İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ahçik’in Düğünü

Abuzer Yalçın
Çözüm sürecinin en önemli ayaklarından birisi de “Ermeni Meselesi”dir. Ermeni toplumu Anadolunun en eski ve kadim halkıdır. Kürtlerden ve Türklerden daha eski olan bir halktır…Ermenilik, millet ile mezhebin özdeşleşmesini taşıyan bir özelliği bulunuyor. Ayrıca Ermeniler isteyerek Hristiyan veya Müslüman olmuş, inancını özgürce yaşamayı isteyen bir toplumdur. İnancını aidiyeti yapan ender milletlerden biridir. Zoru sevmezler… Tarihte en büyük sıkıntılarını İmparatorluk ve gücün çıkarına göre yorumlanmış, tahrif edilmiş Hristiyanlık anlayışından gördüler. (Ben Ermeniyim diyen hiç bir Ermeni isteyerek ve bilerek Müslümanlığı seçmez. Ermeni milleti Hıristiyanlıkla özdeşleşmiştir. Hıristiyanlığına tahrif edilmiş demek de dine hakarettir. HYETERT)

“Bugün 1913 yılındayız” başlıklı yazımda çözüm süreci ve Kürtleri yazmıştım. Yazımın sonunda  “Çözüm, taraflarca kaybedilen yer ve tarzda, yüzyıl önceki ruh, fakat bugünkü deneyim ile bulunacaktır.” Demiştim.
Türkiye,  kabuğunu kırmak, büyümek ile içine kapanarak dahada küçülmek gibi bir ikilemde kararını vermesi gerekiyordu. Bu anlamda tercihini tarihi birikimine yakışandan yana yaparak, kendini aşmaya karar verdi ve bir süreç başlattı.
 Bu sürecin çatı yapısı temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi boyutu olduğu tartışılmaz. Bunun için tarihi sorunların temeli olan zihniyetin yaptığı yasal dayanakların tamamı mutlaka değiştirilmeli. Bu anlamda anayasa değişikliği çalışması yapılıyordu, fazlaca bir ilerleme olmadan tıkandı. Ben, bu tıkanmayı başta iktidar partisi olmak üzere bir gevşeklik sergilendiği izlenimi aldım. Umarım yanılıyorum.
Bu sürecin daha birçok ayağı var. Tarihi çözüm sürecin  “Kürt” ayağı ağır aksak da olsa iyi gittiğini hemen söyleyeyim. Bu anlamda Kürt toplumu ve temsilinden kararlı desteğin geldiği takdir edilmektedir.
Çözüm sürecinin en önemli ayaklarından birisi de “Ermeni Meselesi”dir. Ermeni toplumu Anadolunun en eski ve kadim halkıdır. Kürtlerden ve Türklerden daha eski olan bir halktır.
Ermenilik, millet ile mezhebin özdeşleşmesini taşıyan bir özelliği bulunuyor. Ayrıca Ermeniler isteyerek Hristiyan veya Müslüman olmuş, inancını özgürce yaşamayı isteyen bir toplumdur. İnancını aidiyeti yapan ender milletlerden biridir. Zoru sevmezler… Tarihte en büyük sıkıntılarını İmparatorluk ve gücün çıkarına göre yorumlanmış, tahrif edilmiş Hristiyanlık anlayışından gördüler. Anadolu’da daha Hanif olma özelliğinden dolayı Müslümanlarla birlikte yaşamaları kolaylarına gelmiştir. Kız vermiş, aşkı için Müslüman olmuş ve kız almıştır. Osmanlının sıkıntılı dönemlerinde son demlerine kadar birlikte yaşamayı tercih ettiler. Bu anlamda milleti sadıka ismini aldılar.
Ermenilik mezhep olarak Ermeni halkına ait bir mezheptir. Fakat Ermeniler Millet olarak sadece Hristiyan değiller. Ermeniler Hristiyanlık ve Müslümanlık tercihlerine sahip bir halktır. Tıpkı Kürtler gibi… Hatırlayacak olursak Kürtler, Müslüman, Süryani (Hristiyan) ve Ezidi gibi inanç tercihlerine sahip bulunmaktadırlar.
Bu açıklamadan sonra başa dönersek, Çözüm sürecinin en önemli ayaklarından birisi de “Ermeni Meselesi”dir. Ermeni toplumu Anadolunun en eski ve kadim halkıdır. Kürtlerden ve Türklerden daha eski olan bir halktır.
Bu kadim halk, milleti sadıka, gerek Müslümanlarla, gerek Türkler ve Kürtlerle ilişkilerinde bir kez yanliş yaptılar. Başkada bir yanlışları olmadı. Aslında onu da yaptırdılar. Belki bu anlamda devleti temsil konumunda olan Türklere onlarcasını yaptırdılar. İttihat ve Terakki denilen İngiliz ve sermayenin çıkarlarına hizmet eden ulusalcı zihniyet (rejim) diğer tüm sıkıntıların kaynağı olduğu gibi Ermeni Meselesinin de kaynağıdır. Bu anlamda Türkiyedeki tüm anayasaların kodlarında halkların kardeşliğini istemeyen, ırkçılığı ve ayrımcılığı tahrik eden, iç proplemleri ile boğuşmaktan başını kaldıramayan, süper güçlerin çıkarlarına hizmet etmeye mecbur bırakılan unsurlar barındırmaktadır. Bunun için sürecin çatısı denilen anayasal değişiklikler yapılamazsa sonuç alınamaz. Halkın isteği veya desteğinin tek başına yetmediğini son gelişmelerde daha net görebiliriz.
Bu anlamda yaşayışı, kültürü, komşuluğu binlerce yıllık geçmişe sahip tüm halkların inanç, aidiyet ve anılarına hürmet edilerek adım atılmalı. Hatta cesurca adımlar atılarak sahip oldukları her neleri varsa mirascılarına verilmeli, iade edilmeli. Yüz yıllık kopukluk, tarih açısından silinebilecek uzun bir süre değil, halen yaşanan anılarla doludur. Şu anda yurtdışında yaşan yaşlı Malatyalı Ermeniler geçen yıl Venk Kilisesinin ziyaretine kafile halinde gelmişlerdi. Torunlarına doğduğu evi gösteriyor, davar yayarken oturduğu taşları tek tek gezerek, yeniden üzerine oturarak anılarını anlatıyordu. 1600 yıllık kilisede nasıl vaftiz olduklarını, ibadet ettiklerini heyecanlı heyecanlı açıklıyorlardı. Bunun gibi örneklere Anadolu’nun her yerinde rastlayabilirsiniz.
Yazımı Ahçik türküsünün hikâyesi bitirelim. Ahçikin düğünü çözüm sürecinin ikinci ayağıdır. Bu düğün yüzyıl sonra da olsa yapılmalıdır.
Türklerle Ermeniler, benzer sosyal ve ekonomik koşullar altında yaşamışlar ve bunun doğal bir sonucu olarak ortak bir kültürün temsilcileri konumuna gelmişlerdir. İki toplumun birbirini seven gençleri arasında din, o gün birleşmeye engel bir etken gibi görünmektedir. Yıl 1915. İşte hikâyemiz buradan başlıyor.
Harput’un Ebu Tahir Mahallesi’nde Dabakların Mustafa’sı ile Şehruz Mahallesi’nden Ermeni Nişan’ın kızı Ahçik sevdası bu türküde anlatılıyor. Mustafa ile Ahçik birbirlerini çok seviyorlar. Mustafa evlenmek için konuyu ailesine açıyor. Ailesi ise evlilik olayını, Ahçik’in Ermeni olmasından ötürü rıza göstermiyor. Ahçik’te ailesine evlilik olayından bahseder eder, ama onun da ailesi rıza göstermez. Mustafa evlenebilmek için Ahçik’i kendi dinine yani Müslümanlığa dönmeye çağırmaktadır. Belki kendisi de bu aşk için dinini değiştirmeye razı olabilecektir. Ama kamunun baskısından, kınanmaktan çekinmektedir. Mustafa ile Ahçik, Harput ulemasının ve Ermeni camiasının yoğun baskısından dolayı bir türlü kavuşamazlar. Ahçik yöreyi terk ederken, Mustafa’nın yaşadıkları ise arkadaşı Saçlızade Vehbi tarafından türküleştirilir.
Ahçik Türküsü
Ahçik’i yolladım urum eline
Eser bad-ı sabah zülfün teline
Gel seni götürem İslam içine
Başımı sevdaya salan o Ahçik
Aman o Ahçik civan o Ahçik
Vardım kiliseye baktım haçına
Gönlümü bağladım sırma saçına
Gel seni götürem İslam içine
Başımı sevdaya salan o Ahçik
Aman o Ahçik civan o Ahçik
Vardım Kiliseye Haç suda döner
Dinimden dönersem el beni kınar
Mustafa bu aşka nice bir yanar
Başımı sevdaya salan o Ahçik
Aman o Ahçik civan o Ahçik
Anonim, Yöresi: Harput
Yazan: Harput’un meçhul Bestekârlarından Saçlızade Vehbi (Dabak Mustafa’nın arkadaşı)

http://www.malatyam.com/Ky-1714-Ahcikin-Dugunu-tr.html

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: