İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kelime oyunları meselesi I-II

Mıgırdiç Margosyan
Bu coğrafyadan kökleri silinip neredeyse yer ile yaksan edilmiş, dünyanın dört bucağına çil yavrusu misali dağılmış Ermenilerin bu acılarıyla sanki alay edilircesine yıllar yılı “sözde” soykırım ifadesiyle baş vurulan bu” kelime oyunları”nın ardından, şimdilerde siyasi, politik hesaplardan yola çıkıp, bunu da “taziye” adı altında, ama özünde “Birici Cihan Harbi’nin savaş koşulları”nı usturuplu bir ifadeyle öne çıkarıp, böylece kendi tebaasının bir kısmını sırf Ermeni, Süryani, Keldani oldukları için, kafileler halinde çoluk, çocuk, kadın, yaşlı demeden tehcire, sürgüne, kıyıma gönderen  Osmanlı’nın bu adaletsizliğini cafcaflı kelime oyunlarıyla sanki kamufle edercesine “ortak acı”yla geçiştirmek sadece lafı güzaf!

***
Kirvem,
Senin de bildiğin gibi, özellikle şu son yıllarda dünyanın birçok ülkesindeki parlamentolarda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1915 yılında Ermenilere soykırım yapılmıştır diye kararlar alındı, alınıyor.
Yine malum olduğu üzere her yıl 24 Nisan’da bu konu sil baştan gündeme taşınırken, gözler genellikle Amerikan başkanlarının, şimdilerde de Obama’nın vereceği “ferman”a, kulaklar da yine onun söyleyeceği “sihirli” kelimeye odaklanır:
Obama, “soykırım” demedi…
Obama, “büyük felaket” dedi…
Obama, geçen yıl Ermenilerin “Medz Yeğern” dediği büyük felaket deyimini kullandı…
Her 24 Nisan’da Obama, “Onu dedi, bunu dedi, şunu demedi” lafazanlığıyla bu “mesele” ertesi bahara ertelenmek üzere derin dondurucuya konulduktan sonra “kış uykusu”na çekilme dönemi başlar…
Sonra?..
Sonra yine aynı fasit daire etrafında ha babam de babam hayasızca dön dur!
Kirvem, tam da Paskalya Bayramı’nın kutlandığı bu günlerde Barack Obama’nın, bu yıl bu konuyla ilgili yumurtlayacağı yumurtanın rengi, bu satırları karaladığım saate kadar henüz meçhuldü, ama ortalıkta dönenip duran laflara bakılırsa özetle denen şu:
… “1915 olaylarının 99. yıl dönümünde,  ABD’nin Erivan Büyükelçisi John Heffern, ‘24 Nisan’ dolayısıyla ‘kuvvetli’ açıklamalarda bulunmasının beklendiğini söyledi. Obama’nın, ‘1.5 milyon Ermeni’nin katledildiğini’ belirteceğini ancak bunun için hangi kelimeyi kullanacağını bilemediğini kaydetti. Yarın yapılacak açıklama öncesinde Washington’daki hava, Obama ve John Kerry’nin yapacakları açıklamalarda ‘soykırım” ifadesine yer vermeyecekleri yönünde. ‘Katliam’ sözcüğü ise bu açıklamalarda sık sık kullanılan bir ifade olarak biliniyor. Washington, ‘soykırım’ ifadesinin kullanılması halinde Türk-Amerikan ilişkilerinin ciddi bir yara alacağının bilincinde.”
Her sene sergilenen bu “oyun”,  her 24 Nisan’da sahnelenen bu utanç “sahne”sinin,  bu yıl da devreye nasıl sokulacağını kendi payıma zerre kadar önemsemezken, beri yandan da “1.5 milyon Ermeni’nin katledildiği” belirtilirken,  bunun için hangi “kelime”nin kullanılacağının,  inceden inceye “muhasebe”sinin kafalarda yapılmasına acaba ne buyrulur?..
“Politik” mülahazalarla insanların duygularıyla alay edercesine, onların acılarını bir taraftan güya dillendirirken, öte taraftan da tipik bir tüccar yaklaşımıyla “kâr-zarar” hesaplarına yatıp, kendi ülkelerinin “menfaat”lerini öncelikle gözetip, sonra da güya “adalet”ten yana tavır takınırken, bunu bir bakıma “kelime oyunları”na dökmek “siyaset” icabıysa, ehh o zaman batsın böylesine rezilane siyaset!
Batsın! Çünkü kökünde, kökeninde, temel felsefesinde nalıncı keseri gibi hep kendinden yana yontan, kantarın topuzunu daima kedinden yana kollayan bu tür zihniyetlerden ne köy olur ne de kasaba!
 Batsın! Çünkü böylesine “ikircik”li, böylesine “ikiyüzlü” bir yaklaşımı, tarih boyunca benimseyip, bunu da alavere dalaverelerle insanlık alemine hak, hukuk adına pazarlayanlar, bana kalırsa öncelikle “insan”lık adına utanç duymalılar.
Obama dün ne demişti, bugün ne buyurdu hesaplarını bir kenara dehleyip, beri taraftan başımızın başı Muhterem Başbakanımız Erdoğan’ın, bu “mesele” doğrultusunda attığı adımın “hayırlara vesile” olmasını dilerken, bu bapta iki satır daha karalamayı haftaya bırakalım Kirvem!
Not: Mektubu zarflayıp tam da postaya atmak üzereyken, Obama Hazretlerinin bu yıl da “soykırım” demediğini öğrendim. Hepimizin gözü aydın olsun!
http://www.evrensel.net/kose-yazisi/71187/kelime-oyunlari-meselesi-1.html#.U2YcUPl_vmt
‘Kelime oyunları’ meselesi (2)
Kirvem,
Geçen hafta Obama’nın, 1915 Ermeni Olayları konusuyla ilgili vereceği kararın hangi “sihir”li kelimeyle dillendirileceğini gerek Ermenistan, gerekse Türkiye tarafı merakla bekledikten sonra, nihayet Obama’nın verdiği “fetva”ya bakılırsa; görünen o ki, “soykırım” tabirini kullanmaması için camilerde beş vakit namaz kılıp, bunun için dua edenlerin sesleri Tanrı katına ulaşıp muratları gerçekleşirken, öte yandan sadece kiliselere koşmakla yetinmeyip, ayrıca boylarına eşit büyüklükte mum yaktıkları halde bu sene de hayal kırıklığına uğrayanlar, kem talihlerine küsüp, umutlarını ister istemez gelecek yıla ertelediler…
 Obama hazretlerinin önümüzdeki sene terennüm edeceği “kelime”ye, daha şimdiden odaklanıp bunun hesabıyla yatıp kalkanların bu uğurda gösterdikleri “hassasiyet”i kimler nasıl değerlendirir, bunu nasıl anlamlandırır bilemem, ama kendi payıma söylemem gerekirse, diyeceğim şu ki, tarihte yaşanmış böylesine trajik bir olayı, şu veya bu mülahazalarla bir nevi kelime oyunlarına dönüştürüp, dolayısıyla insanların duygularını sömürenler, bunun utancıyla baş başa kalacaklardır…
Nitekim, yüzyıl önce Anadolu denen bu coğrafyada yaşanmış bu acı olay hakkında “el alem” bu saatten sonra ne der, ne buyurur, hangi taraklarda bez dokur, hariçten nasıl bir gazel tutturur fasıllarını bir tarafa dehleyip, beri yandan bir asır öncesine dayanan bu mesele hakkında bizler geçmişte ne yaptık, nasıl bir tavır takındık, dahası da bugün bu saat gelinen bu noktada bundan sonra ne yapmayı düşünüyoruz acaba?
Başımızın başı muhterem başbakanımızın geçenlerde bu hususta dillendirdiği ifadelerden yola çıkıldığında, kimilerine göre atılan bu ilk “adım” heyecan verici, umut dolu…
Kirvem, kendi adıma “Pişmiş aşa su katmak istemem”, bu konuda isteyen istediği gibi düşünüp, kendince istediği gibi yorum yapabilir, ama “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” gerçeğinden yola çıkıldığında, görünen o ki, başımızın başı başbakanımız bir taraftan “taziye”, “ortak acı” gibi kulaklara hoş gelen bu lafları birbirinin peşi sıra dizerken, öte yandan da, hani amiyane deyimiyle tükürüğü bile kurumadan, hemen akabinde Ermenistan ile olan ilişkilerimizin “normal”leşmesini Karabağ’a bağlaması, bunu öncelikli koşul olarak diretmesi, bu bapta samimiyetten ne denli yoksun olunduğunun da en bariz kanıtı mıdır acaba?
Nitekim daha önceleri de Ermeni, Alevi, Kürt, Roman ve demokrasi açılımlarından dem vurduktan sonra bu kulvarla alınan yol malumken, keza ülkemize kaçak yollarla gelip çalışan Ermenilere hesapta kucak açmaktan söz edip, hemen ertesinde hepsini yurt dışına kışkışlamaktan da bahseden yine başımızın başı muhterem başbakanımız değil miydi?
Bu coğrafyadan kökleri silinip neredeyse yer ile yaksan edilmiş, dünyanın dört bucağına çil yavrusu misali dağılmış Ermenilerin bu acılarıyla sanki alay edilircesine yıllar yılı “sözde” soykırım ifadesiyle baş vurulan bu” kelime oyunları”nın ardından, şimdilerde siyasi, politik hesaplardan yola çıkıp, bunu da “taziye” adı altında, ama özünde “Birici Cihan Harbi’nin savaş koşulları”nı usturuplu bir ifadeyle öne çıkarıp, böylece kendi tebaasının bir kısmını sırf Ermeni, Süryani, Keldani oldukları için, kafileler halinde çoluk, çocuk, kadın, yaşlı demeden tehcire, sürgüne, kıyıma gönderen  Osmanlı’nın bu adaletsizliğini cafcaflı kelime oyunlarıyla sanki kamufle edercesine “ortak acı”yla geçiştirmek sadece lafı güzaf!
Yüzyıldan beri kanayan bir meseleye “adil” bir çözüm üretmek, “derman” olmak için kolları güya sıvarken, diğer yandan içinde bulunduğumuz şu günlerde,  malları resmen “gasp” edilip devletin “hazine”sine geçirilmiş gayrimüslim mallarının asıl sahiplerine iade edilmemesi için her türlü  gayrihukuki yollara baş vurulurken, bunun yerine önce iki kararname, üç kanunla bu tür “teferrut”ları halletmek nedense düşünülmez!
Televizyon ekranlarında sıra sıra inci misali dizilmiş gazetecilere; “Ne Yahudiliğimiz, ne Ermeniliğimiz, affedersiniz ne de Rumluğumuz kaldı” diye dert yanan böylesine bir zihniyetten, yüz senelik bir “yara”ya derman olur mu bilemem Kirvem!
http://www.evrensel.net/kose-yazisi/71239/kelime-oyunlari-meselesi-2.html#.U2YcXfl_vmt

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: