İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Bu Topraklarda Yaralanmayan Kalmadı”

Seher Dilovan Kürtçe türkü okuyamayan bir sanatçı olarak yaşadıklarını, Takuhi Tovmasyan Ermeni tehcirinde ailesinin yaşadıklarını anlattı. Emine Uçak Erdoğan ise “insana rağmen insan için” çalışan iktidarları eleştirdi.Ortak Geleceğin İnşasında Buluşan Kadınlar toplantısının ikinci oturumunda, “yaralarımızı nasıl sarmalıyız” sorusu tartışılmaya devam etti. Necla Koytak moderatörlüğündeki oturumda Emine Uçak Erdoğan, Takuhi Tomasyan ve Seher Dilovan konuştu.

Emine Uçak Erdoğan, çözüm sürecinde barışın inşası için yüzleşmenin önemine ve kadınların süreçteki rolüne dikkat çekti. İktidarın “insana rağmen insan için” çalışma yöntemini eleştirdi. Barış sürecini “ama”lardan arındırmak gerektiğini belirtti.
“Süreci anlatmak için son zamanlarda en çok kullanılan cümle ‘Şu kadar süredir kan akmıyor’. Birkaç ay önceye kadar, ‘önce çatışma, akan kan dursun’ dediğimizde, tepki görüyorduk. Kazanılması gereken haklar için ölümün göze alınabileceği söyleniyordu.
“Keşke bu süreç iktidarların değil, bizim istememizle başlasaydı. Şimdi barış sürecindeyiz ve sanki hiçbir şey konuşmadan barıştık. İktidarların temelinde bu var: insan için insana rağmen bir şeyler yapmak. İnsanın hayatını, insanın onayını almadan kolaylaştırmaya çalışıyor.
“Barışta ‘ama’larımız olmamalı. Şartlar koşarak yürüyecek yolumuz yok. CHP ve MHP bu barışın içinde olmamak için elinden geleni yapıyor ama bence barışı onlarla da kurmalıyız.
“İnsanlar kendi yaralarının daha ağır, daha biricik olduğunu düşünüyor. Doğrudur, bazılarının daha çok yarası var. Ama bu topraklarda zalimin değmediği, yaralar açmadığı kimse kalmadı. Ama bu yaraların günlük hayatta birebir neye değdiğini ıskalıyoruz.
“Bu süreçte birbirimizin acılarını yeniden hatırlamak lazım. Bunları sarmak için kadınların birbirine omuz vermesi çok önemli. Mecliste kurulacak yüzleşme komisyonuı da çok önemli. Bu komisyon devleti de örgütü de kapsamalı.”
Takuhi Tomasyan, ailesinin Ermeni tehcirinde yaşadıklarını aktardı. Salondaki tüm kadınları duygulandıran bu hikayeyi bitirirken, sevdiklerini kaybettiğinde yaptığı her helvayı tehcir sırasında kaybolan amcasına adadığını söyledi ve tüm kadınlardan her helva yaptıklarında amcasını ve soykırım sırasında öldürülenleri hatırlamalarını istedi.
Sanatçı Seher Dilovan ise Alevi kimliğinden dolayı yaşadıklarını ve 1990’larda Kürtçe türkü söylemek istediğini dile getirdiğinde kendisinin ve diğer sanatçıların yaşadıklarını paylaştı. “Şimdi her türlü inançtan, siyasi fikirden kadınlar bir araya gelebildiğimiz için çok mutlu oluyorum” diye konuşan Dilovan, savaşta her iki tarafın da çok acı çektiğini söyledi ve devam etti:
“Biz birbirimizi anlamak zorundayız. Burada birçok anne var. Biz çocuklarımızı doğduğu andan itibaren evrensel insan hakları değerleriyle yetiştirmeliyiz. Ama kendimizle bitmiyor; komşunuza, kuaförünüze de bakın, doğruları anlatın. Kızsınlar, siz doğruyu yapıyorsunuz. Çünkü biz barışı istiyoruz. Biz konuşmazsak ırkçılar konuşacak, kötüler konuşacak.” (ÇT)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: