İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Avrupa Komisyonu 2013 İlerleme Raporları açıklandı

2013 Türkiye ilerleme raporunun kilit bulguları
2013 Türkiye İlerleme Raporu’nun orijinal tam metni için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:

Türkçe tam metin ayrıca yayımlanacaktır. HYETERT
Komisyon’un 2013 Türkiye İlerleme Raporu, özellikle dördüncü yargı reformunun kabulü ve ülkenin güneydoğusunda terörizm ve şiddetin sone erdirilmesine yönelik bir sürecin başlatılması olmak üzere Türkiye tarafından son 12 ay boyunca atılan bir dizi önemli adımı vurgulamaktadır. Rapor, aynı zamanda, toplumun tüm kesimlerine ulaşabilecek gerçek katılımcı bir demokrasinin geliştirilmesine duyulan acil ihtiyacı, bunun yanısıra ceza yasasında ifade ve toplantı özgürlüğü de dahil olmak üzere temel haklara saygıyı güvence altına alacak daha ileri değişikliklere ve mahkemeler tarafından yasalara getirilen yorumlar alanında reforma duyulan belirgin gereksinimi vurgulamaktadır. Bunlar, AB’nin, ülkedeki reformlar için bir referans noktası olarak kalmasını teminen, Türkiye ile birlikte, özellikle temel haklar konusuna odaklanmasının öneminin altını çizmektedir.        
Siyasi kriterler
Katılım süreci Türkiye’de AB odaklı reformların teşviki için en uygun çerçeve olmayı sürdürmektedir. Dolayısıyla katılım müzakereleri, AB’nin taahhütlerine ve yerleşmiş koşulluluğa saygı göstererek yeniden ivme kazanmalıdır. Bu bakımdan, müzakerelerde üç yıldır süren durağanlık sonrasında 22. Faslın (bölgesel politika) açılması önemli bir adım teşkil edecektir.
Reform çabaları, özellikle kapsamlı bir yargı reformunun kabulü, demokratikleşme paketinin açıklanması ve ülkenin güneydoğusunda terörizm ve şiddetin sone erdirilmesi ve Kürt sorununun çözümüne yolu açmak amacıyla barış görüşmelerinin başlatılması ile sürdürülmektedir
Bununla birlikte, kutuplaşma siyasi iklimi etkilemeye devam etmektedir. Bu da, tüm seslerin duyulduğu katılımcı bir süreçten çok sadece parlamenter çoğunluğa dayanan bir demokrasi anlayışı ve nihayetinde muhalefet karşısında uzlaşmaz bir tutum ve temel hak ve özgürlükleri korumada başarısızlık ile sonuçlanmaktadır. Mayıs ayı sonunda ve Haziran ayı başlarında polisin büyük protesto dalgaları karşısında aşırı güç kullanması bu duruma örnek oluşturmuştur.  
Ayrıca, Türkiye’de yasal çerçevenin kilit hükümleri ve yargı tarafından getirilen yorumlar, ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere temel özgürlüklere saygı gösterilmesinin önüne geçmektedir. Medyadaki mülkiyet tekelleşmesi ve siyasetçilerin sindirmeye yönelik açıklamaları geleneksel basında oto sansür uygulamasını yaygınlaştırmıştır. 
Bu konular, Türkiye ile temel haklar konusuna daha fazla odaklanmanın AB için öneminin altını çizmektedir. 23üncü (Yargı ve Temel Haklar) ve 24üncü (Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) fasıllarının açılış ölçütlerinin bir an önce tespiti ve müzakerelerin bu iki fasıl altında hızla yeniden açılmasını sağlamak amacıyla Türkiye’ye bir an önce tebliği hem Türkiye’nin hem de AB’nin çıkarınadır. Bu, AB’nin Türkiye’deki reformlar için referans noktası olarak kalmasına ciddi katkı sağlayacaktır.      
Bölgesel konular ve uluslararası yükümlülüklerle ilgili olarak, Türkiye Birleşmiş Milletlerin iyi niyet görevi çerçevesinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik görüşmelerin tekrar başlamasını desteklediğini ifade etmiştir. Bununla birlikte, Türkiye Ortaklık Anlaşması’nın Ek Protokolünü ayrım gözetmeksizin tam uygulama yükümlülüğünü henüz yerine getirmemiştir ve malların serbest dolaşımı önündeki tüm engelleri hala kaldırması gerekmektedir.
Ekonomik kriterler
Türkiye işleyen bir Pazar ekonomisidir. Türkiye ekonomisi 2012 yılında yavaşlayarak önceki iki yılda gerçekleşen sürdürülemez yüzde 9 GSYİH seviyesinden yıllık yüzde 2,2 seviyesine inmiştir. Yavaşlama kısmen para politikasının sıkılaştırılmasına bağlı olup büyümenin iç talepten dış ticarete doğru dengelenmesi, cari açığın azaltılması ve düşen enflasyon bu yavaşlamaya eşlik etmektedir. 2013’ün ilk çeyreğinde ekonomi kismen ivme kazandı ise de, Türkiye’nin finans piyasaları ve Türk Lirası, uluslararası finansal koşullarında beklenen değişiklikler, iç siyasi huzursuzluk ve komşu ülke Suriye’deki iç savaş bağlamında ciddi düşüş baskısı altında kaldı. Bu gelişmeler Türkiye’nin büyük cari açığıyla bağlantılı ekonomik kırılganlığının altını çizmektedir ve kısa vadede tekrar büyümeye dönmeyi risk altına alabilir.
AB mevzuatı    
Türkiye’nin müktesebata uyum çabaları sürmektedir. İlerleme, özelikle malların serbest dolaşımı, finansal hizmetler, enerji, bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu alanlarında gözlenmektedir. Göç ve sığınma alanlarında yasal çerçeve oluşturmada ciddi gelişmeler kaydedilmiştir. Pek çok alanda yasal uyumluluk ve arttırılmış kurumsal kapasiteye yönelik sürekli çaba harcanması gerekmektedir. Yargı ve temel haklar ve adalet, özgürlük ve güvenlik üzerine gerçekleşen önemli gelişmeler sürmelidir.   
AB-Türkiye geri kabul anlaşmasının imzalanması ve vize diyalogunun aynı anda başlatılması gerekmektedir.
Katılım müzakerelerinin durumu
AB ile Türkiye arasındaki katılım müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde başladı. Toplamda 33 müzakere faslının 13’ü açıldı ve bir fasıl geçici olarak kapatıldı. Türkiye’nin Ortaklık Anlaşması’nın Ek Protokolü’nü tam olarak uygulamamasının sonucunda AB, Aralık 2006’da sekiz müzakere faslının açılamayacağına ve Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece 8 müzakere faslının açılamayacağına ve hiçbir faslın geçici olarak kapatılamayacağına karar verdi. 
Önemli tarihler
Eylül 1959: Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortak üyelik için başvurdu.
Eylül 1963: Ekonomik işbirliğini zenginleştirme ve Türkiye ile AET arasında Gümrük Birliği sağlamayı hedefleyen Ortaklık Anlaşması’nın imzalanması
Nisan 1987: Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğu’na üyelik için resmi başvurusunda bulundu.
Ocak 1995: Türkiye-AB arasında Gümrük Birliği anlaşması imzalandı.
Aralık 1999: AB Helsinki Zirvesi Türkiye’yi aday ülke olarak kabul etti.
Aralık 2004: AB Konseyi Türkiye ile katılım müzakereleri başlatmayı kabul etti.
Ekim 2005: Katılım müzakereleri başladı.
Aralık 2006: Konsey, Türkiye Ortaklık Anlaşması’nın ek protokolünü ayrım gözetmeksizin tamamen uygulama yükümlülüğünü yerine getirmediği sürece 8 müzakere faslının açılamayacağına ve hiçbir faslın kapatılamayacağına karar verdi.
Temmuz 2010: Gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası faslı müzakereye açılan 13üncü fasıl oldu.
Mayıs 2012: Avrupa Komisyonu ve Türkiye, Türkiye için Pozitif Gündem’i uygulamaya başladı.
Haziran 2013: Konsey Güvenlik politikası ve yapısal araçların koordinasyonu hakkındaki 22inci faslı açmaya karar verdi.
Daha fazla bilgi için:
IP/13/930: 2014 AB genişleme öncelikleri

            

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: