sağlamaktaydı. Ermenistan ile böyle bir ticaret olanağı da yoktur. Bu nedenle, bu bakışın doğru olmadığı söylenebilir.
2000 yılında İktisadi Araştırmalar Vakfının “Iğdır İlinin Ekonomik Gelişmesi” konulu yaptığı toplantıda sunulan bildiri için yapılan ankette de bu soru sorulmuş ve %100’e yakın oranda bu kapının açılması yönünde bölgede ticaret yapanlar fikir beyan etmişlerdir (Karabulut; 2000: 126). Oysa bu oran 2005’de %65,5’e düşmüştür. Yine daha çok Kafkas kökenli vatandaşların yaşadığı Iğdır ili özelinde ise bu oran %50’ye kadar düşmüştür(Karabulut; 2005). 2010 yılında yapılan bu çalışmada ise, Iğdır ve Kars’taki Kafkasya kökenli Türklerle yüz yüze yapılan anket görüşmelerinde neredeyse %100’ü sınır kapılarının açılmasını istememektedirler. Çalışmada anket uygulanan Kafkas Türklerinin oranı yaklaşık %25-30 kadardır.
Ermenistan sınır kapılarının açılması konusunda halka yönelik yapılan saha araştırmalarında ise kapıların açılmaması yönündeki düşüncelerin yoğun olduğu görülmüştür. Doğu Anadolu’nun en büyük kenti olan Erzurum ilinde yapılan 4200 kişiye yönelik ankete dayalı bir çalışmada (Eğilmez; 2005), Ermenistan sınır kapısı açılmalı mı? sorusuna; % 79 hayır, % 13 evet ve, % 8 fark etmez şeklinde cevaplar verilmiştir. Merkezi Ankara’da bulunan KİMAR Araştırma ve Danışmanlık Hizmetleri tarafından Erzurum, Erzincan, Kars, Van, Ağrı, Muş ve Iğdır illerinde 19-21 Nisan 2005 tarihleri arasında 1308 kişiyle yapılan anket çalışmasında yönelik bölge halkının görüşü sorulmuş ve buna göre ilgili illerde yaşayanların, %23,1’i evet açılmalı % 62,3’ü ise hayır açılmamalı şeklinde cevaplar vermişlerdir (Palandöken, 2007: 9).
Sınır kapılarının açılması durumunda ekonomi dışında neler kazanılıp neler kaybedileceği konusunda ayrıntılı bilgisi olmayan ticaret adamlarına sınır kapılarının açılması yönündeki istekliliği artırma yönündeki çalışma ve propagandaların da etkili olduğu söylenebilir. Çünkü; Türkiye’nin devlet politikasının aksine bazı kişi ve kuruluşların rant elde etme ya da bilinçsizce sınır kapılarının açılması yönünde lobi çalışmaları yaptığı bilinmektedir.
Kısacası, Ticaret yapanların kapıların açılması konusundaki istekliliği ekonomik kazanım elde edecekleri beklentisiyle daha yüksek, halkın ise sınır kapılarının açılmasındaki istekliliği ekonomi dışındaki tarihi, siyasi ve ulusal politikalara bağlı olarak oldukça düşüktür. Ermenistan sınır kapılarının açılması yönündeki istekliliğin 2000 yılından 2005 ve 2010 yıllarına gelindiğinde düşmesinin temel sebebinin Ermenistan’ın Türkiye’ye yönelik uyguladığı düşmanca politikalardan kaynaklandığını söylemek mümkündür.”
ERMENİSTAN’IN TÜRKİYE’YE YÖNELİK ASILSIZ İDDİALARI VE AZERBAYCAN TOPRAKLARINI İŞGALİ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE SINIR KAPILARI AÇILMAMALIDIR
Prof. Dr. Karabulut, çalışmanın teori ve uygulamalı kısımlarından elde edilen temel verilere göre önerilerini ise şöyle sıraladı;
“Ermenistan sınır kapıları, siyasi, tarihi, Karabağ sorunu ve ekonomik nedenlere bağlı olarak kapatılmak zorunda kalınıldığı için yapılan programlar ve çalışmalar hep çok yönlü olmalıdır.
Ermenistan’ın Türkiye’ye yönelik asılsız iddiaları ve Azerbaycan topraklarını işgali devam ettiği sürece sınır kapıları açılmamalıdır. Ancak Ermenistan bunlardan vazgeçerse sınır kapıları açılabilir ve sınırların açılmasıyla nitelikli sanayi bölge modelleri uygulanabilir. Sınır kapılarının açılması Ermenista’a büyük faydalar sağlar. Böyle bir ortamın oluşması durumunda Türkiye ve Azerbaycan’da ABD’ye kotasız ve gümrüksüz mal ihracat yapma olanağı sunan, örnekleri ABD-İsrail-Ürdün ve ABD-İsrail- Mısır arasında yaşanan nitelikli sanayi bölgeleri (Qualifying Industrial Zones) modelinin ABD-Ermenistan-Türkiye-Azerbaycan arasında işletilmesi modeli üzerinde çalışmalıdırlar.
Ermenistan coğrafi konum ve ekonomik özellikler itibarıyla Türkiye’ye muhtaç konumdadır. Bu nedenle Türkiye ilk adımları atarak Ermenileri cesaretlendirecek faaliyetlerden kaçınmalıdır.
Türkiye’nin sınır kapılarını açması Karabağ sorunun çözümünü daha da zorlaştırabilir. Çünkü ekonomik güç kazanacak Ermenistan yönetimi diasporanın desteğini de alarak bölgedeki bütün iddia ve uygulamalarında haklı olabileceğini düşünebilecektir. Böylece sınır kapılarını açarak ticaretin her koşulda diğer sorunların çözümünü kolaylaşacağı yönündeki iddiaların yanlışlığı anlaşılmalıdır. Bunun olabilmesi için belli koşullarında gerçekleşmesinin gerekliliği bilinmelidir.
Ermenistan pazarı Türkiye için çok önemsiz bir pazardır. Bu nedenle, ekonomik kazanım için çok daha güçlü ve büyük pazarlar olan İran, Irak, Suriye, Azerbaycan ve diğer komşu ülkelere yönelik çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır. Sınır kapıları konusunda Türkiye’deki her etnik grubu doğru bilinçlendirecek çalışma ve uygulamalar yapılmalıdır. Çünkü Türkiye’deki bazı etnik grupların kapıların açılması yönünde bilinçsizce ya da kasti olarak devlet menfaatlerine zarar verecek şekilde çalışmalar yaptıkları bilinmektedir. Yine Türkiye’de yaşayan Ermeni kökenli Türk vatandaşlarına da sorunun Ermenilik ya da dinle ilgili değil, diasporanın yaptığı yanlışlıklarla ilgili olduğu uygun kanallarla izah edilerek onların da her Türk vatandaşı gibi birinci sınıf vatandaş oldukları benimsetilmelidir.”
Prof. Dr. Kerem Karabulut, sınır kapılarının kapalı olmasının diğer sorunların çözümüne hizmet edeceğini belirterek, “Eğer kapı açılırsa, diğer sorunlar (tarihi, siyasi..) ve Karabağ sorunu çözülemez” diye konuştu.

http://www.milliyet.com.tr/turkiye-ermenistan-sinir-kapilari-sorunsali-erzurum-yerelhaber-358504/

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: