İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni Meselesi ve Ermeni Diasporası

Yalova Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği Kars temsilciliğinin resmi açılışı yapıldı. Açılışın ardından Halk Eğitimi Çok Amaçlı Salonunda Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Ermeni Meselesi ve Ermeni Diasporası’ konulu konferans verildi. ( Kendin pişir, kendin ye.HYETERT)

Yalova Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği Genel Başkanı Şemsettin Gürtekin açılış konuşmasında Kars temsilciliğinin açılışı hakkında bilgi vererek, bundan sonra da Kosova, Makedonya ve Bakü’de temsilcilik açacaklarını söyledi. Gürtekin, “İkinci temsilciliğimizden sonra 1400 km. öteden Kars temsilciliğimizi açalım dedik. Allah nasip ederse bu temsilciliğimiz çok kıs bir süre sonra derneğe dönüştüreceğiz. Çünkü temsilcilik bazında Kars’ın temsil edilmesini ben çok doğru bulmuyorum. Bir dernek olması lazım. Onun içinde hemen yönetim kurulumuzu oluşturacağız. Ve burayı dernek haline getireceğiz. Kendi başına özgürce hareket edebilmesi için. Biz bundan sonra ki temsilciliğimizi de yazın Allah nasip ederse Kosova’da ve Makedonya’da açıyoruz. Birde Mart ayında Bakü’de açacağız.” dedi.
ERMENİ DİASPORASI NEDİR?
Gürtekin ayrıca, “Bu meseleyi tüm dünyaya anlatmak mecburiyetindeyiz. Bu ülkenin evlatlarıyız. Bu ülkeye borcumuz var. Bu vatana ve bu bayrağa borcumuz var. Dolayısıyla bu borcu bir şekilde ödemek mecburiyetindeyiz. Halkımız bu konuda çok bilinçsiz. Biz yaklaşık 10 yıldır uluslararası ve ulus çapında konferanslar, sempozyumlar ve paneller tertip ediyoruz. Kitaplar basıyoruz, dergiler basıyoruz, inşallah sizlerde bundan istifade edeceksiniz. Bizim amacımız tarihi gerçeklerin ortaya çıkması. Tarihi gerçeklerin ortaya çıkabilmesi içinde önemli olan akademisyenlerimize söz hakkı vermek. Bizler sadece bu işlerin düzenleyicileri olarak ortada bulanmaktayız. Bizim amacımız; toplumu, halkı, özelikle gençleri bilgilendirmek. Çünkü halk bu konuda çok bilinçsiz. Halk onun bunun kulağından duyduğu şeylerle Ermeni meselesini kendi kafasında bir şablon oluşturmaya çalışıyor. Bizde diyoruz ki kendi kulağınızdan duyma bilgilerle değil de tarihi belgeler ışığında bunları ortaya çıkaralım. Bunun içinde şuan kadar yaklaşık 20 tane uluslararası ve uluslar çapta konferans ve panel düzenledik. İnşallah bugün Gazi Üniversitesi Uluslararası Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemalettin Hocam da “Ermeni Meselsi Nedir, Ermeni Diasporası Nedir” bu konuda bizi bilgilendirecekler.” diye konuştu.
ERMENİLERİN BAKIŞ TARZLARI
Gürtekin şöyle konuştu:“Emin olun biraz önce bir arkadaşımız bir şeyden bahsetti. Şuan da burada bulunan vatan evlatları bence bir ibadet yapıyor. İbadet sadece namaz kılmak, oruç tutmakla eşdeğer değil, vatanınıza, bayrağınıza ve milletinize hizmet ediyorsanız bu da bir ibadettir. Bu ibadette bulunduğunuz için Allah hepinizden razı olsun. Önemli olan bu milletin geleceğini şekillendirebilmek, bu geleceği şekillendirirken de dünyanın en adi suçu olan soykırımla bizi suçlamaya kalkanlara bir mukavemet oluşturmak mecburiyetindeyiz. Biz gerçekleri açığa çıkartmak mecburiyetindeyiz. Kars Subatan’ı, Erzurum Yavye’yi bunları anlatmak mecburiyetindeyiz. Hocalı’yı anlatmak durumundayız. Azerbaycan Duba’yı anlatmak mecburiyetindeyiz. Duba’da ki 623 tane vatan evladının gömüldüğü kuyuları, karaları anlatmak mecburiyetindeyiz. Bunları ilmi ve akademik olarak dergilere, kitaplara dökmek mecburiyetindeyiz. Maalesef bu konuda şuana kadar devletin resmi bir politikası da yok. Malum 2015 yılı Ermenilerin asılsız soykırım iddialarının 100. yılına tekabül ediyor. Bu 100. yıla da devlet olarak çok ciddi çalışıyoruz. Bizim de bunun karşılında bir şeyler yapmamız lazım. Türkiye’nin çok önde gelen bir akademisyeni, tarihçisi ve araştırmacısı bu Ermeni’dir. O bir konferansa davet etti. Yalova’da konferans verildi. Yine böyle bizim dernekte otururken bir soru sordum kendisine. “hocam dedim 1919’u geçelim. 1915-1918 yılları arasında bu ülkede olan olayları da geçelim. Tescili de geçelim. Bana dedim 1992 Hocalı’yı lütfen anlatır mısınız? dedim. Bunlar 100 yıl önce olmuş. Biz konferansı yaptığımızda da Hocalının üzerinden 15–16 yıl geçmişti. 16 yıl önce ki bir mesele. İşte orada vatan evlatları şehit edildi. Bunalar hakkında ne diyorsunuz?” bana ne dedi biliyor musunuz? En ılımlı Ermeni akademisyenden bahsediyorum, tarihçiden bahsediyorum. “Bu fotoğraflar İsraillerin öldürdüğü Filistinlilerin fotoğrafları” dedi. Yapma hocam dedim ya. Yani fotoğraflara tamam da videolara ne diyorsunuz? dedim. Onlarda onlardan dedi. Bakış tarzları bu. Bu bakış tarzlarını değiştirmek çok güç ve çok zor. Onun için hocam ve hocam gibi insanlara ve bizlere çok büyük görevler düşüyor. Bizleri destekleyen valiliklere, belediye başkanlarına da çok büyük görevler düşüyor. Buradan bir gencimiz dünyanın veya Avrupa’nın herhangi bir yerine gittiği zaman “siz soykırım yapmış bir milletin evlatlarısınız” yaftasıyla karşılanabilirler.”
EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR
Daha sonra Kars temsilcisi Mehmet Tekel temsilciliğin Kars’ta açılmasında Vali Eyüp Tepe’ye, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’a ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Tekel, derneğin amacı hakkında da şunları söyledi:“Amacımız; tarihi belgeler ışığında Ermeni Meselesini önce halkımıza, sonra dünya milletlerine anlatmaktır. Bizim bu ülke topraklarında yaşayan ‘Vatan benim vatanım, bayrak benim bayrağım’ diyen ve kendini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan onur duyan hiçbir Ermeni ile meselemiz yoktur. Bizim meselemiz bu yüce millete dünyanın en alçak suçu olan ‘Soykırım’ yaftasını yapıştırmak isteyenlerdir. Bu vesile ile bizlerde kendi ilimizde bu meseleyi en iyi şekilde anlatmak ve halkımızı bilinçlendirmek istiyoruz.” dedi.
ERMENİ MESELESİ
Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran konferansta şunları söyledi:“Ermeni meselesi bizim mili meselelerimizden biridir. Bir halk kendi mili meselesine sahip çıkarsa o meselenin çözümü son derece kolaydır. Ama bu sahiplenme şununla olmalıdır. Elbette devlette sahip çıkmalıdır ama halkın sahiplemesi devletin sahiplenmediği zamanlarda bile devleti zorlayabilir. Dolayısıyla bu meseleyi halkımıza ne kadar mal edebilirsek ne kadar anlatabilirsek aktarabilirsek Ermenilerin Türkler ile birlikte nasıl ortak yaşadıklarını, ortak tarihe sahip olduklarını ama zamanla bağımsızlık istekleri yüzünden nasıl düne kadar kardeşçe yaşadıklarını, hunharca katletmeye başladıklarını belgelerle ortaya koyar açıklarsak bu halkımızda bir bilinç, şuur uyandırır. Onun için de bu bilinci, şuuru uyandıracak faaliyetlerin mutlaka desteklenmesi lazım. Devlet tarafından desteklenmesi lazım. Ama bence daha önemlisi halkın desteklemesi lazım. Yani bu soğukta bu kadar insanın bu mesele için buraya toplanmış olması Türkiye de Ermeni meselesi yok sayılırken son derece önemli bir adımdır. Genelde çok büyük bir mili şuura sahipler. Hepinizi tebrik ederim. Düşünün ki bir dernek temsilcilikler açıyor. Sonra onu ayrı bir derneğe dönüştürmeye çalışıyor.Türkiye’ye yetmiyor. Türkiye’nin dışına çıkıyor. Azerbaycan diyor. Kosova diyor.bunlar çok önemli faaliyetlerdir. Bunlar mutlaka başarıyı getirir.” Biz Osmanlı İmparatorluğundan geliyoruz. Bizim etnik bir sıkıntımız olmaz. Etnik bir düşmanlığımız olmaz. Çünkü imparatorluk yan yana yaşadı. Çok dinli yapıdaydı. Bize hor bakılmadığı sürece biz kimseye hor bakmayız. Amam kimsenin de bize hor bakmasına izin vermeyiz. Bunu vermezsek mutlaka bunun arkası gelir. Başarı gelir ve bütün dünyaya 1915’lerde neler olduğunu anlatılanlar gibi değil de tam tersi olduğunu, sadece Kars-Ardahan söyleyeyim. Kars ve Ardahan da 1914 ve 1915 Ağustos’una kadar 30 binin üzerinde insan Ermeniler tarafından katledilmiştir. Bu çok önemlidir.”
MİLLET OLMA ŞUURU
Taşkıran konuşmasını şöyle tamamladı:“Ermeniler 1915’te öncesinde ve sonrasında Türkleri bilerek isteyerek ve beli bir amaçla kendilerine, atalarını, büyüklerini yok ettiklerine inanıyorlar. Dolayısıyla bu da çok büyük annem anlattı ki, dedem anlattı ki ye dayanıyor. Yani ortada resmi belge yok. Belge olsa biz haklıyız. Ama bunlar hep atalarından dinlediklerini anlattıkları için hepsinde Türklere ve Türkiye ye karşı bir kin oluşmuş. Bu Ermenistan içinde de böyle Ermenistan dışında da böyledir. Her ne kadar protokoller de imzalasanız, dostluk antlaşması da yapsanız, protokolleri parlamentoya indirmeye kalksanız hatta parlamentodan da geçirseniz Ermenilerin kanaatini değiştirmeniz pek mümkün olmaz. Dolayısıyla bizim Dışişleri Bakanımızın dün orada maruz kaldığı olay Ermenilerin bu fanatikliğinin tipik bir sonucudur. Bunun ötesinde saldırı olmadığına dua edelim. Eğer fırsatını bulsalar saldırmaktan da çekinmezler. Dolayısıyla bu kabul edilecek bir tavır değildir elbette ama Türkiye Cumhuriyetinin daha doğrusu Türkiye’yi idare edenlerin, yönetenlerin de bundan sonraki politikalarında bu tavrı dikkate alarak adım atmaları gerek. Ve sınırı açmak gibi ya da ilişkileri geliştirmek gibi pozitif düşüncelerle hareket ederken Azerbaycan ı kaybetmek gibi Türk halkını rencide etmek gibi bunun getireceği olumsuz tarafları da dikkate almaları lazım diye düşünüyorum.Bayrağın üzerine çarpı çizip yakmışlar. Onlar için kolay yolardan biridir. Bunu herkes yapabilir. Bu kinin, öfkenin bir sonucudur. Aslında bir devletin şerefidir. Mustafa Kemal’i hatırlayınız. Yunan 3 sene İzmir’de kalmış yakmış, yıkmış bütün Batı Anadolu da neredeyse parmakla sayılabilecek kadar az o yıkıntıların içerisinden geçerek İzmir’e gelen Mustafa Kemal ayağının altına serilen ve üzerine basılarak merdivenleri çıkması istenen Yunan bayrağını; “Bayrak bir milletin şerefidir. Bunu kaldırınız. Buna ihtiyaç yoktur. Bunu yapmayacağım” diyerek kaldırmasını düşünün. Bir de Ermenilerin yaptığı olayı düşünün. Tabi bu Millet olma şuurunun bir sonucudur. Ermenilerden bunu beklemek zaten çok akılıca bir davranış olmaz.”Konferansın sonunda günün anısına plaketler verildi. Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran’ın plaketini ‘Bana Vatan Lazım Vatan’ şiirini okuyan halk ozanı Ayhan şimşekoğlu’na verdirilmesi ise katılımcılar arasında memnuniyet yarattı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: