İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeniler, Rumlar ve Kemalizm

Yaşar Gülen / y.gu.len_@hotmail.com
Birlerin birliğinden bir ”biz ailesi” kurmak yerine, beşeriyeti imha etmek suretiyle toplumla yekvücut olmaya yeltendik! Nasturi’yi kovduk, Ermeni sorun oldu; Ermeni’yi kovduk Süryani göze battı, Süryani gitti bu kez de  Êzîdî dikkat çekmeye başladı; Êzîdî’yi hallettik bu sefer de Rum göz estetiğimize zarar verdi; en sonunda hepsini gönderip rahat etmiştik ki bu defa da Aleviler rahatsızlık uyandırdılar; tam onların hayatlarını kıskaca alıp kendi borumuzu öttürmüştük ki, okuyan öğrencilerin Sol düşünceleri bizlere battı, onları kodese tıktık, Kürtler azıttılar … Hep bir şeyleri düzeltmek umuduyla yola çıktık, mamafih her denememiz bizlere kırılan kalpler, kaybedilen ümitler ve bitirilen samimiyet olarak geri döndü …

***
Bir gün yolunuz Atina’ya düşerse ve  şehrin arka sokaklarında bir bakkaldan iki kutu lokum almaya koyulursanız, belki Kostas ustanın dükkanına tevafuken uğrarsınız …
Kim mi Kostas usta; mübadele esnasında İstanbul’dan Helenlerin yurduna hicret etmiş bir İstanbul Rum’u …
O sizin Türkiye’den geldiğinizi anlarsa ve sizde doğma büyüme bir İstanbul’luysanız , göz bebekleri ışıldayan o zat, sizde kendi gençliğini ve ayrı kaldığı güzel vatanını görecektir …
Siz İstanbul’dan konuştukça, onun hatıraları depreşecek ve doğduğu topraklardan ayrı geçirdiği yılların verdiği hüzünle yüreği gıcırdayacaktır …
Hadi Atina’yı boş verin; diyelim ki yolunuz Paris’e düştü ve bir terziye uğrayıp küçük bir işinizi halletmek istediniz ve birde bakmışsınız ki kendinizi Paris’in banliyölerinde bulmuşsunuz!
İşte o zaman da büyük ihtimal Agop ustanın tezgahına uğrarsınız …
Agop usta kim mi?
O’da Diyarbakır’dan Paris’e göç etmiş bir tehcir mağduru!
Onunla beraber geçirdiğiniz her an,eminim ki yüzündeki heyecanı ve kalbindeki Diyarbakır sevgisini doruklarda hissedeceksiniz!
Kostaslardan ve Apoglardan o kadar fazla var ki; isteseniz de istemeseniz de er ya da geç birgün bu tecrübeyi yaşayacaksınız!
Güzel olmazmıydı;
Beyoğlu kaldırımlarında yürürken yanı başınızda onlarca Rum dükkanı görmek, Diyarbakır kuçelerinde Ermeni zanaatkarların el hünerlerine şahitlik etmek!
Kabul etmeliyiz ki; başaramadık!
Çok kültürlü ve çoğulcu bir tarihsel mirasa sahip olan bir toprak parçası üzerinde hayatlarımızı idame ettirmemize rağmen; tekçi ve şekilci düzenin esirleri olduk!
Bizlerin olan bu cennet vatanı ”benlerin” ülkesi haline getirdik!
Ezgileri ve tonları el ele vererek katlettik!
Benliği merkeze koyan paraperest sisteme yenik düştük!
Bu ülkeyi birilerinden kurtardığımızla gururlanırken, aynı ülkenin vatandaşı olan bu aziz diyarın ötekilerine bir karış toprak parçasını çok gördük!
Onları potansiyel bir tehlike ve kafaları ezilmesi gerekilen mihraklar olarak bilinç altımıza kaydettik!
Kendi korkularımızı gerçek algılar olarak yorumladık; kendi çapsızlığımızın ve geriliğimizin üstünü örtmek için, türlü teoriler uyarlayıp, kendi kendimizi avuttuk!
Çok mu zor du;
İnsanı merkeze koyan, varlığı sevgi ve saygı ile kabullenen bir tezahürü yaşamsal kılmak!
Her katmanın farklılığına rıza göstererek, kendi aidiyetimizle barışık olmak!
Başaramadık işte!
Sadece bizler değil, azınlık psikolojisine mahkum ettiğimiz o zümreler de başaramıdılar!
Biz bu ülkede onların asli unsur olmadıklarını iddia ederken, onlar da bizlerin buraların yabancısı olduğumuzu ve bu coğrafyanın asıl sahiplerinin aslında kendileri olduklarını imani bir aşk ile savundular!
Biz onları inkar ederken, onlarda bizleri ret ettiler!
Biz de onlar da günbegün daha katmerli zalimleşmiştik !
Birlerin birliğinden bir ”biz ailesi” kurmak yerine, beşeriyeti imha etmek suretiyle toplumla yekvücut olmaya yeltendik!
Nasturi’yi kovduk, Ermeni sorun oldu; Ermeni’yi kovduk Süryani göze battı, Süryani gitti bu kez de  Êzîdî dikkat çekmeye başladı; Êzîdî’yi hallettik bu sefer de Rum göz estetiğimize zarar verdi; en sonunda hepsini gönderip rahat etmiştik ki bu defa da Aleviler rahatsızlık uyandırdılar; tam onların hayatlarını kıskaca alıp kendi borumuzu öttürmüştük ki, okuyan öğrencilerin Sol düşünceleri bizlere battı, onları kodese tıktık, Kürtler azıttılar …
Hep birşeyleri düzeltmek umuduyla yola çıktık, mamafih her denememiz bizlere kırılan kalpler, kaybedilen ümitler ve bitirilen samimiyet olarak geri döndü …
Bu kavim demografinin farklı yığınları, birbir acaibleştiler!
Ermeni kendini sorgulamadan Müslüman Kürdü, Süryani kendi hatalarına iki cümle değinmeden umum Müslüman ahaliyi; Alevi Safevilere tek kelime eleştiride bulunmadan Osmanlıları gündeme getirdi. Rum Girit’i unutarak İstanbul’u söylenir oldu; Êzîdî kendi eksikliklerine göz değdirmeden Müslüman çoğunluğu köşeye sıkıştırmaya kalkıştı …
Dostluklar,ahbablıklar ve arkadaşlıklar yurdu olan buralar; güvensizlik, gönülsüzlük ve riyakarlığın mekanı haline geldi …
Bizden öncekiler isteyerek ya da istemeden hata da inatlaştılar; onların yanlışlarını düzeltmesi gereken biz zamane ahalisi ise, hatada ısrarcı olduk, namımıza toz kondurtmadık!
Halbuki; güzel olmazmıydı …
İstanbul’da yetim ve öksüz kalmış onca Kilise şimdi dolu olsaydı; Tur-Abidin eşiklerinde ki tenha bırakılmış onlarca Êzîdî köyünde çocukların cıvıl cıvıl sesleri duyulabilseydi, Mardin metropoliti Suriye’ye taşınmasaydı!
Senden şikayetciyim ey Kemalizm!
Beni bana düşman ettiğin, kardeşlerimi ailemden kopardığın ve insaniyeti devletciliğe kurban ettiğin için!
İçinde cumhur’un olmadığı bir cumhuriyet inşa’a ettiğin, hürriyetin olmadığı bir kurumsallaşma oluşturduğun ve hakkın olmadığı bir siyaset mercisi bina ettiğin için!
Ey Kemalizm, sen bizlerin fıtratıyla oynadın, bizi bozdun ve çirkefleştirdin!
Sen böyle çapsız ve yamuk olmasaydın; sosyal hakların günbegün kısıtlandığı, en alttakiler için yaşamın her an zorlaştığı, hayatta kalabilme mücadelesi uğruna sayısız mertin namerleştiği kirli düzende, insanı hiçe sayan yığınlar, ellerinde bira şişeleri ağaçlar için meydanları Moğol harabesine çeviremezdiler.
Adalet ve eşitlik için iki dakika düşünemeyen binler; alkol için yeri göğü inletemezdiler!
Hürriyet kavramı, hakkı gasp edilenlere bir lütuf, hakkı gasp edenlere ise bir liyakat olarak geri dönmezdi!
Bizlerin hamuruyla sen oynadın; o yüzden makul ve mutedil davranamıyor; insanların ortak paydalarını dile getiremiyoruz!
Yeter!
Kaynak: http://www.haberdiyarbakir.com/ermeniler-rumlar-ve-kemalizm-1974yy/#ixzz2VNmYzXOk

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: