İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AİHM’ne güvenilir mi?

Av. Gülseren Aytaş
Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, AİHM kararlarına göre Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlerin tüzel kişilik kazanmasının ve kendisini ekümenik olarak tanımlamasının önlenmesinin din özgürlüğünün ihlâli olduğunu söylüyordu. (5 Nisan 2010, Milliyet). Bugün ise AİHM Türkiye’yi ilgilendiren kritik bir karar verdi…  Doğu Perinçek’in başvurusu üzerine “soykırımı inkâr ifade özgürlüğü” haberiyle duyurulan bir karar verdi… Şüphesiz Doğu Perinçek’in çıkışı halkımıza millî onurumuzu zedeleyen bu insafsız propagandalara yüksek sesle “hayır” deme cesaretini vermiştir. Ancak AİHM’e güvenemeyiz. Kaldı ki Ermenistan, soykırım-insanlığa karşı suç-savaş suçu iddialarını uluslararası hukuk zemininde tartışma hakkına sahip değildir! (Biz haksız bir karar vermiş olsa da çağdaş insan haklarına inananlar olarak AİHM’ne güveniriz. Bunlar lehlerine karar verse bile, çağdaş insan haklarına inanmadıkları için AİHM’ne güvenmezler. HYETERT) 

***
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yani AİHM, Türkiye’nin bireysel başvuru hakkını tanıdığı 1987 yılından sonraki olaylar için yetkili olacaktı. Türk halkına böyle deniliyordu.
Fakat çok geçmeden AİHM, 1987 yılından önceki olaylar için de yetkili sayıldı! Gerçekten de AİHM, kamuoyunda “Loizidou” olarak bilinen davada, 1974 Barış Harekâtı’ndan beri Rum mülkiyet hakkının ihlâl edildiği gerekçesiyle Türkiye aleyhinde karar vermeye yetkili sayıldı ve Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm etti. Yani AİHM, 1974 olayları hakkında karar vermiş oldu. Prof. Sevin Toluner, bu karar için “tek yanlı ve taraf tutan karar” demiştir ki yerden göğe kadar haklıdır.
AİHM’in 2003 yılında aldığı bu tek yanlı karardan sonra Rum kesiminde kalan Türk mallarını KKTC’de kalan Rum malları ile takas etme yoluna gidilmedi. Karşılıklı tazminat ödenmesi yoluna da gidilmedi. Bunun yerine ne yapıldı? 2006 yılında KKTC’de “Taşınmaz Mal Komisyonu” kuruldu ve Türkiye, AİHM vesilesiyle Rumlara rekor tazminatlar ödedi. Ancak bu tazminatlar ayakkabı kutularının içinde görüntülenmediğinden kamuoyunun dikkatini çekmedi, Türkiye AİHM’e hâlâ güveniyor.
Peki, büyük devletler AİHM’e güveniyor mu? Hayır! Tam aksine millî hukuklarını AİHM hukukundan üstün tutuyorlar. Sözgelimi, Alman Anayasa Mahkemesi’nin 2004 yılında aldığı karara göre AİHM’in verdiği kararlar Alman mahkemeleri tarafından ancak istenirse dikkate alınıyor ve AİHM kararlarının yasaların üstünde olduğu kabul edilmiyor. İngiltere ve İsviçre hükümetleri de 2011 yılının Aralık ayında ortak bildiri yayınlayarak AİHM kararlarının millî mahkemelerin kararlarından üstün sayılmasına itiraz etmişlerdir. (27 Aralık 2011, Milliyet) 
Üstelik İngiltere Başbakanı Cameron, AİHM’i “temel demokratik prensiplere sahtekârca bir saldırı düzenlemekle” suçlamış, AİHM’in yetkilerini sınırlamak için girişimlerde bulunacaklarını söylemiştir. (26 Ocak 2012, Milliyet)
Sadi Somuncuğlu da 11 Aralık 2010 tarihli yazısında, AİHM’in yol açtığı büyük bir hukuksuzluğu incelemiştir. Somuncuoğlu, tüzel kişiliği bulunmayan Rum Patrikhanesi’nin AİHM’de dava açamayacağını, buna rağmen AİHM’in davayı kabul ederek tarihte hiçbir zaman Patrikhane’ye ait olmayan Büyükada Rum Yetimhanesi tapusunun tüzel kişiliği olmayan Patrikhane üzerine tescil edilmesindeki hukuksuzluğa dikkat çekmiştir: “Dünyada ilk defa tüzel kişiliği olmayan bir topluluğa dava açma hakkı tanınmıştır. Ve taşınmazın bu topluluk üzerine tapuda tesciline karar verilmiştir.” (11 Aralık 2010, Yeniçağ, “AİHM Egemenliğimizi ve Hukukumuzu Hiçe Sayıyor” başlıklı yazı.)
Fakat eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, AİHM kararlarına göre Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlerin tüzel kişilik kazanmasının ve kendisini ekümenik olarak tanımlamasının önlenmesinin din özgürlüğünün ihlâli olduğunu söylüyordu. (5 Nisan 2010, Milliyet)
Bugün ise AİHM Türkiye’yi ilgilendiren kritik bir karar verdi.
2007 yılında İsviçre Ceza Mahkemesi, “Ermeni Soykırımı uluslararası bir yalandır” diyen Türk vatandaşı Doğu Perinçek’i para cezasına mahkûm etmiş ve bu karar üst mahkemece onanmıştı. AİHM, Doğu Perinçek’in başvurusu üzerine “soykırımı inkâr ifade özgürlüğü” haberiyle duyurulan bir karar verdi. Habere göre 17 Aralık 2013 tarihli AİHM kararında, soykırım kavramını kanıtlamanın kolay olmadığı, tartışmaların sürdüğü ifade edildi ve şöyle denildi: “Davacı Doğu Perinçek 1915’te tehcir ve katliam yapıldığını hiçbir zaman inkâr etmiyor. Fakat bu olayların ‘soykırım’ olarak nitelendirilemeyeceğini söylüyor.” (18 Aralık 2013,  Hürriyet, Zeynel Lüle)
(Hemen belirtmek gerekir ki sadece soykırım suçu değil, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları da uluslararası suçlardır.)
AİHM’in kararında;
“Şu anda hayatta olmayan ve kendisini savunamayacak durumda olan Türklerin bir asır sonra herhangi bir yargılamaya konu edilmesi insan haklarına aykırıdır” denildi mi?
“1948 BM Soykırım Sözleşmesi 13. maddesi gereğince sözleşme hükümleri geriye yürümez” denildi mi?
“Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Ermeni iddialarına konu olayların faillerini -yaşıyorlarsa- yargılama yetkisi sadece Osmanlı-Türk mahkemelerindedir. Bu yetki Türk milletinin egemenlik hakkıdır” denildi mi? 
“T.C. Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğü, 1910-1922 yılları arasında Anadolu’da 523 bin 955 Türk’ün Ermeni çeteleri tarafından katledilmiş olduğunu belgeleriyle açıklamıştır” denildi mi?
“Kaldı ki Ermeni meselesi Ermenistan’la imzalanan 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması ile çözümlenmiştir, karşılıklı genel af kabul edilmiştir” denildi mi?
Bilmiyoruz. Şüphesiz Doğu Perinçek’in çıkışı halkımıza millî onurumuzu zedeleyen bu insafsız propagandalara yüksek sesle “hayır” deme cesaretini vermiştir. Ancak AİHM’e güvenemeyiz. Kaldı ki Ermenistan, soykırım-insanlığa karşı suç-savaş suçu iddialarını uluslararası hukuk zemininde tartışma hakkına sahip değildir!
“Onu düşünme bunu
düşün” başlıklı yazıya ek:
Masumiyet karinesini düşünme, Ergenekon’un kurtuluş destanımız olduğunu düşünme, terör örgütü olduğunu düşün.
Koltuk kavgasını düşünme, ayakkabı kutusunu düşün.
Yolsuzluk operasyonunu düşünme, hükümete operasyon yapıldığını düşün, masumiyet karinesini düşün.
Hükümete operasyon yapıldığını düşünme, yolsuzluk operasyonuna müdahale edildiğini düşün, otoriter devleti düşün.
Otoriter devleti düşünme, yeni bir devlet yapısı düşün, yeni Türkiye’yi düşün.
Tam bağımsızlığı düşünme, AB’yi düşün, Türkiye’nin kendisine verilen ev ödevlerini yapmaya devam etmesi gerektiğini düşün.
Yargı bağımsızlığını düşünme, AİHM’in kurtuluş olduğunu düşün, Türkiye’nin uluslararası yargıya güvenmesi gerektiğini düşün.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: