İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsveç Parlamentosu’na soykırım konferansları düzenleme önergesi

Murat Kuseyrı – Stockholm

İsveç Parlamentosu’na sunulan önergede imzası bulunan Süryani asıllı Hıristiyan Demokrat Parti Milletvekili Robert Halef, Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında milyonlarca insanın farklı düşünce, inanç ve etnik kökene sahip oldukları için katledildiklerine dikkat çekerek “Biz bu gruplara karşı işlenen bu insanlık suçunu hatırlamalı, insanlık onuru için hoşgörü ve anlayışın artması amacıyla çalışmalıyız” diyor.

***
2010 yılında, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ermeni, Asuri-Süryani ve Rumlara yönelik yapılan katliamı, geçtiğimiz yıl da Kürtlere yönelik Al Anfal’ı soykırım olarak kabul eden İsveç’in hoşgörü ve anlayışın artması, yeni saldırı ve soykırımların engellenmesi için her yıl uluslararası soykırım konferansı düzenlemesi isteniyor.
İsveç Parlamentosu’na sunulan önergede imzası bulunan Süryani asıllı Hıristiyan Demokrat Parti Milletvekili Robert Halef, Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında milyonlarca insanın farklı düşünce, inanç ve etnik kökene sahip oldukları için katledildiklerine dikkat çekerek “Biz bu gruplara karşı işlenen bu insanlık suçunu hatırlamalı, insanlık onuru için hoşgörü ve anlayışın artması amacıyla çalışmalıyız” diyor.
Günümüzde dünyada anti-semitizm, ırkçılık ve farklı inançlardan olan insanlara karşı nefret suçlarının arttığını belirten Halef, bu nedenle Auschwitz gibi sembollerin insanların çaresizliğini, ama aynı zamanda tüm insanların eşit ve eşşiz bir değerde olduklarını hatırlattığını belirtiyor.
SOYKIRIM NEREDE VE NE ZAMAN YAPILDIĞINDAN BAĞIMSIZ OLARAK ASLA UNUTULMAMALI
“Soykırım, etnik temizlik ve halklara karşı işlenen diğer suçlar ne zaman ve nerede yapıldığından bağımsız olarak asla unutulmamalı. Sahip olduğumuz bilgiler bunlardan çoğunun Birleşmiş Milletler’in uyumlu ve tutarlı bir biçimde hareket etmesi durumunda önlenebileceğini gösteriyor” diyen Halef, Günümüzde insanlığa karşı suç işleyen liderlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi karşısına çıkarılmasının önemine değindikten sonra “ Böylelikle hiç kimsenin yaptığı saldırıların cezasız kalmayacağını göstermiş oluruz” diyor.
Kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için, daha önce problemler yaşayan halkların uzlaştırılmasının hayati bir öneme sahip olduğu değerlendirmesinde bulunduktan sonra, “Hiç bir grubun inançlarından dolayı soykırıma uğramaması için birlikte yapıcı çalışmaların yapılması gerekli.Günümüzde hala İkinci Dünya Savaşı yıllarında Yahudi ve Romanlara yapılan soykırımını inkar edenler var. Bu bazen bilgi eksikliğinden kaynaklanabiliyor” diyor.
Bu nedenle de soykırım konusunda çalışma yapmak amacıyla kurulan ve bir devlet kurumu olan “Yaşayan Tarih”in 1900’lü yıllarda gerçekleştirilen tüm soykırımların tartışılacağı uluslararası konferanslar örgütlemesini öneriyor. Bunun gerçekleşebilmesi için de parlamentonun karar almasını istiyor.
2000’li yılların başında Sosyal Demokrat Hükümet 4 yıl ard arda 60 civarındaki devletin katıldığı uluslararası soykırım konferansları düzenlemişti.
İSVEÇ TÜRKİYE’NİN AZINLIKLARI FİŞLEMESİNE KARŞI HAREKETE GEÇSİN
Halef verdiği bir diğer önergeyle de Türkiye’de yaşayan dini ve etnik azınlıkların numaralandırılarak fişlendiklerine dikkat çekiyor ve fişlenmenin son bulması için İsveç Parlamentosunun Hükümete görev vermesini talep ediyor.
Ermenilerie 1, Rumlara 2, Yahudilere 3, Süryanilere 4 numaralarının verildiğini, askeri hizmetini yapan Hıristiyanların da GM (Gayrı-müslim) olarak işaretlendiklerini belirten Halef Avrupa Birliği’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerinde insanların sınıflandırılmasını ve fişlenmesini kabul etmeyeceğini vurgulaması gerektiğini dile getiriyor.
İsveç Hükümetinin Türkiye ile yaptığı ikili görüşmelerde de fişlemeyi gündeme getirmesi ve tüm insanlara dini ve etnik kökenlerinden bağımsız olarak eşit davranılmasını talep etmesi gerektiğini ifade ediyor.
EGEMEN BAĞIŞ HALEF’E VE SÜRYANİLERE HAKARET ETMİŞTİ
Soykırımın kabul edilmesi ve Mor Gabriel’in arazilerinin geri verilmesi için yaptığı girişimleriyle tanınan Robert Halef, bu yılın başında çalışmalarından ötürü Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın hakaretlerine maruz kalmıştı. Bağış, 16 Ocak 2013 günü Asuri-Süryani Milletvekilleri ile kitle örgütlerinin temsilcilerini Stockholm Büyükelçiliğine davet etmiş, toplantıda bulunan Robert Halef ve Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili Yılmaz Kerimo’ya “İsveç ve Avrupa’da soykırım mastürbasyonunu yapıp İsveç’in soykırımı tanımasına neden oldunuz da ne oldu?” diyerek hakaret ettikten sonra Asuri temsilcileri Rumları kışkırtmakla suçlamıştı.
Olanların kamuoyuna yansımasından sonra açılan imza kampanyasına katılan binlerce Asuri-Süryani Bağış’ı protesto etmiş ve görevden alınmasını talep etmişti.
Asuri milletvelilleri ve kitle yöneticilerini korkutmaya ve sindirmeye yönelik bu girişim ters tepmiş, Yılmaz Kerimo Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İsveç parlamentosu’nda yaptığı konuşmanın ardından söz alarak Cumhurbaşkanı’nın anlatımlarının gerçekleri yansıtmadığını belirtmiş, Kürt, Asuri-Süryani ve diğer halklara yapılan baskı ve saldırıları örnekler vererek gündeme getirmişti. Asuri-Süryani örgütleri de Gül’ün konuşma yaptığı saatlerde parlamento binası önünde protesto gösterisi yapmıştı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: