İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Firuz Türker: Irkçılığın virüsü var

Bu ülkede bir zamanlar bırakın Kürt Sorununu, Kürt demek; bırakın Ermeni Soykırımı gerçeğini, Ermeni demek bile ateşten gömlekti. Hele Yunanlıları günahımız kadar sevmezdik. Bunlarla ilgili iki çift laf etmek iğneli fıçıya atılmanıza yeter de artardı. Öyle bir saldırıya uğrardınız ki Erdoğan’ın Vizyon Toplantısına katılan sanatçılardan beter ederlerdi insanı. Rahmetli Ahmet Kaya Kürtçe albüm yapacağım dedi diye az kalsın linç ediliyordu. Hırant Dink bu yüzden öldürüldü; hem de devlet eliyle. Şimdi koyu milliyetçi bir kesim hala benzer tepkileri vermekle birlikte bu konuların ‘sertliği’ epey törpülenmiş durumdadır. Artık bu konular hakkında düşünenler kendi fikirlerini kendiliklerinden sansüre uğratmadan, eğip bükmeden, sözü dolandırmadan açıkça söyleyebiliyor. Medyada normal kullanım dili haline geldiler. Çünkü bu ülkede bir Başbakan çıkıp; Dersim katliamından dolayı özür dilemiştir. Yüz yıllık Kürt sorununu ‘çözüm sürecine’ sokmuştur. 1915 Soykırımından dolayı üstü kapalı da olsa Ermeni toplumuna taziyelerini bildirmiştir. 

Elimizden gelse çiğ çiğ yiyeceğimiz Yunanlılar 1999 depreminde öyle bir yardımımıza koşmuştur ki düşmanlık duygularımızın gardı düşmüştür, Kardak krizi falan unutulmuştur. TV de Türk-Yunan ekiplerinden oluşan bir ‘survivor’ programında her iki tarafı da zehirleyen ırkçılık iyice deşifre olmuş, iyi komşuluk ilişkileri güç kazanmıştır.

Bunlar olmadan önceyi daha iyi anlamak için hafızamın yıllar öncesinden taşıdığı bir olayı yazacağım.
Kadir Çelik isimli bir TV ci vardı. Star TV de program yapardı. Hala medya dünyasında olup olmadığını da bilmiyorum.
O zamanlar Star TV Uzanlar’ın, SHOW TV ise Erol Aksoy’undu. Kim bilir hangi çıkar çatışmasından dolayı bu iki patron birbirine düştü. Star TV öylesine yoz bir anti Erol Aksoy kampanyası yürütmeye başladı ki neredeyse hava durumu sunulurken bile Erol Aksoy’a giydirmeler yapılıyordu.
Bu medya olayı oldum olası böyledir. Her kim biriyle mücadeleye girse elindeki medya olanaklarını karşısındakini karalamak, batırmak için silah olarak kullanır. Hatırlarsınız; bir baş savcı çıkmış, medyadan topladığı kanıtlarla AKP yi kapatmaya bile kalkmıştı. Bence medya hiç temiz olmadı. Hep birilerine maşalık etti. Sedat Simavi’nin ‘kalemini kır, sakın satma’ deyişi gerçeklikte hoş bir fantezi olarak kaldı.
Kadir Çelik bir program yapardı. İşte o programda patronuna yaranmak için uzun süre Erol Aksoy’a söylemedik laf bırakmaz, programını bu kötü propaganda için kullanırdı. Uzanlarla Aksoy’un didişmesi, Kadir Çelik’in bu kraldan fazla kralcılığı o kadar umurumda değildi. Ama adamın üzerine basa basa, ‘Rum tohumu Erol Aksoy’ demesi beni çileden çıkarırdı.
Öyle ya yakın zamana kadar ‘Rum Tohumu’, ‘Ermeni dölü’ gibi nitelemeler küfür yerine kullanılıyordu. Hala bile bu çukura düşenler var.Yunanlıların ya da Bulgarların, kendi ülke vatandaşlarına ‘Türk dölü’, ‘Osmanlı tohumu’ gibi küfür etmesi ne ise bu da öyle bir şeydi.
Kral Arthur diye bir film izlemiştim. Arthur Sakson İstilası karşısında İngiltere’den çekilen Romalıların komutanıydı. Yerli halkın Saksonlar karşısında çaresiz kalacağını görüp adada kaldı ve Saksonları yenerek İngiltere’nin ilk Kralı oldu. Çünkü Saksonlar adada ilerledikçe önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkıyor, tüm canlıları katlediyorlardı. Hatta bir yerinde Sakson Kralı, bir yerli kadına tecavüz eden komutanlarından birini kadının üzerinde öldürdü, ardından da kadını… Oğlu sebebini sorunca; ‘Sakson kanı hiçbir şekilde karışmayacak kadar asildir’ idi. Öyle ya, kadın hamile kalsa melez doğuracak.
İşte o ırkçı Sakson anlayış yıllar sonra Hitler’i yarattı. Yoksa Hitler ortaya, Yıldız Tilbe ona methiyeler düzsün diye çıkmadı.
Biz dönelim kendimize…. Hep merak etmişimdir; Acaba Erol Aksoy’u ‘Rum tohumu’ diye aşağıladığını düşünen Kadir Çelik çıkıp bir DNA testi yaptırsa kimlerle akraba çıkacaktır? Hem de ne kadar ‘saf kan’ olduğunu öğrenmiş olurduk….
https://www.facebook.com/firuz.turker/posts/678959788857810

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: