İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Batı Yakasında Süryaniler Dernek Kurarsa

Zeynep Tozduman /zeynoege@mynet.com
•Yıl 1962. İhtilallerden karanfil derlendiği yıllar… Mardin/ Midyad ilçesi Enhel (Bu günkü adıyla Yemişli ) köyünde, ihtilallerden sonra kurulan Türkiye’nin ilk köy derneğidir. 1960’lı yıllar dünya özgürleşme ve örgütlenme sürecinin de etkisiyle dernek kısa zamanda büyüdü ve adı Mardin ili sınırlarına kadar duyulur oldu. Derneğin o zaman ki kurucusu ve başkanı Melke Akbaş’tır. Melke amca Mardin ili Midyat ilçesi Enhel köyündendir. Anayurdunda yaşadığı baskılar sonucu 8 çocuğuyla birlikte önce İstanbul’a oradan da Almanya’ya göç etmiştir.

Süryanilerin bu ülkede payına hep göç yolları düşmüştür. Melke Akbaş, şu anda İsveç’te yaşamakta olan eski tüfeklerden biridir. İsveç/ Göteborg’da kendisini birebir tanıma şansına nail olduğum için çok şanslıyım. Yaklaşık 2 yıl evvel Göteborg Asur Kültür derneğinin davetlisi olarak gittiğim bu derneğin başkanı sevgili Aslan Akbaş’tır. Yani Melke Akbaş’ın oğludur. Dernekçilik ruhlarına öylesine işlemiş ki, oğlu da tıpkı babası gibi İsveç’te bir Süryani derneğinin yöneticisi olmuştur. Bazı değerleri yaşarken tanımak, dokunmak gerek diye düşünürüm.

Şamoşe adı verilen bu derneğin, İkinci başkan Circis Çelik, yazman ve muhasebeye bakan Aziz Kalaycı ve İsa Koç (1993’de faili meçhule kurban giden 2 Süryani aydını) ve de Denho Akgül’dür ( Orta Avrupa federasyonu eşbaşkanı Sabo Akgül’ün amcasıdır) Enhel köyünde tam iki yıl boyunca Süryani halkıyla, Kürtler arasında çıkabilecek çatışmalarda barış elçisi görevini gören bu dernek; Askeriye, Kürtler ve devlet yanlısı Süryanilerin baskıları sonucu kapatılmıştır.
Enhel köyünde barışın tohumlarını eken bu değerli insanlara dernek çalışmaları için izin verilseydi eğer, Türkiye’nin her yerine örnek olurdu. Belki de bu kadar acılar yaşanmazdı acının ve gözyaşının ülkesinde. Sevgili Melke Akbaş ile röportajı 1993 yılında ilk yapan kişi Sait Yıldız (Şimdiki İsveç ADO başkanı)’ dır. Sait Yıldız röportajında, dernekle ilgili Melke Akbaş’a o zaman ki hedeflerini sorduğunda alınan cevap bir hayli ilginçti ve bunu burada paylaşmak istiyorum. ‘’Türkiye’yi Enhel’den başlayıp, Midyad’a, oradan da Mardin ve Türkiye geneline barışın ve hoşgörünün tohumlarını kalıcı hale getirmenin tek yolu; önce kendi bulunduğumuz yerden başlamaktır.’’ demiştir. Melke amcamız haklıydı haklı olmasına da. Ama ne yazık ki dün olduğu gibi bu günde bu ülkede barışı tesis etmek, savaşmaktan çok daha zordu. Ve bu yüzden olsa gerek derneğin iki değerli yöneticisi katledildi. Dernek baskılar sonucu varlığını ancak iki yıl sürdürebildi.
Enhel’deki dernekten gelelim günümüzde Aydın/ Didim’de kurulan Mezopotamya Kültür derneğine. Bir tesadüf müdür bilinmez? Kuşadası/ Didim’de kurulan derneğin kurucusu da Enhel’li, Simon Afram’dır. Bu güne değin dost olduğum Enhel’lilerin hemen hemen birçoğu devrimci kişiliğe sahip insanlardır. Enhel’in havasından mıdır nedir? Orada hep direnişçi insanlar yetişmiştir. Didim’de kurulan Mezopotamya Kültür derneğinin kurucuları ise etnik olarak Süryani, Mıhalmi, Türk, Kürt, Alevi ve Arap’tır. Her renkten insanın olduğu bu derneğin fahri üyesi olmaktan onur duyuyorum. Dernek başkanı Simon Afram ve ikinci başkanı Ahmet arkadaş inşaat işiyle uğraşıyorlar. Yaklaşık yaz sezonunda iki yüz Süryani ailenin geldiği bu şirin belde de Süryani kokusu her yere sinmiştir. Değerli çalışmalar yapan bu dernek geçen yıl Didim Belediyesiyle ortaklaşa yapılan barış etkinlikleri düzenlemiştir. Bu etkinliğe Süryani metropolitleri, milletvekilleri, papazlar, akademisyenler, Didim’de yaşayan Süryaniler katılmışlardır. Belki de EGE ilk kez böylesi konuklarını ağırlıyordu yorgun coğrafyasında.
•          Didim Mezopotamya Kültür ve dayanışma Dernek başkanı Simon Afram’ın Enhel’den; Almanya, İsviçre, İsveç ve oradan da Didim’e uzanan kırık bir  hayat hikâyesinin yolculuğunda; düşler hep aynı idi. Kendi anayurtlarında korkusuzca ve barış içersinde yaşamak.
Sabrın çiçeklerini eken bu halkla bazen gözyaşlarımız, bazen de düşlerimiz karışıyor birbirine. Onların kendi anayurtlarına özlemleri kadar özlem duyuyorum, yaşadığım şehir İzmir’de yaşamaları için. Bu, 98 yıllık bir özlem ötekine. Acıyla emzirilen, hoşgörünün destanını yazan kadim Süryani halkı anayasal güvenceler sağlanırsa Avrupa’dan ilk önce dönecek halktır. Diasporada memleket özlemiyle yaşayan Süryaniler için en azından Aydın/ Didim tatillerini geçireceği, güneş ve denizinden yararlanabileceği bir tarih kentidir.
•          Başta yaşadığım kent İzmir olmak üzere Türkiye’nin her coğrafyasında, unutulmaya yüz tutmuş bu halkla yan yana yaşamak istiyorum.

ZEYNEP TOZDUMAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: