İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni tehciri ve 1915 olayı

Sadullah Çağlar
Dünya genelinde mezhep çatışması geçmişten günümüze kadar yaşanmıştır. Irkçı anlayış, halkların yaşamında unutulmaz acılar yaşanmasına neden olmuştur. Şimdi günümüzde dünya genelinde tartışılan Ermeni tehciri yada Ermeni soykırımı olmadı mı? Geçmiş tarihi kısaca incelediğimiz zaman tehcir soykırım olayı yaşanmıştır. Gerçeğin üzerine kırmızı şal örtmenin anlamı yoktur. Osmanlı nüfusunun önemli bir halkı olan Hıristiyan kavimi, nereye gittiler söyler misiniz? Onların kiliseleri, okulları, kütüphaneleri ne oldu?…Genelde ülkenin aydın geçinen başta büyük elçi Şükrü Elekdağ, yada Örsen Öymen, CHP eski milletvekili Birgül Ayman Güler, konuşmalarında Ermeni tehciri yada soykırım diye yaşanmış bir tasfiye yoktur. Bu batı devletlerinin Türkiyeyi parçalamaya yönelik bölücü uygulamalardır. Peki o zaman Mezapotamya’nın yerleşik kavimin aynı zamanda Anadolu’nun en eski kavimi bir buçuk milyon Ermeni, resmi kayıtlara göre nereye gitti? Bu topraklarda Araplar, Kürtler sonra tüm halklar yaşarken Ermenilere ne oldu? Uzaya mı gittiler? yoksa yoksa yerin altında mı yaşıyorlar?

***

Dünya genelinde mezhep çatışması geçmişten günümüze kadar yaşanmıştır. Irkçı anlayış, halkların yaşamında unutulmaz acılar yaşanmasına neden olmuştur. Şimdi günümüzde dünya genelinde tartışılan Ermeni tehciri yada Ermeni soykırımı olmadı mı? Geçmiş tarihi kısaca incelediğimiz zaman tehcir soykırım olayı yaşanmıştır. Gerçeğin üzerine kırmızı şal örtmenin anlamı yoktur. Osmanlı nüfusunun önemli bir halkı olan Hıristiyan kavimi, nereye gittiler söyler misiniz? Onların kiliseleri, okulları, kütüphaneleri ne oldu?

Heybeliada’daki ruhani  Rum Tarihi Okulu, hala kapalı.
Geçmişte bu insanlar ülkede aydınlanmanın öncüsüydü.
Selanik’ten ilk yazı matbaasını Osmanlı Ermenileri getirdi.
İstanbul’da 31 Mart gerici isyanında ittihatçi yazarların Ermeni aydınları evlerinde saklayarak kendilerini tehlikeye attılar.
İkinci meşrutiyet 1908 yeniliği Selanik’te doğdu. İttihat ve Terakki Cemiyeti genelde Balkan’larda gelişti. Hareketi destekleyen Ermeni bilim adamlarıydı.
İkinci Meşrutiyet mücadelesinin temel ilkesi neydi? Sultan Abdulhamit rejiminin İstibdat dipta yönetimini yıkmaktı.
İttihatçılar, önüne HÜRRİYET, MUSAVVAT, ADALET ilkelerini koyarak sonuçta Abdulhamit rejimini yıktılar.
Selanik, Rumeli halkları, hürriyet hareketini coşkuyla karşıladılar. Peki hürriyet yeniliğinin kadrosu kimlerdi? Dağa çıkan Enver Bey, sonra Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa. Yine dağa çıkan Resneli Niyazi Bey.
Peki hareketin beyin adamları kimlerdi? Yada politik kişileri?
Osmanlı Mebusan Meclis Üyesi Kirikor Zahrab, hukuk fakültesinde öğretim üyesi. Erzurum Mebusan Meclis Üyesi Varkez, Sivas Mebusu Dr. Nazaret Doğaryan… Bu kişiler politika üreten siyasi kadroydu.
Osmanlı’nın mebusan meclisinin politik ekibi, ermeni kimlikliydi. Bu siyasi kişiler aynı zamanda sosyal, evrensel düşünen yapıdan oluşuyordu.
İttihatçi kadro süreç içinde bilimi önüne koymadı. Pan İslam’a kaydı. Tıpkı günümüzde sağcı yöneticiler gibi.
Tek millet, tek dil. Sonra neler oldu? Yemen’e seferler düzenlendi. Sarıkamışta Allahuekber dağlarında 90 bin masum insan ellerinde silahlarıyla karlara gömüldüler. Evet sonra Yemen’e seferler düzenlendi. Anadolu’nun yoksul gençleri Arap çöllerine gömüldü.
İki sene yol yürüyen gencecik insanlar tıpkı Sarıkamış’taki gibi toprağa gömüldüler.
Onlar için genç gelinler ağıt yaptılar.

Yemen’e giden gelir mi sandın?
Söyleyin Sultan Aziz’e 10 sene askerliği iki yıla indirsin.
Yemen, Yemen, kanlı Yemen, ölümü seven Yemen.

Sarıkamış’ta kara gömülen fukara gençleri, yada Yemen’in kanlı topraklarına gömülen masum insanlar için günümüzde onlar destan yarattı dediler. Acaba söyler misiniz bu destan nasıl bir destandı?
Sultan Abdulhamit, neden acaba Hamidiye alayları kurdurdu? Osmanlı’nın en üretken toplumu olan Ermenileri tasfiye etmek için iİlam adına Kürt Ermeni çatışması yaratıldı. Genelde ülkenin aydın geçinen başta büyük elçi Şükrü Elekdağ, yada Örsen Öymen, CHP eski milletvekili Birgül Ayman Güler, konuşmalarında Ermeni tehciri yada soykırım diye yaşanmış bir tasfiye yoktur.
Bu batı devletlerinin Türkiye’yi parçalamaya yönelik bölücü uygulamalardır. 
Peki o zaman Mezapotamya’nın yerleşik kavimin aynı zamanda Anadolu’nun en eski kavimi bir buçuk milyon Ermeni, resmi kayıtlara göre nereye gitti?
Bu topraklarda Araplar, Kürtler sonra tüm halklar yaşarken Ermenilere ne oldu? Uzaya mı gittiler? yoksa yoksa yerin altında mı yaşıyorlar?
Biz geçmişte tehcir yaşandığı dönemde 1914’de dönemin dahiliye nazırı Talat Paşa’nın Valiliklere gönderdiği genelgeye bakalım.
Adana Valiliği’ne şehrin belirli yerlerinde toplanan Ermeniler, kitle halinde Adana, Konya illerimize trenle Diyarbakır’a götürülecek. Zaman içinde Ermeniler, Suriye’ye yollanacak. Uzun yürüyüşler halinde Halep’te kitlesel olarak Suriye’nin içlerine doğru kafileler halinde yola çıkarılacaktır.
Gereğinin yapılmasını rica ederim. Dahiliye nazırı Talat Paşa.
Tehcir olayının en önemli üç kişisi, harbiye nazırı Başkomutan Enver Paşa. Dahiliye vekili Talat Paşa. Sadrazam Sait Halim Paşa.
Tabi bunlara ek olarak Suriye, Kudüs, Beyrut genel valisi Cemal Paşa.
Şimdi biz bu üçlü ittihatçi iktidar kadrosunun en önemli adamı Talat Paşa üzerinde duralım.
Osmanlı Mebusan Meclisi’nin en güçlü adamı Talat Paşa idi. Peki ona en yakın kişi kimdi?
İstanbul Mebusu Krikor Zohrab, Talat Paşa ile İstanbul şehir kulübünde bu ikili sık sık bir araya gelirdi. Aynı zamanda Zahrab efendi, mebusan meclisin en gelişken aydınıydı. Üstelik hitabesi, güçlü bir konuşmacıydı.
Birgün gece yarısı mazhar şehri İstanbul, bahar gecesinin yıldızlarla donanmış sabaha karşı mebusan meclisin en saygın estetik giyimli edebiyatçı Zohrab’ın kapısı vurulur. Sivil giyimli kişiler, Zohrob Bey evde mi derler. Sonra evet sonra onun eşi korku içerisinde çocuklar ürkek sivil giyimliler endişe edecek bir şey yok diye eşini teskin ederler.
Gözyaşları içerisinde olan Zohrab’ın eşi, ‘Onu nereye götürüyorsunuz’ diye sorar. Sonra onu Haydarpaşa Garı’nda Konya trenine bindirirler.
Krikor efendi, yanındaki kişilere arkadaşım Talat Paşa’ya bir telgraf çekeceğim der. Anma ona hiçbir zaman cevap gelmez.
Çünkü mebusan meclis üyesi uluslararası hukukçu süreç içerisinde durumu anlar. O ölüm yolculuğuna götürülüyordu.
Eşine yazdığı bir veda mektubunda “Sevgili karıcığım, bizim için son perde açılırken arkadaşlarıma Talat’a, Halil’e Cavit Bey’e, Dr. Nazım’a yazdığım mektuplara cevap alamadım.
Ne hazin bir tecelliki en yakın dostlarım beni yalnızlığa terk ettiler.
Aslında onlar, benim ölüm fermanımın altına imzalarını attılar. Biz geçmişte yola çıktığımız en yakın arkadaşımız beni ve halkımızı sonsuzluğa yolluyorlar.
Sevgili karıcığım daha fazla yazacak gücüm kalmadı.
Hayatta kalmazsam çocuklarıma son öğüdüm ve son arzum, uyum içinde olsunlar. Sana saygı göstersinler. Senin kalbini kırmasınlar.
Beni hatırlasınlar. Ölürsem iki bin lira al ve bu miktarı hayırsever kuruluşlara bağışla ve senden son arzum, boğazda bebeğe git, benim yerime martılara yem ver. Sonra onların uçuşunu seyret. Seni ve çocuklarımın gözlerinden öperim. Ben herzaman yanınızda olucağım. Mebusan meclis üyesi Krikor Zohrab.
Evet bu güzel insanlar bir gün gittiler. Onlarla beraber uygarlık son buldu.
Acaba bir zamanlar evrensel dünya şehri olan İstanbul, ne durumda?
Tüm dünya dillerinin konuşulduğu bu antik şehirden geriye ne kaldı? Aydınlanma tasviye edildi.
Genel olarak 24 nisan kara bir gündür.
Özetle söylemek gerekirse insanlığın geleceği halkların barış içerisinde bir arada yaşamasıdır.

http://www.iskenderunses.net/yazar.asp?yaziID=18379


Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: