İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hayk Demoyan: “Hocalı olaylarının Türk istihbarat servislerinin işi olduğuyla ilgili tahminler var”

Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Müdürü Hayk Demoyan “1992 yılında Hocalı yakınlarında vuku bulan trajediye ilişkin, yıldan yıla yeni detaylar ortaya çıkmaktadır” dedi. Demoyan “Hocalı sakinlerinin kitlesel öldürülmelerinden dolayı Ankara, daha doğrusu Türk özel servisleri suçlanabilir. Azerbaycan Devletbaşkanı Ayaz Mutalibov, Azerbaycan’ı Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi yapmaya çalışan ve Rusofil politika üreten bir başkan olarak, Türkiye’ye elverişli değildi. SSCB’in yıkılmasının ilk ayından beri Batı’nın ve ABD’in desteğini gören Türkiye, kendisini devlet sisteminin örnek modeli olarak tanıtmaya çalışmaktaydı. Türkiye yöneticileri, Azerbaycan Halk Cephesi şahsında, Azerbaycan’daki etkisini pekiştirmek için iyi bir dayanak bulmuştu… “Ermenileri kitlesel katliamlar gerçekleştirebilen bir ulus olarak tanıtmak Türkiye’nin işine yaramaktaydı. Bu konuda Hocalı olayları, kötü imaj olarak kullanmak iyi bir fırsat sayılmaktaydı.

***
Panorama.am haber portali muhabirine konuşan Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Müdürü Hayk Demoyan “1992 yılında Hocalı yakınlarında vuku bulan trajediye ilişkin, yıldan yıla yeni detaylar ortaya çıkmaktadır” dedi. Demoyan “Hocalı sakinlerinin kitlesel öldürülmelerinden dolayı Ankara, daha doğrusu Türk özel servisleri suçlanabilir. Azerbaycan Devletbaşkanı Ayaz Mutalibov, Azerbaycan’ı Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi yapmaya çalışan ve Rusofil politika üreten bir başkan olarak, Türkiye’ye elverişli değildi. SSCB’in yıkılmasının ilk ayından beri Batı’nın ve ABD’in desteğini gören Türkiye, kendisini devlet sisteminin örnek modeli olarak tanıtmaya çalışmaktaydı. Türkiye yöneticileri, Azerbaycan Halk Cephesi şahsında, Azerbaycan’daki etkisini pekiştirmek için iyi bir dayanak bulmuştu.

Bu konuda “Hürriyet” gazetesinin 17 Mayıs 1992 tarihli sayısı sansasyonel olarak değerlendirilebilir. Bu tarihten iki gün önce Mutalibov tahttan indirilmişti. Sözü ettiğimiz sayıda Türkiye Dışişleri Bakanlığı bir üst görevlisinin şu sözlerine yer verilmekteydi: “Gençlerimiz başardı”. Aynı sayıda bu yetkilinin sözlerinin İngilizce olarak da basılmış olması da ilginçtir: “Our boys have done it”. Bu “gençlerin” kim olduğunu tahmin etmek zor değildir”,- diye belirtmiştir.
Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Müdürü, bu olayın sebeplerinin şunlardan kaynaklandığını kaydetmektedir: “Öncelikle Türk tarafı, Ermenistan’ın bağımsızlığa kavuşmasından sonra Ermeni Soykırımının resmen kabul edilmesini ve tazminat ödenmesini talep edebilen bağımsız Ermenistan’dan korkmaktaydı. Bu açıdan Ermenileri kitlesel katliamlar gerçekleştirebilen bir ulus olarak tanıtmak Türkiye’nin işine yaramaktaydı. Bu konuda Hocalı olayları, kötü imaj olarak kullanmak iyi bir fırsat sayılmaktaydı.
Ayrıca, Rusofil Azerbaycan Cumhurbaşkanı Mutalibov da Türkiye’nin işine yaramazdı. Azerbaycan Halk Cephesi önderi Abulfaz Elçibey ise Türk olan her şeye karşı sempati duyduğunu saklamayarak hep Pantürkizm ruhunu korunmuştur. Benzer kitlesel öldürmeler ise her önder için menfi bir olaydır. Son olarak, bu senaryonun başarılı olduğunu görmekteyiz. Mutalibov’un tahtan indirildiğinin ardından Azerbaycan Halk Cephesi iktidara geldi”.
Demoyan, ilginç bir olay daha kaydetmekte: “25 Şubat’ta İran Dışişleri Bakanı Ali Akbar Velayti arabuluculuk misyonuyla Bakü’de bulunmaktaydı. Velayti, Stepanakert’i de ziyaret edip, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti yöneticileriyle müzakereler yapmak istemekteydi. 27 Şubat’ta Velayti, uçakla Dağlık Karabağ Cumhuriyeti başkentine hareket ederken, uçağı Hocalı’ya indi. Hocalı, tamamen Ermeni kuvvetlerinin kontrolü altında bulunurken, Şuşi savunma komutanı Rahim Haciyev, telefonla “Hocalı için savaş devam etmektedir” diye beyan etti. Ondan sonra Haciyev “Ermeniler tarafından Hocalı’nın işgal edilmesi durumunda ateşkes kararının yanlış olduğunu” beyan etti. Bu açıklamada Azerbaycan Halk Cephesi ve Türkiye özel servisleri, Velayti’nin misyonunu başarısızlığa uğratmaya çalışmaktaydılar. İran’ın Azerbaycan üzerindeki etkisinin artması ve Karabağ meselesinde İran’ın arabuluculuk yapması, Ankara için kabul edilir değildi. Belirtmek gerekir ki, o dönemde Batılı bazı liderler, Güney Kafkasya ve Merkezi Asya’nın, Türkiye’nin kontrolü altında bulunduğunu açıkça ilan etmekteydi. Ancak, bana göre, Türkiye için en önemlisi, bu gibi kitlesel katliamlar organize etmekle Ermenileri, insanlığa karşı suç işlemekle suçlamaktı”.
Türkçeye çeviren Meline Anumyan
Akunq.net
http://akunq.net/tr/?p=22322

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: