İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan’la diyalog zamanı

Mehmet Çetingüleç
Soykırım iddialarının 100. yıldönümüne sadece 1 yıl kaldı. Ermeniler 2015’te dünyayı ayağa kaldıracak. Özelikle bugüne kadar “soykırım” tanımlamasına direnen ABD, İsrail ve İngiltere’nin “devlet” olarak ikna edilmesi hedefleniyor ki, yeni hukuki pencereler açılabilsin. Dolayısıyla yeni hak talepleri ortaya çıkabilsin… Dünyada böyle bir eğilim zaten oluşmuş durumda. Oysa Türkiye ile Ermenistan tekrar masaya otursa 1915 yılında yaşanan acının “soykırım mı, tehcir mi” olduğuna siyasilerin değil, tarihçilerin karar vermesi için bir kapı aralanır. Böylece dünya “gerçeği” tarihçilerden öğrenme fırsatını elde etmiş olur. Zaten Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıllardır istediği de bu değil mi?

*******
Soykırım iddialarının 100. yıldönümüne sadece 1 yıl kaldı. Ermeniler 2015’te dünyayı ayağa kaldıracak. Özelikle bugüne kadar “soykırım” tanımlamasına direnen ABD, İsrail ve İngiltere’nin “devlet” olarak ikna edilmesi hedefleniyor ki, yeni hukuki pencereler açılabilsin. Dolayısıyla yeni hak talepleri ortaya çıkabilsin.
***
Peki Türkiye ne yapacak?
Elini kolunu bağlayıp oturacak mı?
Hayır.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 12 Aralık’ta Ermenistan’a yapacağı ziyaret, her ne kadar “Karadeniz Ekonomik İşbirliği Toplantısına katılım” gibi görünse de, özünde iki ülke arasında yeni bir sürecin ilk adımı olacak.
Nitekim bu ziyarette Türkiye’nin Ermenistan’a hayati bir öneri sunacağı ortaya çıktı.
Buna göre, iki ülke arasındaki Alican sınır kapısının açılması gündeme getirilecek.
Ancak, sınır kapısını açmanın karşılığında Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da 1993 yılından beri işgal altında tuttuğu Azerbaycan’a ait 7 bölgenin bir kısmından geri çekilmesi istenecek.
***
Türkiye ile Ermenistan arasında 2008 yılında “futbol diplomasisi” devreye sokulmuş; Cumhurbaşkanı Gül Erivan’a, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan Türkiye’ye gelip milli maçları izlemişlerdi.
Ardından ABD’nin desteklediği “yakınlaşma” süreci başlatıldı.
İlişkileri normalleştirmek üzere bir taslak metin hazırlandı.
Ama o süreç hem Azeri kardeşlerimizin, hem de uzun yıllardır “soykırım” iddialarını gündemde tutan Ermeni diasporasının sert tepkileri üzerine askıya alındı.
Oysa Türkiye ile Ermenistan birbirine yakınlaştığında, iki ülke birbirini dinlemeye başlayacak ve bu süreçte Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki sorunlar da çözülebilecekti.
Olmadı.
Süreç bıçak gibi kesildi.
Herkes, kendi içindeki kinle, öfkeyle baş başa bırakıldı.
***
Şimdi Azeri kardeşlerimizin de Türkiye’yi engellemeden bu sürece destek vermesi gerekiyor.
Çünkü, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunları bugüne kadar uluslar arası toplum çözemedi. Ama yeni diyalog süreci çözüm için umut olabilir.
***
Peki yeni bir süreç başlatılmazsa ne olur?
Bugüne kadar tek yanlı bilgilerle beslenmiş o kin ve nefret duyguları 2015 yılında patlamaya dönüşür. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu bilinmeden, tartışılmadan, Ermeni propagandası tüm dünyayı etkisi altına alabilir.
Çünkü dünyada böyle bir eğilim zaten oluşmuş durumda.
Oysa Türkiye ile Ermenistan tekrar masaya otursa 1915 yılında yaşanan acının “soykırım mı, tehcir mi” olduğuna siyasilerin değil, tarihçilerin karar vermesi için bir kapı aralanır.
Böylece dünya “gerçeği” tarihçilerden öğrenme fırsatını elde etmiş olur.
Zaten Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıllardır istediği de bu değil mi?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: