İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Bugün tanınmayan tek halk Süryanilerdir”

Bugün Türkiye’de tanınmayan tek halk Süryanilerdir. Evet, Lozan Antlaşmasına göre Müslüman olmayanların hepsi bu azınlık haklarına sahipken Süryaniler, hiçbir hakka sahip değiller. Dolayısıyla Süryaniler TC kimliği taşıyor ve Hıristiyan’dır. Bugün Süryaniler hiçbir azınlık haklarından yararlanamıyor. Dil eğitimimizi gerçekleştiremiyoruz. Okul açamıyoruz. Mülk edinemiyorduk 6 ay öncesine kadar, yasaktı… Anadilde eğitim gerçekten çok önemlidir. Kiliselerimiz kapalı. Okul açamıyoruz. Nasıl eğitim vereceğiz? Türkçe vermek istemiyoruz eğitimi. Kültürel ve dinsel olarak anadilde eğitim hakkımızı istiyoruz. Anadilde eğitim ve dinsel anlamda eğitim hakkımızken yasal mevcut haklarımızı dahi alamıyoruz/kullanamıyoruz. Geçen yıl İstanbul yönetimi anadilde anasınıfı açma konusunda MEB’e başvurdu. Bize gelen resmi yazı şu şekilde “Siz Türk vatandaşısınız. Azınlık değilsiniz”. Ruhban okulumuz bile yok. Temennimiz insanın olduğu gibi yaşamasıdır. (MEB yetkililerini tebrik ederiz. Demek ki biz Ermeniler vatandaş değilmişiz. Azınlık olunca vatandaş olunamıyormuş. Bu arada Lozan azınlık haklarını küçümseyip, Lozan’da vazgeçmemizi önerenlerin ve de onların destekçisi hakim zihniyetin de kulaklarını çınlatalım. HYETERT)

***
Amed: Yüzyıllardır bu topraklarda kardeşçe yaşamış Süryani halkının katliamlarla, baskı, asimilasyon ve yok sayma ile nelere maruz kaldığını kendilerinden dinleyelim istedik. Süryaniliğin nasıl ayakta kaldığını, direndiğini öğrenmek için Merdîn/Midyat Mor Borsavmo Kilisesi görevlisi Gürkan Sabro ile bir röportaj gerçekleştirdik.
 – Süryanilik nedir? Neden daha az görünür?
– Süryaniler “Süryani” ismini 2 bin yıl önce kullanmaya başladı. Hıristiyanlık ile birlikte kullanılmaya başlanılan bir isimdir. Bazı tarihçilere göre büyük İskender’in Mezopotamya’yı işgal etmesi ile beraber burada yaşayan halk için kullandığı bir isimmiş. Ama Hıristiyanlığın yayılmasıyla birlikte, Hıristiyanlığı kabul eden kitle Antakya Patrikhanesi çatısı altında birleşerek tarihte (1. yüzyıldan itibaren resmi kayıtlarda) Patrikhanenin resmi yazışmalarında, Antakya Süryani Kilisesi olarak kullanılmaya başlandı. Ama son yüzyılda Süryani ismi bir mezhep, bir din olarak yansıtılmaya çalıştı. Biz hariç herkes öyle biliyordu. Süryani denildiği zaman direkt Hıristiyan anlamına geliyordu. Hatta bazılarına göre Hıristiyanlığın mezhebi anlamına geliyordu. Ama değildi!
Süryani bir halkın adıdır. Süryanilerin de tarihi, alfabesi var, dili var. Süryani kültürü var. Hıristiyanlıktan önce Aramiler, Asurîler, Keldaniler, Babiller, Sümerler, Akadlar vardı. Süryaniler “Süryanice” konuşuyordu. Yani Aramice konuşuyorlardı. Bu dil için tarihte Hıristiyanlıktan önce hep Aramice deniliyordu. Süryanice değil. Aramiceye de Hıristiyanlıktan sonra Süryanice denilmeye başlandı. Dünyada en eski dili, ilk medeniyeti, ilk astronomlar, ilk imparatorluk, ilk üniversiteyi bu kültür var etmiştir.
Süryaniliği eğer devlet rahat bıraksaydı İsveç’te olduğu gibi 1. ligde takımımız, bakanlarımız, parlamenterlerimiz olurdu. Zaten Süryanilerin bölgeden çıkarılmasının nedenlerinden biri de Kürt halkıdır. Süryaniler burada olsaydı, Kürt halkıyla oynayamazlardı. Çünkü Süryaniler bu çarkı çeviriyorlardı. Süryaniler fabrika sahibiydi. Süryaniler zenginlikti burada. Bölgeyi kalkındırıyordu. Sistemli bir şekilde görünür olmamız engelleniyor. Diğer azınlık halklar gibi haklarımız elimizden alınmış. Bize gelen herkese anlatıyoruz biz buyuz diye.
“Yaşanan Asurî, Süryani, Ermeni ve Rum Pontus soykırımıdır”
– 24 Nisan soykırımı hep Ermenilerle anılır. Ancak bu dönemde Süryaniler de soykırıma uğradı. O döneme dair neler anlatırsınız?
– Ermeniler bizden önce, daha 1915’ten önce ve sonra da, Batı ülkeleriyle tanışmış. Özellikle de Fransa’da. Bizden daha çok güçlü lobilere sahip kitlelerdir Ermeniler. Biz Avrupa’ya gitmemizle beraber soykırımdan bahsetmeye başladık. Artık halk korkmuyor. Yeni yeni bahsetmeye başladık. Şöyle kendimden anlatayım: Ben neneme soruyordum. Nenem elinin ağzına götürerek “hişştt” diyordu. Hatta detaylı sormadığım zamanlar anlatmıyordu. Neler yaşadıklarını, o travmaları anlatmadılar. Oysa o dönemde 600 bin Süryani katledildi.
Hep korku ve baskıya maruz kaldık. Türkiye’de yaşayan Ermeniler de anlatmıyordu bu yaşananları aslında, son yıllarda bu durum değişmeye başladı. Çünkü bölücülükle yargılanıyorduk bir şeyler anlatmaya kalkıştığımızda. Hatta Diyarbakır kilisesindeki papaz, 90’lı yıllarda 301. maddeden yargılandı. Sırf “Süryaniler soykırıma maruz kaldı” dedi diye. Halkımızın Avrupa’ya gitmesiyle başladı hareket.
Özellikle İsveç’te olan nüfusla, İsveç devletine Asurî-Süryani ve Ermeni, Rum Pontus katliamı olarak kabul ettirdik. Biz böyle genel olarak bir hat çizmeye çalışırken genelde soykırım Ermenilere yapıldı deniyor. Hatta HDK ve BDP içerisinde dahi zaman zaman bu durumla karşılaşıyoruz.
Bizler hala yok sayılıyoruz. Ama biz bu davanın bizlerin de bir parçası olduğu gibi hareket etmeye devam edeceğiz. Şunun açık bilinmesi lazım, yaşanan yalnızca Ermeni soykırımı değil bir Asurî, Süryani, Ermeni ve Rum Pontus soykırımıdır. Evet, biz 24 Nisan’ı anıyoruz. İstesek de istemezsek de ferman hepimize çıktı. Yani Midyat’ta bir tane Ermeni yokken, İdil’de bir tane Ermeni, Türk, Kürt ve Arap yokken bizler niçin katledildik?
“İstanbul’un fethi 6-7 Eylül’le tamamlandı”
– Azınlıkların kendilerini Türkiye’de ifade edebildiklerini düşünüyor musunuz?
– Bugün Türkiye’de tanınmayan tek halk Süryanilerdir. Evet, Lozan Antlaşmasına göre Müslüman olmayanların hepsi bu azınlık haklarına sahipken Süryaniler, hiçbir hakka sahip değiller. Dolayısıyla Süryaniler TC kimliği taşıyor ve Hıristiyan’dır. Bugün Süryaniler hiçbir azınlık haklarından yararlanamıyor. Dil eğitimimizi gerçekleştiremiyoruz. Okul açamıyoruz. Mülk edinemiyorduk 6 ay öncesine kadar, yasaktı.
– Devletin azınlıklara yönelik savaşı hakkında ne düşünüyorsunuz?
– Devletin kuruluşu sırasında sermaye Müslüman olmayan halkların elinde bulunuyordu. Soykırımdan sonra da bitiremediler. Varlık vergisi ile yine devam ettiler. Ama 6-7 Eylül olaylarından sonra sermaye tam anlamıyla Müslüman olanların eline geçti. Aslında İstanbul’un fethi, 6-7 Eylül olaylarıyla birlikte oldu.
“Siz Türk vatandaşısınız. Azınlık değilsiniz”
– Son olarak Süryani kültürü ve anadilde eğitim çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
– Kültürel anlamda 2004 yılında çalışmalarımız sonucu bir dernek açtık. Ama dinsel anlamda etkinlikler hala yasak. Yani Süryanilik kültürü denildiği zaman Hıristiyanlık da vardır. Hıristiyanlık denildiği zaman Süryanilik de vardır. Çünkü Süryanice’dir. Anadilde eğitim gerçekten çok önemlidir. Kiliselerimiz kapalı. Okul açamıyoruz. Nasıl eğitim vereceğiz? Türkçe vermek istemiyoruz eğitimi. Kültürel ve dinsel olarak anadilde eğitim hakkımızı istiyoruz. Anadilde eğitim ve dinsel anlamda eğitim hakkımızken yasal mevcut haklarımızı dahi alamıyoruz/kullanamıyoruz. Geçen yıl İstanbul yönetimi anadilde anasınıfı açma konusunda MEB’e başvurdu. Bize gelen resmi yazı şu şekilde “Siz Türk vatandaşısınız. Azınlık değilsiniz”. Ruhban okulumuz bile yok. Temennimiz insanın olduğu gibi yaşamasıdır.

Yorumlar kapatıldı.