İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Suriye’de İnsanlık Dramı!

Barış Aydın

Suriye’ye demokrasi getirmek için vampirleri silahlandıran para verenlerin başında da Suudi Arabistan ve Katar gelmektedir… Düşünebiliyor musunuz Suudi Arabistan, Katar ve Tayyip Erdoğan’ın desteklediği çeteler Suriye’de demokrasi getirecekler. Tayyip Erdoğan’a oy veren %50 de buna inanıyor. İslam’ın olduğu yerde demokrasi olur mu? Kadını şeytan olarak gören, kadının araba kullanması yasak olan seçme ve seçilme hakkı olmayan, Katar ve Suudi Arabistan Suriye’de demokrasi istiyormuş. Demokrasi ile şeriat bir arada olmaz. Şeriatın olduğu yerde savaş vardır, kan vardır, ölüm vardır, Açlık vardır. Yoksulluk vardır. Din ve tanrı adına adam öldürmek vardır. Erkek egemenliği vardır. Birden çok evlilikler vardır. Küçücük kız çocuklarını zorla evlendirmek vardır. Başlık parası vardır. Din tüccarlığı vardır.

***
SURİYE’DE İNSANLIK DRAMI!
insanlik_katlediliyor
Kapitalizmin gelişmesinde semavi dinlerin üstlenmiş olduğu misyon küçümsenemez. Kapitalizm önce Yahudiliğin, sonra Hıristiyanlığın, daha sonra da Müslümanlığın bilinçli bir şekilde gelişmesine katkı da bulundu. Zamanı gelince dizginlemesini de bilmiştir. Özellikle 17. ve 18. asırda Hıristiyanlık kapitalizmin güçlenmesinde motor güç olarak kullanıldı. 19. asırda ise petrole olan bağımlılıktan dolayı kapitalistler İslamiyet’in gelişmesine seyirci kalarak güçlenmesine katkıda bulundular.
21. yüz yıldaysa dizginleme sırası İslam dinine gelmiştir. Önümüzdeki yüz yıl ise İslamiyet’in sorgulandığı bir yüz yıl olacaktır. Dizginlenmiş, yeniden dizayn edilmiş, bir İslami anlayışla karşı karşıya kalacağız. Din tüccarlarının elinde bir oyuncak olan semavi dinler kapitalistler için artık tarihi misyonunu oynamış, yeni bir versiyonuyla yeniden sahnelenecektir.
Yaklaşık 3 yıldır Suriye’de insanın kanını donduracak kirli bir savaş yaşanmaktadır. Kapitalistler dünyanın dört bir tarafında kanla beslenen insanlıktan nasibini almamış cani, vampirleri silahlandırarak Suriye topraklarına gönderip insan kanı içmeye devam ediyorlar. Bu canileri bizzat kapitalistler örgütlüyor, silahlandırıyor ve Suriye’ye gönderiyorlar. İnsan kanıyla beslenen bu vampirler, söz de Suriye’ye demokrasi getireceklermiş.
Suriye’ye demokrasi getirmek için vampirleri silahlandıran para verenlerin başında da Suudi Arabistan ve Katar gelmektedir. Hani Aziz Nesin’in mahkemece onaylanan bir sözü vardı. “Türklerin %60′ı aptaldır” diye. Düşünebiliyor musunuz Suudi Arabistan, Katar ve Tayyip Erdoğan’ın desteklediği çeteler Suriye’de demokrasi getirecekler. Tayyip Erdoğan’a oy veren %50 de buna inanıyor.
İslam’ın olduğu yerde demokrasi olur mu? Kadını şeytan olarak gören, kadının araba kullanması yasak olan seçme ve seçilme hakkı olmayan, Katar ve Suudi Arabistan Suriye’de demokrasi istiyormuş. Demokrasi ile şeriat bir arada olmaz. Şeriatın olduğu yerde savaş vardır, kan vardır, ölüm vardır, Açlık vardır. Yoksulluk vardır. Din ve tanrı adına adam öldürmek vardır. Erkek egemenliği vardır. Birden çok evlilikler vardır. Küçücük kız çocuklarını zorla evlendirmek vardır. Başlık parası vardır. Din tüccarlığı vardır.
Resmi istatiklere göre dünya nüfusunun %4′ü göçmendir. Bu da yaklaşık üç yüz elli milyona tekabül etmektedir. Ülkelerini terk etmiş üç yüz elli milyonun 280 milyonu Müslüman’dır. Yani her 5 Müslüman’dan biri ülkesini terk etmiş başka ülkelerde yaşamaktadır. Yani Türkiye’nin nüfusunun dört katı Müslüman kendi ülkelerini terk etmiş başka ülkelerde sığınmacı olarak yaşamaktalar. İslam ülkelerinin tamamında insanlık dramı yaşanmaktadır.
Emperyalist haydutların Ortadoğu’da yürüttükleri ikiyüzlü politikalarının gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yıllardır Filistin halkını katliamlara uğratan, kan ve gözyaşı akıtarak mülteci konumuna düşüren, İsrail Siyonizm’ine ses çıkarmayan emperyalistler ve uşak takımı, sözde Suriye’ye demokrasi getireceklermiş. 60 yıldır Filistinliler Amerikan silahlarıyla katledilirken neden Filistinlileri korumak için işgal altındaki topraklarda Birleşmiş Milletler gücü yerleştirmiyorlardı. Eğer sorun insan haklarını hiçe sayan ülkelere karşı tavır almaksa, İsrail ve Türkiye bu ihlallerin mimarıdır. İşgal altındaki topraklarda her gün zorbalığın tarihi yazılıyor. İsrail canı sıkıldıkça mazlum Filistin halkı üzerine havadan ve karadan bomba ve kurşun yağdırırken, Türkiye ise yıllardır Mazlum Kürd halkının üzerine kimyasal silah dâhil havadan ve karadan bomba yağdırmaktadır. Emperyalistler bunu görmezlikten geliyorlar.
Peki, bugün emperyalistler Müslüman ülkelere saldırırken televizyon kanallarında boy gösteren İslami kalemşorlar ve İslam adına yola çıkanlar ne yapıyor? 1989’da “bir kola içmek, ona para vermek, İslam’a ihanettir”, diyen Amerikan uşağı ve piyonu Fettullah Gülen ve şurası nerede? Yıllardır Irak, Libya ve Suriye halkı kan ağlarken her cuma Beyazıt’ta, Fatih’te namaz çıkışı sokağa, çıkanlar bu ülkede Müslümanlara zulüm yapılıyor diye bağıranlar ne oldu size dilinize eşek arısı mı soktu, niye susuyorsunuz? Peşinde gittiğiniz Fettullah Gülen dün “kola içmek, İslam’a ihanettir” diyordu. Bugün ise ABD kendisine tahsil ettiği, 91 dönüm arazi üzerinde saltanat sürüp ağa babası Amerikan’ın çıkarları için çalışmaktadır. Hani Amerikan emperyalizmine karşıydınız, ikiyüzlü riyakârlar neredesiniz?
Maraş’ta İslam adına kundaktaki bebeleri katleden, Sivas’ta Allahü Ekber deyip, camiden çıkıp insan yakanlar, neredesiniz, solcular Libya, Irak ve Suriye halkı için, emperyalizmin zulmünü protesto ettikleri için Feddo’cu polislerce coplanırken neredesiniz, neden sokağa çıkamıyorsunuz? ABD askerleri Irak halkının, üzerine bombalar yağdırırken, Irak kadınlarına tecavüz ederken ne oldu sizin Müslümanlığınıza, Irak halkı Müslüman değil miydi? Bugün katledilen Suriye halkı Müslüman değil mi? Niye susuyorsunuz? Yoksa Libya’da, Irak’ta, Suriye’de, katledilenler Müslüman değil mi? Yoksa siz mi soysuzlaştınız?
Amerika, Suriye’ye müdahale etmeyi neden ağırdan alıyor? Suriye’de birbirleriyle savaşan örgütler yıllardır Amerika’nın başına bela olan İslami örgütlerdir. Amerika bunlardan kurtulmak için, Türkiye’yi bir üs olarak kullanıp bu canileri silahlandırıp Suriye’ye göndermektedir. Bu vampirler Allahu Ekber deyip çoluk-çocuk demeden Suriye halkını kesip kanını içmekteler. Amerika tek bir mermi sıkmadan bunlardan kurtulmaya çalışıyor. Tam da Amerika’nın arayıp da bulamadığı bir ortam… Amerika bu aşamada gürler ama Suriye’ye saldırmaz. İslam adına hareket eden vampirlerden kurtulmadan Suriye’ye saldırmaz.
Bugün dünya yeni devrimlere gebedir. Ülkemizde ise at izi it izine karışmış kimin eli kimin cebinde belli değil Tayyip Erdoğan NATO’nun savaş pilotu görevini üslenmiş, Irak, Libya ve Suriye halkını bombalıyor. O kadar rahat hareket ediyor ki kendisinde emin, çünkü muhalefet kendi iç sorunlarıyla meşguldür.
Marks “devrimler tarihin lokomotifidir” demişti, devrimde ancak bu lokomotifi harekete geçiren kuvvet aracılığıyla ete-kana bürünür. Bu kuvvet önderliktir. Bu önderlikte en önde duran önderdir. Her devrim kendi önderini ve önderliğini yaratarak ilerler. Her başarılı devrimin ön koşulu budur.
Devrim yolunda Türkiye’de ise karşımızda merkezileşmiş, örgütlenmiş faşist bir devlet vardır. Halka vahşet ve acıyı sömürü ve baskıyı, işkence ve katliamları ve de açık sokak infazlarını alçakça uygulayan, reva gören kıyıcı bir faşist devlet vardır. Bunu yıkmak için ve ciddi bir alternatif güç olabilmek için, Türkiye Devrimci Hareketi kendisini yeniden sorgulamak zorunda. Devrimci hareketin dağınıklığı düşmanın işini kolaylaştırmaktadır. Bu dağınıklık halka güven vermiyor. Güçlerini birleştirmeden halkın desteğini de alamazlar. Güçlerini birleştirmeden başarı elde etmeleri mümkün değildir. İşte o zamanda Aziz Nesin’in dediği %60 aptallar seni yönetmeye devam edecektir.
Barış Aydın

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: