İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ahmet Türk’ün evi kale gibi

Ahmet Türk’ün Mardin’deki evi kaleyi anımsatıyor. Zaten yapımı da savunma amaçlı. Dedesi yaptırmış ama pek dedesinden hazzetmiyor.

Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, rüyalarını Kürtçe görüp, sadece Kürtçe olarak düşünen bir siyasetçi. Milliyet’ten Zeynep Miraç’a konuşan Türk, özel hayatı ve ailesiyle ilgili de bilinmeyenleri anlattı.

DEDESİNİN YAPTIĞI KASRI KANCO

RÜYALARI KÜRTÇE

– Kürtçe konuşuyoruz, Kürtçe düşünüyoruz. Türkçeyi çok zor öğrendik. Şu anda bile Türkçeyi tam öğrenmiş değiliz.

Rüyalarınızı Kürtçe mi görürsünüz?
– Öyle görüyorum.

Yalnızca Kürtçe mi düşünürsünüz?

– Öyle düşünüyorum. Gerçekten halen insan tam olarak bir anadili olmayınca Türkçeye çok hakim olamıyor. Okul da okusanız, şiveniz farklı. Ben İskenderun’da okurken bir gün hocam sözlüye kaldırdı. Şivemden Kürt olduğumu anladı. Sonra bir hikaye anlatmaya başladı: “Van’a ilk tayinim çıktığı zaman bana orada kuyruklu Kürtler var dediler. Gittim, bakıyorum insanlara, kimsede kuyruk yok”. Böyle bir mantık.

Ahmet Türk, Mardin’deki evinde ablaları, çocukları ve yeğenleriyle birlikte yaşıyor.

ahmet-türk-evi.20130506123947.jpg

– Kasrı Kanco, annemin babasının inşa ettiği bir ev. Daha önce bir tepe üzerinde bir bina inşa etmiş, o depremde yıkılınca zemini daha güçlü bir yerde bu kasrı yapmış. Dedem Yezidi kökenliydi, ama Müslümanlığı kabul etmiş. Dedem Dınna aşiretinin lideri, geçmişte Derik kaymakamlığı yapmış, İbrahim Paşa’yla birlikte Hamidiye Alayları oluşumunda yer almış. Kasrı Kanco savunma amaçlı yapılmış. Üzerinde mazgallar var. Buradaki toplumun yaşayış biçimine baktığımızda, dedem gerçekten çok farklı bir yaşam tarzı oluşturmuş. Sultan Abdülhamit’in devrilmesinden sonra Trabzon’a sürülmüş. Yedi yıl cezaevinde kalmış, döndükten kısa süre sonra da vefat etmiş. Tam o dönemin feodal yapısında olan bir insan.

ahmet-türk-kasri-kanco.jpg
Ahmet Türk’ün doğduğu Kasrı Kanco, Derik ilçesine bağlı bir köyde bir kale gibi inşa edilmiş bir yapı.

O EVDE DOĞDU

Burada doğdum. Ama benim dönemimde civarda okul olmadığı için ilkokuldan üniversiteye kadar bütün tahsilimi dışarıda yaptım. Liseden itibaren Devrimci Doğu Kültür Ocakları’na katıldım. Üniversite son sınıftayken tek dersten beklemedeydim. Abimin vurulması üzerine belge aldım. Kısa süre sonra da çevrenin zorlamasıyla siyasete girdim. Çünkü aşiret içinde tek okuyan bendim; yaşım tutmamasına rağmen öğrenciyken yaş büyütüp aday oldum. 1973’te parlamentoya girdim.

30 YIL SÜREN KAN DAVASI

Hepimiz için çok büyük acılara, travmalara neden oldu. Abim bölgede çok sevilen, saygın bir insandı. Halka hizmet etmekten çok hoşlanırdı. İkna kabiliyeti de çok yüksekti. Kısa sürede sevildi. Belki de bu konumundan dolayı hedef haline geldi. Bazı aşiretler, ağalar, abimin bu kadar sevilmesini hazmetmediler. Bunun ötesinden başka bir düşmanlık, bir neden yoktu. O olaydan sonra aileler arasında 30 yıl süren bir kan davası yaşandı.

VİTRİN SEYRETMEYE HASRET KALDIM

İlk milletvekilliği dönemimde Meclis’e bile yedi sekiz muhafızla gidiyordum. Beni kapıda bekliyorlardı, genel kurul bittikten sonra arabaya binip beraber eve dönüyorduk. Milletvekiliydim ama çarşıda gidip bir vitrini seyretme hasretini duyuyordum.

BİR ÇATIŞMADA 12 KİŞİ ÖLDÜ

– Evet ama 30-40 insan öldü. Kızıltepe’de bir taziye evinde bizimkilerle karşı taraf karşılaşınca bir günde 12 kişi öldü. Aradan yıllar geçtikten sonra Kahraman Ağa ile meseleyi bitirdik. İnsanlar araya girdi, noktaladık. Şu anda eskisi gibi sıcak çatışma, düşmanlık yok. Ama henüz bütün boyutlarıyla barış da sağlanmadı. Gerçi bazen birbirimize selam verdiğimiz oluyor.


http://www.internethaber.com/ahmet-turkun-evi-kale-gibi-530802h.htm

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: