İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni ressamın hazin hikayesi

Elif Başak  
“Kimmiş bu Arthur Pinajian?” sorusunu sordum haliyle. Karşıma “Pinajian” soyadında gizli ilginç bir hayat öyküsü çıktı. Arthur Pinajian (ya da Pinajyan) bir Ermeni. Babası Agop da annesi Arnavuş da Anadolu kökenli. İkisi de katliamlardan kaçıp, ABD’ye göç eden Ermenilerden. Birbirlerini orada sevip evlenirler. Ermenice Aşod ismini verdikleri oğulları Arthur 1914 yılında ABD’nin Ermeni diyasporasının yoğun olarak yaşadığı New Jersey eyaletinde dünyaya gelir. 1920 yılında da kızları Aren… İki kardeş birbirinden hayat boyu hiç kopmaz. Ailenin kökeni hakkında yaptığım internet bazlı araştırmalar sonuç vermedi fakat Pinajian soyadına Diyarbakır’ın Silvan ilçesi dolaylarında rastlanıyor. Silvan, katliam ve sürgünlerden önce Ermeni nüfusunun oldukça yoğun olduğu bir yerleşim yeri. 

***

Bazen bazı hikayeler sizi çağırır… Nasıl ve ne şekilde karşılaştığınızı bilmeden kahramanların peşine düşersiniz. İlmek ilmek çözersiniz, çözmek istersiniz düğümü. Sorular soruları kovalar, yanıtlarsa – eğer bulunabiliyorsa- tanımadığınız, bugüne kadar yabancısı olduğunuz bir dünyanın kapılarını aralar.
Geçenlerde internette ilginç bir haber çarptı gözüme. İlk bakışta okur çekmek için yazılmış, fazla da derinliği olmayan tuhaf bir zengin olma öyküsü gibi görünen bir haberdi. Ne yalan söylemeli, beni de çekmeyi başardı. Haberin özü şu: ABD’li bir yatırımcı 2007 yılında Long İsland’da bir ev satın alır. Amacı evi bir an önce elden çıkarıp kâr etmektir. Fakat beklenmedik bir şey olur ve garajda, evin daha önceki sahibinden kalma çizimler, resimler bulur. Önce bunu pek dikkate almaz, fakat daha sonra eserlerin değerli olabileceğini düşünür. Haklı da çıkar, 6 yıl süren tasnif ve değerlendirmenin ardından, eserlere toplam 30 milyon dolar değer biçilir, hatta galeriler sergilemeye başlar. “Ressam ölünce değerlenir” klişesini doğrulayan empresyonist sanatçının ismi ise Arthur Pinajian’dır. Eserlerin ortaya çıkması 1999 yılında hayatını kaybetmiş olan sanatçıyı üne kavuşturur, yatırımcıyı da zengin eder. Loto’dan altı çıkması gibi bir hikâye yani…*
Fakat meraklı okur dijital çağda bununla yetinmez tabii. “Kimmiş bu Arthur Pinajian?” sorusunu sordum haliyle. Karşıma “Pinajian” soyadında gizli ilginç bir hayat öyküsü çıktı. Arthur Pinajian (ya da Pinajyan) bir Ermeni. Babası Agop da annesi Arnavuş da Anadolu kökenli. İkisi de katliamlardan kaçıp, ABD’ye göç eden Ermenilerden. Birbirlerini orada sevip evlenirler. Ermenice Aşod ismini verdikleri oğulları Arthur 1914 yılında ABD’nin Ermeni diyasporasının yoğun olarak yaşadığı New Jersey eyaletinde dünyaya gelir. 1920 yılında da kızları Aren… İki kardeş birbirinden hayat boyu hiç kopmaz. Ailenin kökeni hakkında yaptığım internet bazlı araştırmalar sonuç vermedi fakat Pinajian soyadına Diyarbakır’ın Silvan ilçesi dolaylarında rastlanıyor. Silvan, katliam ve sürgünlerden önce Ermeni nüfusunun oldukça yoğun olduğu bir yerleşim yeri. **
Gizli kalmış yetenek
16 yaşında liseyi bitiren Arthur, önce bir halı fabrikasında işe başlar fakat tutunamaz. Annesini kaybetmesi, babasının işsiz kalması, yaklaşan ‘Büyük Buhran’ derken, yükü artan Arthur, Paul Muni’nin “Scarface” adlı filminden o denli etkilenir ki 18 yaşında ilk çizgi romanını hazırlar. Ve ömür boyu sürecek bir tutku da böylece başlamış olur. Daha sonra çeşitli gazete ve dergilerde çizerlik yapan, çizgi roman üzerine yoğunlaşan sanatçı 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ticari işler yapmayı reddeder ve kendisini resme adar. Hiç evlenmez ve yaşamının sonuna kadar kız kardeşi Aren ile birlikte yaşar. Kendisi hakkında, ne bir makale çıkar, ne de eserleri bir müzede sergilenir. Nadiren bir resim satan sanatçı, finansal olarak kız kardeşinin desteğiyle ayakta kalır. Kuzeninin açıklamasına göre, “İkinci bir Picasso” olma umudu ile yaşayan sanatçı bir gün ünlü olacağına inanır fakat bu hayali hayattayken gerçekleşmez. Sonuçta ünlü olduğunu göremeden 1999 yılında 85 yaşında hayatını kaybeder. Kardeşi Aren de 2005 yılında. Eserleri ise kardeşiyle yaşadığı evin garajında kalır, ta ki tekrar gün yüzüne çıkana kadar…
Eminim ki, bu basit araştırmadan daha fazlasını hak eden ve keşfedilmeyi bekleyen bir hikaye var orada. Baştan sonra yazılmayı hak eden bir hayat. Ben sormaya şuradan başladım: Acaba Diyarbakır’a hiç geldi mi? William Saroyan’ın Van’a şiir yazması gibi, hiç Diyarbakır’a resim yaptı mı? Buraları hiç özledi mi?
Elif Başak
*http://www.huffingtonpost.com/2013/03/07/arthur-pinajian-art-in-garage-worth-30-million_n_2827395.html
** Türkiye Ermeni Patrikliği verilerine göre 1912 yılında Diyarbakır Vilayeti’nin kuzey bölgesinde (Bışerek, Silvan, Lıce, Diarbekir, Balu, Maden, Cermuk) 105 bin Ermeni (toplam nüfusun en büyük etnik grubu, %35,4) yaşamaktaydı.
*** Orjinal web sitesi icin: http://www.pinajianart.com/Default.htm
http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/kokleri-anadoluda-olan-bir-ressam-16588

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: