İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan’daki tarikat hareketleri 23. Pavlikyan tarikatı hareketi

Feodal ilişkilerin derinleşmesi, özellikle çiftçilerin durumunu ağırlaştırır. Hem vergiler, hem de resmi ve feodal borçlar artar. Yabancı egemenlik döneminde durum daha da ağırlaşır. Çiftçiler ile köyler ve şehirlerde yaşayan halk, kendisini sömürenlere karşı mücadele etmeye başlar. Bir kısmı efendilerinden kaçar, diğer kısmı ise tarikat örtüsü altında resmi kiliseye karşı mücadele yürütür.

IV.-V. yüzyıllarda, müminlerin durumdan hoşnut olmayıp, kendi yerleşim yerlerini terk ederek, insanlardan uzak yerlerde manastırlar kuran sahracılar hareketi geniş yayılım kazanır. Sahracılar hareketini kendi etkisi altına almak için kilise tarafından bazı adımlar atılır.
V. yüzyılda, bir diğer sosyal hareket olan Borborit (Yunanca borbos kelimesinden, çöp, pislik, tiksindirici) hareketi kitlesel bir hal alır. Özellikle Mıdsğıne hareketi, yöneticiler ve kilise için endişe verici olmuş, 443 yılındaki Şahapivan Konseyi bu konuya değinmiştir. Tarikatların kökünü kurutmak amacıyla tarikatçıların el ve ayak tandonları kesilip, alınlarına “tilki damgası” vurulmakta, tarikatçıları gizleyenler de sert bir şekilde cezalandırılmaktaydı.
Pavlikyan hareketinin başlangıcı ve süreci
Tarikatçıların nutukları halk arasında geniş yankı bulmaktaydı. Köylüler, zanaatkârla ve ticaret erbabının haricinde, asiller ve din adamları dahi tarikatlara katılmaktaydı. Pavlikyan hareketi, tarikatçı hareketler tarihi içinde gücü ve önemi açısından özel bir yer tutmaktadır. Bu hareket adını, kurucusu Poğos’tan (Yunanca Pavlos) almaktadır. Hareket, özellikle Bizans’a yakın olan Batı Ermenistan’da güçlü olmakla birlikte, Doğu Ermenistan’da da hayli yaygındı. Tehlike son derece büyük olduğundan dolayı katolikos Hovhan Odznetsi, Pavlikyan hareketinin doktrinine karşı özel olarak bir çalışma yazma gereğini duyar. Bunun haricinde, Pavlikyan hareketini kökünden sökmek amacıyla kesin ve sert tedbirlere başvurur. 719 Dvin kilise konseyinde, müminlere Pavlikyanlarla ilişki kurmak, hatta onlarla konuşmak dahi kesinlikle yasaklanır. Ermeni katolikosunun başlatmış olduğu bu tepkiler, Pavlikyanlar’ı Küçük Hayk, Kapadovkia (Kapadokya) ve Pontos’a yerleşmeye zorlar. Bunun sonucunda bu hareket Doğu Ermenistan’da fiili olarak durulur.
Batı Ermenistan’da ise bu hareket tersine giderek ivme kazanır. Pavlikyanlar’ın ilk önderlerinden Kostandin’in yoğun faaliyet gösterdiği Yüksek Hayk’ın Mananaği bölgesi önemli bir merkeze dönüşür. Kostandin, taraftarlarıyla birlikte Küçük Hayk’a yerleşir ve büyük bir Pavlikyan cemaati kurar.
Bizanslıların politikası. Arap yönetiminin duruşu
İmparatorluğun Ermenistan topraklarında tarikatçı hareketin genişlemesi, Bizans yöneticilerini rahatsız eder. Araplar, Hıristiyan Bizans’ı zayıflatmak için bu hareketi himayelerine aldıklarında, durum daha da ağırlaşır. Bizans yönetimi, hareketin önünü almak niyetiyle her yerde Pavlikyanlara karşı acımasız bir takibat başlatır, ağır cezalar uygular, tarikata sadık kalanlar ise, diri-diri yakılır. Lakin beklenenin aksine, hareket kırılmakla kalmayıp, Küçük Asya’nın farklı bölgelerinde, Yunanlıları ve imparatorluk vatandaşı diğer halkların temsilcilerini de içine alarak geniş bir şekilde yayılmaya başlar. Kendi kanunlarıyla yönetilen yeni Pavlikyan cemaatleri kurulur.
Hovsep, Vahan ve Sergios gibi liderler sayesinde Pavlikyan hareketi VIII. yüzyıl ortalarında yeni bir ivme kazanır.
Pavlikyanlar, bir değil, iyi ve kötü olmak üzere iki Tanrı olduğunu vaaz ederler. Bu dünyada maddi ve görünür olarak var olan her şey kötü Tanrı tarafından, ruhani ve görünmez olanlar ise iyi Tanrı tarafından yaratılmıştır. Pavlikyanlar, dünyada hüküm süren eşitsizliğin ve baskıların, iyi Tanrıyla ilgili olmadığını düşünmekteydi. Bu açıdan, kötü Tanrının eliyle yaratılmış olan dünyadaki tüm kötülüklere karşı mücadele etmenin gerekli olduğu kanısındaydı.
Pavlikyanlar, İsa Mesih’in doğumu ve faaliyetini kendilerine göre açıklamakta ve sadece kendilerini gerçek Hıristiyan olarak kabul etmekteydi. İsa Mesih’in hayatıyla ilgili farklı ayin ve törenlerin gerekliliğini, bundan dolayı da resmi bir kilise ve ruhban sınıfının var olma gerekliliğini reddetmekteydi. Pavlikyan din adamları veya tarikatın ruhani önderlerinin giyimleri ve yaşam tarzlarıyla diğer tarikat mensuplarından farklı olmaları tesadüf değildi.
Hareketin yükselişi ve yenilgisi
Pavlikyanlar, fikirleri haricinde, askeri faaliyetleri sayesinde de Bizans İmparatorluğu’nun varlığını ciddi bir şekilde tehlikeye atar. Bu yüzden Bizans yönetimi IX. yüzyıl ortalarında, Pavlikyanlara karşı cezai işlemleri güçlendirir. Bunun sonucunda Pavlikyanlar bir süreliğine imparatorluk topraklarını terk ederek, Arap topraklarına sığınmaya mecbur olur. Arap halifeliği onlara memnuniyetle sığınma vererek, sınır bölgelerine yerleştirir. Araplar, Ermeni Pavlikyanların gücünü, Bizans’a karşı yürüttükleri mücadelede kullanma niyetindeydi.
Bizans orduları hareketin kökünü kazımak amacıyla,  Pavlikyanları acımasızca yok eder. Pavlikyanlar, Tevrik kalesini üs yaparak, savunmanın haricinde, geniş saldırı operasyonlarına dahi başvururlar. Yetenekli ordu komutanı Karpeas, Pavlikyanların silahlı kuvvetlerinin başına geçince, nihai mücadeleye başvuran Pavlikyanlar, Bizans’ın düzenli ordularına karşı Karpeas’ın komutasında parlak ve etkileyici zaferler elde ederek, Karadeniz kıyılarına dahi vararak imparatorluğun başkentine yaklaşmayı başarır. Hareketin katılımcılarının sayısında ani bir yükseliş yaşanır.
İmparatorluk, ezeli düşmanına karşı ölüm-kalım mücadelesi vermeye mecbur kalır. Tahta çıkan Ermeni asıllı imparator I. Vasil kesin işlemlere başvurur. Orduları, 872 yılında, ağır çarpışmalar sonucunda Pavlikyanları hezimete uğratır ve Pavlikyanların son üssü olan Tevrik kalesini tahrip eder.
İmparatorluk, Pavlikyanları büyük gruplar halinde Balkanlara yerleştirir, onlar da burada fikirlerini yaymaya devam eder. Pavlikyanların etkisi altında Bulgaristan’da Bogomil, Fransa’da ise Albigoyan hareketi oluşur.
http://www.findarmenia.com/arm/
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
http://akunq.net/tr/?p=22497

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: