İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan-Rusya Askeri İlişkileri

Ermenistan Savunma Bakanı Serj Sarkisyan ‘Trend Haber Ajansı’na verdiği bir demeçte ‘Ermenistan’da bulunan Rus askeri üslerinin varlığı bizim ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır’  ifadesini kullanmıştır. Petrosyan’ın Ağustos 1997’de imzaladığı ‘Rusya ile Dostluk ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşması’nın 2. maddesinde ‘…Anlaşmaya varan taraflar, herhangi bir silahlı saldırı tehlikesi ile karşılaşır veya silahlı saldırıya uğrarsa, en kısa sürede anlaşmayı imzalayan diğer tarafla görüşmelere başlayarak savunmayı sağlayacak, barış ve güvenliğin korunması yönünde ortak hareket edeceklerdir.’ 3. maddede ise ‘…Anlaşmaya varan taraflar, herhangi bir devlet veya devletler grubu tarafından barış ve güvenliği tehdit edildiği takdirde, barış ve güvenliğin sağlanması için BM anlaşmasının 51. maddesi gereğince askeri yardım da dâhil olmak üzere birbirilerine yardım edeceklerdir.’  ifadesi göz önünde bulundurulursa Sarkisyan’ın, Türkiye ve Azerbaycan’ı uyararak bu devletlerin Ermenistan’a saldırıda bulunması halinde Rus askeri üslerinin de kullanılacağını ima ettiği anlaşılmaktadır.

***
Ermenistan dış politikasında bağımsızlığın uluslararası alanda tanınması konusu 1992 yılı sonlarına kadar gündemde kalmış, bu tarihten sonra ise Karabağ Ermenilerinin ayrılıkçı taleplerine uluslararası destek bulmak, ülkenin güvenliğini sağlamak ve ekonomik sorunları halletmek öncelikli konular olmuştur.
Bütün bu konularda Ermenistan Rusya’nın desteğini alabilmiştir. Tabii ki, Rusya da Ermenistan ile askeri ilişkilerini geliştirmekle kendi çıkarlarını korumaya çalışmıştır. Rusya’nın savunma politikasında güney bölgelerden gelebilecek saldırıların karşısının alınması ve aynı zamanda Ermenistan’ın güvenliğinin sağlanması ve Kafkasya’nın jeopolitik özelliği bakımından Rusya için Ermenistan’da askeri varlığının devam etmesi büyük önem taşımaktadır.  Ermenistan’ın Rusya ile askeri ve askeri teknik işbirliğinin en temel nedenlerinden biri de, uzun vadede Rusya’nın bu bölgede askeri-siyasi varlığının devam etmesini sağlamaktır. Bazı Ermeni uzmanların kanaatine göre Ermenistan’ın Türkiye’den algıladığı askeri tehdit de ülkedeki Rus askeri varlığının devam etmesini sağlayan etkenlerden biridir.  Bu bakımdan Ermenistan ve Rusya arasında askeri işbirliği her iki ülke açısından büyük önem taşımaktadır. Ermenistan, yerleştiği coğrafi konum ve bağımsızlık sonrasında izlediği yayılmacı politikası gereğince Rusya’nın askeri desteğine ihtiyaç duymuş, 1991’den itibaren Rusya ile özellikle askeri ilişkilerine önem vermiş, ulusal ordu kuruculuğunda Rusya’nın askeri ve ekonomik desteğini almıştır.
Ermenistan bağımsızlığını kazandıktan sonra başta Rusya olmak üzere BDT çerçevesinde askeri ilişkilerini geliştirmiş, bu bakımdan 15 Mayıs 1992’de BDT’ye üye devletlerin Taşkent’te imzaladığı Kolektif Güvenlik Örgütü’ne katılmış ve 7 Ekim 2002’de kabul edilen tüzüğü Ermenistan Parlamentosu onaylamıştır.  Üye devletlerarasında askeri-politik işbirliğini öngören BDT Devlet Başkanları Komitesi’nin kabul ettiği ‘BDT Entegre Çalışmalarının Genel Yönleri’ adlı memorandum Ermenistan tarafından desteklenmiştir. Ermenistan 10 Şubat 1995’te ‘Ortak Güvenlik Antlaşması’na Dahil Olan Üye Devletler Arasında Kolektif Güvenlik Konsepti’ adlı anlaşmayı kabul etmiş ve Kasım 1995’te Parlamento bu anlaşmayı onaylamıştır. Ermenistan, BDT çerçevesinde ‘Hava Savunma Sistemi Koordinasyon Komitesi’ ve ‘Askeri Teknik Komite’ olmakla iki askeri organda temsil olunmaktadır.
İki ülke arasındaki askeri işbirliğinin temeli Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan döneminde atılmış, Koçaryan döneminde ise daha da gelişmiş, çeşitli askeri analaşmalar imzalanmıştır. 1992’ye kadar eski Sovyetler Birliği’nin 7. Muhafız Ordusu Ermenistan’da bulunmuştur. Aynı yılın ortalarında 7. Muhafız Ordusuna bağlı 16. ve 17. Tümen Ermenistan’a devredilmiştir.
Ermenistan ve Rusya arasında 21 Ekim 1994’de imzalanan anlaşma şartlarına göre, Rusya’ya Gümrü ve Erivan’da olmak üzere iki askeri üs kurmasına izin verilmiştir.  Aslında bu askeri üsler daha Sovyetler Birliği dağılmadan önce de Ermenistan’da bulunmaktaydı. Ancak Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra bu üslerin hukuki statüsü ile ilgili belirsizlik söz konusu olmuştur. Ermenistan bu üsleri ulusal bağımsızlıklarının garantörü olarak gördüğünden dolayı bu konuda Rusya için sorun çıkarmamıştır. O dönemin Ermenistan Savunma Bakanı Serj Sarkisyan ‘Trend Haber Ajansı’na verdiği bir demeçte ‘Ermenistan’da bulunan Rus askeri üslerinin varlığı bizim ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır’  ifadesini kullanmıştır.
Petrosyan’ın Ağustos 1997’de imzaladığı ‘Rusya ile Dostluk ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşması’nın 2. maddesinde ‘…Anlaşmaya varan taraflar, herhangi bir silahlı saldırı tehlikesi ile karşılaşır veya silahlı saldırıya uğrarsa, en kısa sürede anlaşmayı imzalayan diğer tarafla görüşmelere başlayarak savunmayı sağlayacak, barış ve güvenliğin korunması yönünde ortak hareket edeceklerdir.’ 3. maddede ise ‘…Anlaşmaya varan taraflar, herhangi bir devlet veya devletler grubu tarafından barış ve güvenliği tehdit edildiği takdirde, barış ve güvenliğin sağlanması için BM anlaşmasının 51. maddesi gereğince askeri yardım da dâhil olmak üzere birbirilerine yardım edeceklerdir.’  ifadesi göz önünde bulundurulursa Sarkisyan’ın, Türkiye ve Azerbaycan’ı uyararak bu devletlerin Ermenistan’a saldırıda bulunması halinde Rus askeri üslerinin de kullanılacağını ima ettiği anlaşılmaktadır. Anlaşma imzalandıktan sonra Azerbaycan Rusya’ya itiraz ederek Ermenistan’ın fiilen Azerbaycan ile savaş durumunda olduğunu ve bu anlaşmanın Azerbaycan’a karşı imzalandığını dile getirse de, Rusya ve Ermenistan bu anlaşmanın herhangi bir devlete karşı imzalanmadığını açıklamıştır. Dağlık Karabağ Savaşı devam ettiği bir zamanda Türkiye’nin Nahçivan’a asker göndermesinin gündeme gelmesi üzerine, Rusya buna ciddi şekilde itiraz etmiş, BDT Savunma Bakanı Şapoşnikov, konuyla ilgili yaptığı açıklamada ‘Türkiye’nin sadece Nahçivan’a ordu göndermesi değil, Kafkasya’daki gelişmelere müdahale etmesi bile üçüncü dünya savaşına neden olur’ ifadesini kullanmış, Rusya Devlet Başkanlığı Ofisinden ise Türkiye’nin Nahçiva’a ordu gönderdiği takdirde taraflar arasında imzalanmış Kars ve Moskova Anlaşmaları’nın yeniden gözden geçirebilecekleri vurgulanmıştır.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı
F.V

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: