İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Etnik Bölücülükten, Türk Milliyetçiliğini Sorumlu Tutmak

İrfan Sönmez / sonmez@sonsayfa.com

Milliyetçilikle ilgili en önemli kuramcılardan biri olan E.J.Hobsbawm, Osmanlının Ulusçu akımlar yüzünden değil, merkezi otoritenin zayıflaması yüzünden yıkıldığını, ulusçu akımların bunun sonucu olarak ortaya çıktığını söyler. Yani, Osmanlı’nın yıkılışı Milliyetçi isyanların sonucu değil aksine bu isyanlar merkezi yönetimin zayıflamasının bir neticesidir. Devletin geri çekildiği her yerde başka otoriteler ortaya çıkar.Oluşan boşluğu başkaları doldurur. Tıpkı mafya yapılanmaları gibi ulusalcı akımlarda bu tip boşluklardan beslenirler. İmralı süreci de benzer bir noktaya doğru gidiyor. Süreçle birlikte zayıflayacağı düşünülen etno milliyetçilik, daha da güçlenmiştir.Devlet geri çekildikçe, oluşan boşlukları süratle doldurmuştur. Daha önce nüfuz edemediği alanlara açılma, yeni mevziler kazanma imkanı bulmuştur.

***
Osmanlı, balkan isyanları ile çalkalanırken çareyi 1856 Islahat fermanında bulmuştur. Moda tabirle söylemek gerekirse,Islahat fermanı bir nevi Gayri Müslim açılımıdır. O tarihe kadar siyasi haklardan mahrum olan Gayri Müslimlere bu haklar verilince tansiyonlarının düşeceği, isyanların duracağı düşünülmüştür.Ama tam tersi olmuştur. Bölücülük aleniyet kazanmış,ayrılık talepleri daha rahat ifade edilir olmuştur. Sonuç malum,sonunda Osmanlı Sırp,Yunan,Bulgar vs isyanlarıyla paramparça olmuş,balkanları kaybetmiş,Trakya’da bir avuç toprak parçasıyla yetinmek zorunda kalmıştır.
Etnik veya milliyetçi ayaklanmalar için tarihimizde yeterince malzeme vardır.Bu tür açılımlar yapılırken geçmişte sebep olduğu sonuçlara bakarak,bugünle mukayeseler yapmak,çeşitli tespitlerde bulunmak mümkündür.Taviz,alttan alma,mücadele yerine müzakere yolları arama hiçbir zaman etnik ayrımcılığın ateşini düşürmemiş, bilakis onu daha çok kışkırtmış,topluma sızma imkanlarını daha da artırmıştır.
Bazıları balkan isyanlarını ulusalcı hareketlerin bir sonucu olarak görür. Milliyetçilikle ilgili en önemli kuramcılardan biri olan E.J.Hobsbawm,Osmanlının Ulusçu akımlar yüzünden değil, merkezi otoritenin zayıflaması yüzünden yıkıldığını, ulusçu akımların bunun sonucu olarak ortaya çıktığını söyler. Yani, Osmanlı’nın yıkılışı Milliyetçi isyanların sonucu değil aksine bu isyanlar merkezi yönetimin zayıflamasının bir neticesidir.Devletin geri çekildiği her yerde başka otoriteler ortaya çıkar.Oluşan boşluğu başkaları doldurur. Tıpkı mafya yapılanmaları gibi ulusalcı akımlarda bu tip boşluklardan beslenirler.
İmralı süreci de benzer bir noktaya doğru gidiyor. Süreçle birlikte zayıflayacağı düşünülen etno milliyetçilik, daha da güçlenmiştir.Devlet geri çekildikçe, oluşan boşlukları süratle doldurmuştur. Daha önce nüfuz edemediği alanlara açılma, yeni mevziler kazanma imkanı bulmuştur.Siyasi söylemin kendi lehine değişmesine,suçlayıcı, aşağılayıcı ifadeler kullanılmasına mani olmuştur. Nitekim, başbakan süreç başladığından beri bir defa Öcalan için bebek katili diyecek olmuş, lafı Demirtaş tarafından ağzına tıkılmıştır.Yani siyasi söylem düzeyinde artık suçlanamayan, aşağılanamayan, illegal gösterilemeyen bir örgüt haline gelmiştir.Bir terör örgütü için bunlar hayal bile edilemeyecek kazanımlardır.Üstelik bu yayılma,yerleşme,devletleşme süreci hızlı bir şekilde sürüyor.Bütün bir toplum afyonlanmış gibi her gün biraz daha önlenemez noktalara doğru giden bu parçalanma sürecini anlamsız,tepkisiz bakışlarla seyrediyor.Daha kötüsü, gidişatı görüp toplumu uyarması gereken aydınların vurdumduymazlığı,idrak körlüğüdür.Olanları görmezden gelip,daha hala, Etnik milliyetçiliği,Türk milliyetçiliğinin bir sonucu gibi göstermeye ,PKK devlet kurarken Türk milliyetçiliğini sorumlu tutmaya çalışan yazarlar var.(Mümtazer Hoca’nın kulakları çınlasın)Halbuki, Türk milliyetçiliği bir ötekisi ile kendini tanımlayan bir milliyetçilik değildir. Hele Kürtler, bu ülkede hiçbir zaman Türkün ötekisi olmamıştır. Kürt’ü Türk saymak bazı ahmakların sandığı ve telkin ettiği gibi bir inkar politikası değil,onu kendinden kendini ondan saymanın bir ifadesidir.Bir diğer Milliyetçilik kuramcısı A.Smith Etnik milliyetçilikleri ikiye ayırır.Bağımsızlık öncesi milliyetçilikler, bağımsızlık sonrası milliyetçilikler.
Bağımsızlık öncesi milliyetçi hareketler, daha büyük bir siyasi birimden ayrılmaya,yeni bir siyasi etno millet kurmaya çalıştıkları için bölücüdürler.
Bağımsızlık sonrası Milliyetçi hareketler ise,devlet kurdukları için bütünleştirmeye, akraba topluluklarla birlikler kurmaya meyilli ve bütünleştiricidirler. Dolayısıyla her iki milliyetçiliği aynı kefeye koyarak değerlendirmek ne ilmi gerçeklere, ne de içinde bulunduğumuz duruma uygundur. Türk milliyetçiliği karşı milliyetçilikleri tahrik etmemek için uzun zamandan beri geri çekilmiş,olup bitenleri uzaktan seyretmeyi tercih etmiştir.Bu bakımdan Etnik ayrımcılığı Türk milliyetçiliğine bağlayan analizlerin hiçbir bilimsel değeri yoktur.
Islahat fermanının müellifi Ali paşa’nın cenaze namazında Hoca üç defa sormasına rağmen, cemaat helalık vermemiştir.Toplum gayri Müslimlerin önünü açarak Osmanlı’nın parçalanmasını kolaylaştıran Ali Paşa’yı hiçbir zaman affetmemiştir.
Benzer bir noktaya doğru giden İmralı sürecinin müelliflerini de benzer bir akibet bekliyor..Umarım sürecin durması için yeterince malzeme veren PKK ya karşı daha gerçekçi bir politikaya dönülür.Ayrılıkçılık ancak kuvvetle önlenir. Dün Cemil Bayık’ın; “süreç sayesinde tasfiye olmaktan kurtulduk.” şeklindeki sözleri,nasıl bir istihbarat zaafı veya ihanetiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.Bayık’ın söylediklerini herhalde siyasi irade fark etse, terör politikası daha farklı olabilirdi..Bu böyle devam ederse, bir avuç toprak parçasını koruyamayanlar maşeri vicdanda ilelebet mahkum olurlar..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: