İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Diyarbakır’da Soykırım anıtı dikilsin

Soykırım Araştırmalar Merkezi, Seyfo Center’in girişimiyle, uluslararası yüze yakın tanınmış kurum ve araştırmacının imzasının olduğu birer mektubu İsrail olmak üzere Ermenistan Cumhurbaşkanı ve Parlamentolarına göndererek Süryani Soykırımını tanımalarını istedi. Yaklaşık bir sene önce Sydney’de büyük bir Süryani Soykırımı anıtı dikilmişti. İkinci büyük anıt ise önümüzdeki Nisan ayında Ermenistan’ın başkenti Yerevan’da dikilecektir. Fakat bunların en anlamlısı olacak ise soykırımın yaşandığı bölgelerden biri olan Diyarbakır’da böylesi bir anıtın dikilmesidir. Bunun için Seyfo Center başkanı Sabri Atman, Diyarbakır Belediye Başkanı Sayın Osman Baydemir’e bir mektup göndererek bu yöndeki taleplerini iletti.

Sayın
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı
Osman Baydemir,
Soykırım sözcüğünün Türkiye’de epeyce kullanılıyor olması tesadüfi bir olay değildir. Bu sözcük insanlığa karşı suç işlemiş bütün ülkelerde kullanılıyor. Özellikle bir çok katliama imza atmış, tarihiyle hesaplaşmamış ve demokrasiyle tanışmamış ülkelerde daha fazla kulllanılması anlaşılır bir durumdur.
Özellikle geçtiğimiz günlerde Fransız senatosunda Soykırım ile ilgili gündeme gelmesiyle ilgili Türkiye’de büyük bir yaygara koparıldı. Fransa’da soykırım inkarını suç sayan yasanın parlamento ve senatodan çıkması üzerine, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı olmak üzere, şövenizmden nasibini almış en küçük kurum ve bireylere kadar tüm kesimler Fransa Cumhurbaşkanı ve fransız demokrasisi hakkında demediklerini bırakmadılar. Oysa çıkarılan yasa genel anlamda soykırımın inkarını suç sayıyordu, herhangi bir şekilde bir ülkeyi açıkça ifade etmiyordu.
Yasanın ifade özgürlüğüne ve demokrasiye karşı olduğunu söylediler. Oysa Türkiye, düşüncelerinden dolayı hapishanelerinin dolu olduğu ülkelerin başında geliyor. Dahası, bunların soykırım gibi bir suçun inkarının ifade özgürlüğü ile ilişkisinin olmadığını kavramaları zaman alacaktır. Benzer yasa yakın gelecekte İsveç olmak üzere Avrupa Parlamentosu’nda da gündeme gelecektir. Türkiye’nin yöneticileri ise bunlara, sözüm ona ifade özgürlüğünün ve demokrasinin ne anlama geldiğini anlatmaya devam edecektir.
Sayın Baydemir,
Türkiye’nin resmi tezi, bu konunun tarihe ve tarihçilere bırakılmasıydı. Türkiye’nin son yıllara kadar resmi tezi yaşanan soykırımın katı bir inkarına dayanıyordu. Son yıllarda dillendirilmeye başlanan “bu konunun tarihe ve tarihçilere bırakılması” konuyu politik zeminden çıkarıp akademisyenler arasında bir polemik boyutuna çekmeyi hedefliyordu. Oysa konu sadece tarihi bir olay değildir ki tek başına tarihçiler tarafından çözülebilsin; konu politik bir sorundur ve ilk etapta da politikacılar tarafından çözülmelidir. Ne var ki, Türkiye’yi yanlış politikacılar yönetiyor. 1915’den bu yana hala Talat Paşa geleneğini sürdüren anlayışlarla bu sorunu çözemez. Bu yüzden ümidimiz sağduyu sahibi dünya kamuoyu ve kimlik mücadelesi veren sizlersiniz.
Ermeni, Süryani ve Rum halklarına karşı Birinci Dünya Savaşı’nda gerçekleştirilen soykırım, birçok yazılı-sözlü tarihi belge ve araştırma ile kanıtlanmış bir gerçekliktir. Bu konunun yaşanan derin trajediye rağmen inkarı, sözde bilimsel üslup ile inkarı bu soykırımın mağduru insanların acılarına daha fazla acı katmaktadır.  Bu nedenle konu tarihçilerin meselesi olmaktan çıkmış, siyasi iradelerin tarihsel kararlarına kalmış durumdadır. Soykırım mağdurları için; Fransa Parlamentosu ve senatosunun aldığı karar, bu nedenle doğru yönde alınmış bir karardır
1915 Soykırımında, gerici Kürt aşiretlerinin (bu günkü karşılığı korucular) katılımı ve desteğiyle de, Ermeniler, Süryaniler, Rumlar ve Yezidiler katledildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu katliamın üzerinde kuruldu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu soykırımı gerçekleştiren İttihat’çı çete ile hesaplaşma yönünde bazı adımlar atılmış gibi görünse de, bu politik çizgi kısa bir süre içerisinde yerini, yine  katı bir soykırım inkarcılığına bırakmıştır. Türkiye’de yaşayan  beyaz Türk’lerin dışındaki tüm etnik kimlikler yok sayılmıştır. Günümüz Türkiye’sinin demokratikleşememesinin en önemli sebeblerinden biri bu zihniyetin Türk siyasi yaşamındaki hegemonyasıdır. Bu zihniyetle hesaplaşmayı başaramamış bir Türkiye günümüzde Kürtlere de siyasal ve kültürel bir soykırım yapmaktan çekinmemektedir.
Sayın Baydemir,
Bu aşamada size de ağır sorumlukluklar ve yükümlülükler düştüğünü söylememize izin verin.  Yüz yıldır kan akan bu topraklarda, demokrasi ve barış için dayanışma içersinde hep birlikte çalışmalıyız. Çünkü, İttihat ve Terakki Partisi yöneticisi ve soykırım mimarlarından  Dr. Reşit Şahingiray’ın valiliğini yaptığı Diyarbakır’in şimdiki Belediye Başkanı sizsiniz. Dr. Reşit soykırım yaşayan halkların tarihinde kara bir lekedir. Onun onayı ve örgütlenmesiyle bölgedeki Süryaniler ve Ermeniler hunharca katledilmiştir.
Süryani halkının ve bölgedeki soykırım yaşayan halkların dostu olan sizlerden bir talebimiz var. Senede bir gün uğrayıp çiçek bırakacağımız ve atalaramızı anacağımız bir anıtın belediyeniz tarafından dikilmesi, soykırım inkarına bir cevap olacağı gibi, barış ve demokrasi kültürüne de hizmet edecektir.
 Saygılarımla
Sabri Atman
Süryani Soykırım Araştırmalar Merkezi,
Seyfo Center Başkanı

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: