İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

1915 Soykırımı Türkler ve Kürtler Mevzuunda Derkenar- 2:

Soykırım sonrası ilişki iki dikkat çekici özelliğe sahiptir. İlki, Ermeniler, hâlâ boyun eğmeyi reddederek, yani tarihlerine tanıklık etme hakkı da dahil olmak üzere temel eşitlik ve haklarında ısrar ederek, dışlayıcı bir Türk milliyetçiliğini temel alan bir Türk devleti için kavramsal ve siyasî bir sorun olmayı sürdürdükleri ölçüde, Soykırımın başka araçlarla devamı demek olan saldırgan bir inkar kampanyasıyla karşılaşmaktadırlar. İkincisi, ilişkinin Türkiye’nin elinin bir tür serbest kalışı olduğundan hareketle, bu serbest kalış, şimdiye dek elde edilmiş kazançları dondurarak aslında Soykırımı desteklemektedir. Türkiye Ermenilere karşı yürüttüğü inkar ve diğer siyasî eylemlerine son verse de, bu, daha fazla zararın ortaya çıkmasını önleyecektir sadece. Yoksa 1915 Soykırımı sırasında zaten olmuş bitmiş zararı hafifletmeyecek ne de bunu temel alan statü ve güç asimetrisini ortadan kaldıracaktır. (Kasr)

Bilindiği gibi çağdaş Türkiye, Ermeni Soykırımı sırasında edinilen maddî, siyasî, askerî ve diğer kazançlar temelinde inşa edilmiştir. Bunların rakamlara dökülmesi kayıpların düzeyini ifade etmekten acizdir. Bilindiği gibi hiçbir soğuk rakam ve kuru istatistik insanın acılarını ifade edemez. Ayrıca Türkiye  komşu Ermeni devletinin boyut, statü ve güç kaybından yararlanmayı halen sürdürdüğü de bir gerçektir. Richard Hovannisian,  Soykırım yaşanmış olsa dahi,  ilk Ermenistan Cumhuriyeti Kemalist güçlerin fethine, tekrarlanan cinayetlerine ve uzun vadeli denetimine maruz kalmamış olsaydı, bugün yaklaşık 20 milyonluk bir nüfusuyla, güvenli ve  ekonomik anlamda canlı bir bölgesel güç olabileceğini söylemektedir.
Ermeni halkının maruz kaldığı Soykırımdan dolayı Türkleri tazmine zorlamanın bazı iyi niyetli Türkleri ve Kürtleri soğutacağı, bunun da Ermeni-Türk-Kürt  ilişkilerinde muhtemel gelişmeleri olumsuz etkileyeceğine dair bir düşünce vardır.  Hatta Türkiye’nin toprak bütünlüğüne halel getirmeyi amaçladıkları için Ermenilere karşı bir öfke dalgası kabarabilir denilmektedir. Hatta en küçük bir ‘olumsuzluk’ta Türkiyeli Ermenilerin sokağa çıkamadıkları da bir gerçektir. Geçen yıl Sevan Nişanyan, Muhammed üzerine toplam 3,5 satır laf etti diye markete ekmek almaya gidemeyen Ermeniler, Sevan’a Müslümanlardan daha fazla kızdılar. –Nişanyan’ın Muhammed’e dair bu  3,5 satır yazı için 13,5 ay hapis cezası aldığını da belirtmeden geçmeyelim – Bu yüzden Ermenilerden düşük bir profilde hareket edilmesi istenerek adalet talebinin belirsiz bir döneme ertelenmesi istenir: Türkiye’nin demokratikleşmesi.
Ancak,  demokratikleşme, Ermeni Soykırımıyla daha derinlemesine ilgilenme imkanının artmasına yardımcı olabilir olabilmesine de  bu dönüşümü üretmeye yetmez. Kaldı ki Türkiye ve mirasçısı olduğu Osmanlı’nın geni, değil demokrasiye en küçük bir reforma bile uygun değildir.
  fotoğraf: kasr-ı kanco’dan bir köşe
Sait Cetinoglu / cetinoglus@gmail.com

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: