İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘Çalıkuşu’ Margarit’in gerçek öyküsü

HT Pazar / Özlem Yılmaz
Anadolu’da öğretmenlik yapabilmek için adını İnci Sefer olarak değiştirenMargarit Seferyan’ın hayat hikâyesi, öğretmenlik sevdası ve yalnızlığının anlatıldığı “Çalıkuşu” adlı belgesel, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutuyor. Kültür ve TurizmBakanlığı’nın destek verdiği belgesel filmde,Margarit’in öğretmenlik aşkıyla Anadolu’da yaşadığı serüven, öğrencileriyle ve halkla kurduğu bağın öyküsü yürekleri ısıtan cinsten… Gençliğinde 6-7 Eylül olaylarına tanıklık eden, bugün 76 yaşında olan Seferyan belgeselde kendi hayatını şöyle anlatıyor: “Babam,Muşlu Sefer Ropen Seferyan. AnnemNeıvart Külhancıyan’dır. 1957- 1984 arasında yaklaşık 25 yıl öğretmenlik yaptım.

***
O, Anadolu’da öğretmenlik yapmak uğruna adını bile değiştiren, Türkiye’de devlet okullarında çalışan ilk Ermeni öğretmen… “Çalıkuşu” Margarit Seferyan’ın öğretmenlik sevdası, karşılaştığı güçlükler ve İnci Sefer’e dönüşme öyküsü belgesele konu oldu. …
Anadolu’da öğretmenlik yapabilmek için adını İnci Sefer olarak değiştirenMargarit Seferyan’ın hayat hikâyesi, öğretmenlik sevdası ve yalnızlığının anlatıldığı “Çalıkuşu” adlı belgesel, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutuyor. Kültür ve TurizmBakanlığı’nın destek verdiği belgesel filmde,Margarit’in öğretmenlik aşkıyla Anadolu’da yaşadığı serüven, öğrencileriyle ve halkla kurduğu bağın öyküsü yürekleri ısıtan cinsten… Gençliğinde 6-7 Eylül olaylarına tanıklık eden, bugün 76 yaşında olan Seferyan belgeselde kendi hayatını şöyle anlatıyor: “Babam,Muşlu Sefer Ropen Seferyan. AnnemNeıvart Külhancıyan’dır. 1957- 1984 arasında yaklaşık 25 yıl öğretmenlik yaptım. 1957’de Özel Gedikpaşa SurpMesropyan ve Ortaköy Tarkmanças’ta ders vermeye başladım. Bu arada 1970’de gayrimüslimlerin de öğretmen lisesinden mezun olmaları zorunluluğu getirildi. 1971’de bir buçuk yıllık dönemde öğretmen okulumezunu oldum. İyi de neden Türk öğrencimyoktu? Cağaloğlu’ndakiMilli EğitimMüdürlüğü’ne gittim, ancak gayrimüslimolduğumiçin devlet kurumuna girme hakkımızın bulunmadığını söylediler. Bakanlığa gittim‘Başbakanlık onaylamadan biz hiçbirmuamele yapamıyoruz’ dediler. Yasalara göre Başbakanlık ‘Yok’ diyordu. Mücadelemi sürdürürken 6 yıl Ermeni okullarında öğretmenlik yapmaya da devamettim…”
Seferyan, devlet okullarında öğretmenliğe başlama öyküsünü ise şöyle aktarıyor: “Ben artık ümidi kesmiştim. Son bir kez, tekrar gideyimbakanlığa dedim. Elimde dilekçe kapısına dayandım. O günmeğerse bakanlar toplantısı varmış, rahmetli Ecevit de o gün orada olacakmış. Bir de baktımbaşbakanın arabası geldi. Rahmetli Ecevit, arabadan indi. Elimde dilekçeyle derdimi anlattım. Hemen dilekçemi aldı. Gene ümidimyoktu ancak 15 güne varmadı, onun imzasıyla bir yazı geldi bana. ‘Dilekçeniz kabul oldu, gerekli evrakları hazırlayın’ deniyordu. İlk atamam1979’da Kütahya Domaniç’in Durabey Köyü’ne yapıldı.”
‘KÖY MEYDANINDA GERÇEK ADIMI HAYKIRDIM’
Seferyan’ın ağzından, adının İnci Sefer’e dönüşmesi de şöyle: “Köylü acaba Ermeni bir öğretmeni nasıl karşılayacaktı? Daha önce gayrimüslimöğretmen görmemişler. Dönemin Kütahya İlMilli EğitimMüdürü bir çözümbuldu. ‘Ben sana dön demiyorum, fikrimi söylüyorum. Sen geçici olarak bir Türk ismi kullan. Köylü sana alıştıktan sonra gerçeği açıklarsın’ dedi. ‘İyi’ dedim. ‘Margarita’nın Türkçesi papatyadır,Margarit’in inci. O vakit bunun Türkçesi İnci olsun, Seferyan’ın ‘yan’ı kalır, Sefer olur’ dedim.”
Sonra köyün biricik “İnci”si oluvermişMargarit Hanım. Ancak geceleri uyuyamamış. “İçimrahat değildi. Bir gün dayanamayıp köymeydanına çıktım. ‘BenimismimMargarit Seferyan’dır. Kabul ederseniz edin, etmezseniz ben gidiyorum’ dedim. Hemen koşup geldiler. ‘Öyle şey olurmu? Bizim Almanya’da o kadar Türklerimiz var, görev yapıyorlar. Sen kal, biz seni sevdik’ dediler. Köy hayatında huzur buldum, rahat hissettim. Çalıştığım hiçbir köyde sorun yaşamadım…” 12 Eylül darbesinde görevinin başındaydı Margarit Seferyan. Kütahya Tavşanlı ve Hatay Kırıkhan’da da çalıştı. 1984’te emekli oldu. Emekli ikramiyesiyle Üsküdar’da tek göz oda bir ev aldı. Hâlâ orada, 10 kedisiyle beraber yaşıyor…
‘Barışa katkıda bulunmayı amaçladık’
Daha önce çektiği “Göç”, “İki Kalas Bir Heves”, “Geçmiş Mazi Olmadı” filmleriyle Altın Portakal, Ankara Film Festivali ve TRT Belgesel yarışmalarında ödül alan yönetmen Mehmet Özgür Candan, son filmiyle ilgili şunları söylüyor: “Margarit’in yaşam öyküsüne paralel, tanıklık ettiği yakın tarihe de yer verdik. Belgeselle toplumsal anlamda empati duygusunu geliştirmeyi ve toplumsal barışa katkıda bulunmayı da amaçladık…”
Yaklaşık bir yılda tamamlanan belgeselin çekimleri, Seferyan’ın Üsküdar ve Yalova Esenköy’deki evi, mahallesi, İstanbul’da öğretmenlik yaptığı Beyoğlu, Üsküdar ve Beşiktaş semtleri, Anadolu’da görev yaptığı Kütahya Domaniç ve Hatay Kırıkhan’da gerçekleştirildi. Ulusal ve uluslararası film festivallerinde gösterilecek olan belgesel, ardından ulusal kanallarda da yer bulacak…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: