İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Edebiyat ve sinemanın iktidarı bitti yeni kral çağdaş sanat

Çınar Oskay
Cumhuriyet, bir estetik üretemedi. Denedi. Akademi kurdu, müze kurdu, Alman mimarları getirdi, binalar yaptırdı, heykeller diktirdi. Ama organik ve yüksek bir estetik üretemedi. Hevesleri vardı elbette; Osmanlı’da subaylardı çünkü. Saraya girip çıkmışlardı. Atatürk, Vahdettin’le son yemeğini anlatırken diyor ki “Salonda çatal bıçak tıkırtılarından başka ses duyulmuyordu.” Cumhuriyet, bu yüksek kültürü halka indirmeyi başaramadı. Neyi yanlış yaptı? -1915’ten sonra bunları devam ettirecek kültürel birikimi yok ettik. Anadolu’nun burjuvazisi sayılır mı sayılmaz mı, şimdi o tartışmaya girmek istemem ama 1915’te demircisi, nalbantı, doğramacısı, taş ustasından başlayıp, terzisine kadar ulaşan Ermeni kültürünü yok ettik. Aynı şekilde Rum kültürünü üç parça halinde ortadan kaldırdık. Osmanlı’nın kültürünü üretenler bu insanlardı. Onların ardından, bir tünel açtıkları zaman gidip tünel ustasını bir yerden getirdiler. Oysa onlar doğaya dayanıklı taş duvar yapmayı biliyordu. O kültürü, o birikimi yok ettik. E sen o estetiği üreten damarları kestiğin zaman bir daha nereden üreyecek o estetik? Şimdi yeni yeni, daha farklı bir estetik birdenbire uzaydan gelmiş gibi tepemize iniyor. Gökdelenlerin, çağdaş mimarinin estetiği önümüze çıkıyor.

***

Türklerin gelip İstanbul’u mahvettiği doğru mu?
Çağlara, kitaplara sığmayacak deha Mimar Sinan, Michelangelo ile karşılaşsa ona ne derdi? Atatürk’ün Vahdettin ile yediği yemekte duyduğu çatal bıçak tıkırtıları bize neyi anlatıyor? Cumhuriyet Ankara’da yeni şehrini kurarken İstanbul’a dokunmaya neden kıyamadı? Neden Anadolu’da karşımıza çıkan güzel binalar her seferinde terk edilmiş bir Ermeni ya da Rum evi çıkıyor?
‘Estetik ve zevk soykırımı’ndan sonra sanatçılarımız sonunda dünyayı nasıl yakaladı?
Türkiye’nin çağdaş sanat serüvenine, bu konudaki en kapsamlı eserle katkıda bunan Hasan Bülent Kahraman yanıtlıyor

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: