İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mülksüzleştirilenlerden misiniz

Misal Adnan Yıldız

Mülksüzleştirme, bizlere – yani kamuya- ait olan kamusal alanlarımızı, bizlerin kararı sorulmadan kaybetmemiz demek. Bize ait olan arazilerin, binaların, meydanların, su kaynaklarının, sahillerin yine “bizler için” inşa ve/veya dönüşüm sürecine tabi tutulduğu söyleniyor, “kamu yararı”ndan bahsediliyor. Peki, gerçekten böyle mi? Örneğin, kuzey ormanlarının arazisinde havaalanı, köprü yapıldığında yeni bir “mülk”e mi sahip olacağız, yoksa ormanın katledilmesiyle mülksüzleşecek miyiz? Halihazırda kullanımda olan akarsular ve dereler üstüne hidro elektrik santral (HES) yapıldığında o bölgede yaşayan halkın suyu devlet ve özel sermaye ortaklığıyla zorla elinden alınıyor, yani mülksüzleştiriliyor. Ayrıca bu tesislerin işletmeleri 49 yıllığına özel şirketlere verildiğinde bu hala kamunun ve dolayısıyla halkın tesisi midir?

http://mulksuzlestirme.org’dan

Burak Arıkan ile söyleşi: “Koç burada yok, çünkü…”
13. İstanbul Bienali’nin yerel bağlama duyarlı projelerinden Mülksüzleştirme Ağları, bienal ziyaretçilerine sadece mekanda sunulmuş bir çalışma değil; araştırma ve veri olarak online ulaşılabilen bir adres, sürekli dönüşen bir data ve önemli bir ortaklık. Açıldığı ilk haftadan beri onbinlerce tık alıyor, çok konuşuluyor, çok sorgulanıyor. Mesela, (bienalin sponsorlarından) Koç’un logosu neden burada yok(?), bunlardan biri. Projenin insiyatifçilerinden Burak Arıkan, Güncel Sanat defteri’nin sorularını – katılımcısı olduğu- New York’ta gerçekleşen Talk Turkey Konferansı’ndan yanıtladı.
Misal Adnan Yıldız: Projelerinde, veriler etrafında kurulan ilişkilerden söz edebiliriz. Herkesin erişimine açık olan bu bilgileri bir araya getirip, birbiriyle ilişkilendirince bize kanaalerimizi sorgulatacak bilgi kırılmaları vaadediyorlar… Herkesin bildiği sır değildir, derler ama öyle değil galiba…
Burak Arıkan: Hâlihazırda var olan bilgiler arasında ilişkiler kurduğumuz zaman normalde görünmeyeni açığa çıkarmış oluruz, ağ haritalaması o havada uçuşan bilgileri ve özellikle ilişkileri somutlaştırarak işaret edilebilir ve dolayısıyla tartışılabilir kılıyor. Benim için iş “kritik ilişki nedir” sorusuyla başlıyor ve faklı kaynaklardan bilgileri bir araya getirerek ilerliyorum. Dedikodu yaparken bile insan üç beş ilişkiyi takip edebiliyor ama yüzlercesini binlercesini akıldan takip etmek pek mümkün değil, ağ haritaları ise binlerce ilişkiyi bir arada görmemize, diğer bir deyişle geniş zamanda anlamamıza ve soruşturabilmemize imkan veriyor. Bu işi kolekitf yaptığımızda ise, yani herkes kendi bildiğini masaya koyduğunda, kendi haritalarımızı başkalarınınkine bağlayarak birlikte büyük bir resmi ortaya çıkarabiliyoruz. Verileri bir araya getirdikten sonra haritalar geliştirdiğim özel yazılımlar ile kendiliğinden organize olarak ilişkiler ağındaki merkezi aktörleri, dolaylı bağlantıları ve kümeleşmeleri gözler önüne seriyor. Birbiriyle sık ortaklık kuran şirketler yakın duruyor ve hatta bir çok şirket arasında sıkı ortaklık varsa bunlar ayırt edilebilir bir küme oluşturma başlıyorlar. Örneğin Mülksüzleştirme Ağları haritasında Turkmall ve çevresindeki AVMci inşaat firmaları ya da TOKİ ve Emlak Konut GYO’nun Ağaoğlu ile ‘yakın ilişkisi’ gayet açık okunabiliyor.
MAY: 13. İstanbul Bienali’nin en güçlü cümlelerinden biri haline gelen Mülksüzleştirme Ağları bir işbirliğine dayalı ve senin insiyatifinle gelişti. Biraz anlatsana, katılımın ve proje nasıl şekillendi?
BA: Mülksüzleştirme Ağları çalışması 6 Haziran 2013’de Gezi Parkı’nda bir araya gelen bir grup hukuçu, finansçı, akademisyen, mimar, sanatçı ve gazeteci ile başladı. Gönüllüyüz, kimimiz ismini paylaşıyor, kimimiz anonim kalmayı tercih ediyor. Kamuya ait ortak alanlarımız ardı ardına inşaat emlak turizm firmalarının eline teslim edilirken “mağdurlar yerine failleri ifşa edelim” diyerek bir veri tabanı ve harita hazırlamaya karar verdik. Kentsel dönüşüm projelerini yapan şirketlerin, yaptığı diğer projeleri nelerdir? Bu projeleri yapan, kentsel dönüşümün yüklenicileri, taşeronları, inşaat, müteahhit, mimarlık, emlak, turizm firmalarının yöneticileri başka hangi kurumların yönetimindeler? Kentsel dönüşüm sürecinde kamu kurumları ve özel şirketler arasında halkı mülksüzleştiren ne tür ortaklıklar kuruluyor? Halkın cebinden çıkan vergiler, kamusal mülkün yeniden inşası/özelleştirilmesi/işletmesi üzerinden hangi sermaye gruplarına aktarılıyor? Bu ve benzeri iktidar-sermaye ilişkilerini açığa çıkaran sorularla ilgileniyoruz. Dolayısıyla bu ilişkileri tarayan, araştıran, biraraya getiren ve yayımlayan bir işe kalkıştık. Haritalar üç aylık bir çalışmanın sonucu halka açık bilgilerin derlenmesi ile oluşturuldu. İstanbul Ticaret Odası, Türkiye
Sicil Gazetesi, şirketlerin kendi sitelerindeki bilgiler, meclis soru önergelerine verilen cevaplar ve medya taraması sonucu derlediğimiz bilgiler doğrultusunda ilerledik. Ulaşabildiğimiz verileri biraraya getirerek, haritalarımızı birleştirdik, mülksüzleştirmenin resmini beyan ettik. Haritalar, aynı Wikipedia gibi Mulksuzlestirme.org adresi üzerinden herkes tarafından güncellenebilecek. Projenin devamlılığı için geniş katılım şart!
MAY: Sen mekanda yokken, Mülksüzleştirme Ağları’nın ziyaretçilerinden biri benim elimdeki rehberi görünce beni sergi görevlisi sanarak sordu. “Koç Holding bu haritalarda neden yok?” diye… Sen benim mantık kullanarak bulduğum cevabı begenmiştin, ama şimdi durum biraz histerik bir hal aldı. Bienal ile ilgili yapılan eleştirilerin çoğu sadece Koç logosuna takıldığından, senin işin de doğal olarak ilk aynı yerden vuruluyor, hatta geçenlerde haritaların yanına bunu yazan oldu. Senden gelen cevaplar, işin sürekliliğini de düşününce, Türkiye’deki sermayenin dönüşümünü çıplak bir gerçeklik olarak karşımıza dikiyor…
BA: Mülksüzleştirme Ağları Türkiye’de AKP iktidarı ile beraber zenginleşmekte olan bir sınıfa işaret ediyor. Bu haritalarda nasıl hep aynı şirketlerin devletten dev ihaleler alarak ve birbirlerine ortak olarak güçlendiklerini görebiliyoruz. Cumhuriyetin erken döneminden beri varolan endüstriyel aileler de bu formüllerin içinde tabii. Hem anti-demokratik hem de neoliberalleşmekte olan melez bir ülke Türkiye, bu ortamda belli bir sınıf için ne ideoloji ne din ne iman paradan ve kontrolden daha önemli. Mülksüzleştirme Ağları yapılırken: 1) Türkiye’deki kentsel dönüşüm ve mega projelerden yola çıkıldı, 2) Bu projeleri yapan ve yaptıran şirketler ve kurumlar toplandı, 3) Bu şirketlerin dahil olduğu ve orman, sahil, su gibi kamu kaynaklarını özelleştiren diğer projeler ve bu projelerin ortakları eklendi. Araştırmanın bu ilk aşamasında en büyüklerden başlayarak yaklaşık 200 proje ve paydaşları toplanmış oldu. Daha bir çok proje mevcut, çalışma devam etmekte, ve herkesin katkısına açık. Yeni veriler girildikçe diğer projeler ve şirketler de haritalara ekleniyor olacak. Örneğin Ankaralı şirket IC İçtaş çok büyük olduğu halde hakkında yeterli veri girilmiş değil henüz, diğer yandan Bienal sponsorlarından Eczacıbaşı grubu ise haritada mevcut. Çalışmaya katkıda bulunmak isteyenler bize mulksuzlestirme@gmail.com adresinden ulaşabilir.
MAY: Projelerinde genel olarak rastladığım gibi, Mülksüzleştirme Ağları’nda da, sürekli dönüşen, değişen ve farklılaşan -yaşayan bir veri tabanı var. Yaşayan ve değişen bilgilerle, verilerle yaşamak vce çalışmak konusunda seni en çok zorlayan ve motive eden durumlardan bahseder misin?
Gezi ile başlayan süreçte en önemli ihtiyaçlardan bir tanesi bilgilenmek. Gerçek zamanlı bilgilenme —eylem yeri, doktor avukat internet ihtiyacı, olaylardan fotoğraflar— sosyal medya üzerinden gayet iyi yapılıyor. Ancak sadece gerçek zamanlı değil, geniş zamanlı bilgilenmeye de ihtiyacımız var. Örneğin iktidarı oluşturan ilişkiler hakkında, kentsel dönüşümün paydaşları hakkında, paydaşlar arası stratejik ortaklıklar hakkında. Bu tür daha geniş zamana yayılmış enformasyonu ağ haritaları ile yakalayabiliyoruz, yani 3-5 yıllık ilişkiler bir kanvasa sığdırılabiliyor. Ağ haritası “geniş zaman çeken” bir fotoğraf makinesi gibi düşünülebilir. Bazı fotoğraflar olduğu gibi güzel, bazıları ise çekilmeye devam edilmeli… Verileri güncellemenin sürdürülebilir bir yolu kolektif çalışmak diye düşünüyorum. Bu bağlamda Mülksüzleştirme Ağları herkesin hepimiz için katkıda bulnabileceği bir tür geniş zamanlı bilgi edinme projesi. Mülksüzleştirme Ağları‘nın gazeteciler, araştırmacılar ve isteyen herkes için bir referans kaynağı olarak kullanılması, verilerin zamanla güncellenerek tutulması, sistemin sürdürülebilmesi ve katılımın kolaylaşmasını sağlamak için uğraşmaktayız. 2 yıldır geliştirmekte olduğum Graph Commons (http://graphcommons.com) kolektif ağ haritalama platformunu kullanarak özellikle haritalara katılımı daha da kolaylaştırmış olacağız.
Mülksüzleştirme Ağları
1. Mülksüzleştirme projeleri
‘Kentsel dönüşüm’ projelerini yapan şirketlerin diğer yatırımları neler? Bu süreçte devlet kurumları ve özel şirketler arasında halkı mülksüzleştiren ne gibi ortaklıkları kuruluyor? Halkın cebinden çıkan vergilerle toplanan kapital, kamusal mülkün yeniden inşası/işletmesi üzerinden hangi sermaye gruplarına aktarılıyor? 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Ilısu Barajı (Hasankeyf) gibi mega projelerin yarattığı ekolojik, ekonomik ve sosyal yıkım hangi medya organları üzerinden sansürlenerek toplumsal hafızadan silinmeye çalışılıyor? Bu ilişkiler haritasında projeler siyah renkle, bu projeleri üstlenen şirketler ise mavi renkle gösterilmiştir. Projeler
değerlerine göre boyutlandırılmıştır. Şirketlerin sahip olduğu medya organlarının logoları doğrudan bağlantıyla gösterilmektedir. İnşaatlarda gerçekleşen iş cinayetleri ve kazaları kırmızıyla not düşülmüştür. Ayrıca şirketlerin 2020 Olimpiyat sponsorluğu mor, 13. İstanbul Bienali sponsorluğu da turkuaz renkle not olarak eklenmiştir. Harita, bir yazılım ile kendiliğinden organize olarak bu ilişkiler ağında merkezi aktörleri, dolaylı bağlantıları ve organik kümeleri ortaya çıkarmaktadır.
2. Mülksüzleştirilen Ortaklıklar
Mülksüzleştirme projelerini gerçekleştiren özel şirketlerin (altyapı, inşaat, mimarlık, enerji, emlak, turizm, kültür endüstrisi) yöneticileri başka hangi kurumların yönetiminde? Kamu eliyle dağıtılan mega projelerin yüklenicileri arasında ne gibi bağlantılar bulunuyor? Haritada mülksüzleştirme projelerini üstlenen şirketler mavi, bu şirketlerin yönetim kurulu üyeleri siyah renkle gösterilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin ortak olduğu diğer şirketler de mavi renktedir. Yönetim kurulu üyelerinin isimlerinin büyüklüğü haritadaki merkeziyet değerlerine göre verilmiştir. Harita, bir yazılım ile kendiliğinden organize olarak bu ilişkiler ağındaki merkezi aktörleri, dolaylı bağlantıları ve organik kümeleri gözler önüne seriyor. Bilgiler İstanbul Ticaret Odası ve Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından derlenmiştir.
3. Mülksüzleştirilen Azınlıklar
Azınlıkların mülksüzleştirilme süreçleri sonucunda yok olan nedir? Bu haritanın hareket noktası, Hazine tarafından el konulan ve 2011’de esas sahibi Galata Rum İlkokulu Vakfı’na iade edilen Galata Rum Okulu binasıdır. Amacımız, gayrimüslim vakıfların Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren devlet politikaları neticesinde yaşadıkları mülksüzleştirmenin görsel olarak anlaşılabilmesidir. Haritada esas olarak Hrant Dink Vakfı’nın hazırladığı “2012 Beyannamesi İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konan Mülkleri” veritabanından yararlanılmıştır.* Rum, Musevi ve Bulgar vakıflarına ilişkin veriler yakın zamanda basında yer alan haberlerden derlenmiştir ve bütünü göstermemektedir. Haritada vakıflar yeşil, mülkleri siyah, el koyan kurumlar kırmızı ve tapuda mülkün sahibi gözüken şahıslar turuncu renk ile gösterilmiştir. Ağ haritasında, kendiliğinden organize olabilen bir yazılım üzerinde, bulunabildiği ölçüde gayrimüslim vakıflara ait taşınmazlar ile bunların sahiplik ilişkisi görülebilmektedir.
* “2012 Beyannamesi İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konan Mülkleri” projesi verilerini kullanmamıza izin veren Hrant Dink Vakfı’na ve projede emeği geçen herkese teşekkür ederiz
http://taraf.com.tr/misal-adnan-yildiz/makale-mulksuzlestirilenlerden-misiniz.htm

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: