İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Akunq’ web sayfasının, “Bak, kayığının çatlağı olmasın” filminin yapımcısı Tehmine Martoyan’la yaptığı söyleşi

Geçenlerde “Narekatsi” sanat derneğinde düzenlenen “Bak, kayığının çatlağı olmasın” filminin gösterimi düzenlendi. Film, geçen yıl 90. yıldönümünü dolduran, 1922 yılı Eylülünde Zmürnialı (İzmir) Ermeni ve Yunanlıların (Rum) imhasına ithaf edilmişti. Aşağıda, “Akunq” web sayfası muhabiri Meline Anumyan’ın, filmin yapımcısı, tarih doktoru Tehmine Martoyan’la yapmış olduğu söyleşiyi takdim etmekteyiz.

Bu filmi yapma fikri nasıl doğdu?
İzmir’in Hıristiyan ahalisi Ermeniler ve Yunanlıların imhası ve şehrin Hıristiyan mahallelerinin (Yunan ve Ermeni) ateşe verilmesiyle ilgili yapmış olduğum araştırmalar esnasında, İzmir’in 1922 Eylülü trajedisini hayalimde yaşadım. Gözünün önünde babasının katledilen, kız kardeşi tecavüz edilen, halkının kanı akıtılan, sevgili şehri yakılan hayatta kalan birinin ne duygular yaşadığını aklımdan geçirdikçe “bir köy kurar ve adını Zmürnia koyardım”,- diye aklımdan geçmekteydi. Bu filmin yaratılma fikri, kaybedileni yeniden yaratma arzusuyla doğmuştur.
Neden filmi “Bak, Kayığının çatlağı olmasın” adlandırdınız?
Filmin kahramanı, İzmirli, hayatta kalan görgü şahidi Stepan, kayıkta saklanarak, mucize eseri kurtulmuş, fakat aile üyelerinin zalimce öldürülmesini acı ve dehşetle hatırlamaktaydı. Stepan, tüm bunları kayığın çatlağından gördüğünde, sadece on yaşındaymış. Stepan’ın, çocukluğundan itibaren bir kayık hazırlayarak, dedesinin vatanına yolculuk etmeye karar vermiş olan kız torununa verdiği “… He, yavrum, fakat bak, kayığının çatlağı olmasın…”,- öğüdünün filmin senaryosunda yer bulması boşuna değildir.
Filmin senaryosunun temel malzemesi neden oluşmaktadır?
Hovhannes Yeranyan’ın “Çocuğum” hikâyesinden bir bölüm, İzmir’den kurtulanlardan Varduhi Petikyan’ın (Ter-Stepanyan) anıları ve Peter Balakyan’ın “İzmir’e dönüş” şiirinden satırlar kullandık.
Filmde, Stepan’ın hikâyesinin aktarılması olgusunu vurgulamaktasınız. Bunu neden önemli olarak kabul ettiniz?
Bu soruyu büyükbaba Stepan’ın sözleriyle cevaplamayı tercih ederim “…Geçmişin hiçbir zaman ölmemesi için anlatmalıyım… unutursak acı daha büyük olur…”.
“Bak, kayığının çatlağı olması” filminin kahramanlarından hangisi vasıtasıyla söylemek istediğinizi aktarıyorsunuz?
Filmin başında “Dede, köyümüzün adı neden Yeni Zmürnia?” diye basit bir cümle seslendiren kız vasıtasıyla. Stepan’ın güzel yüzlü ve hayat dolu torunu Ani’nin, dedesinin ailesinin trajik hikâyesine çağrısı,  Yeni Zmürnia’nın kuruluşudur. Çok sevdiği büyükbabasına büyük acı veren bu gerçeği çocukluğundan itibaren dedesinin fikrinden ve kalbinden arayıp çıkarmaya çalışmaktaydı.
Onun, çocuk inadıyla karışık sonu gelmeyen soruları, dedeyi hayatını anlatmaya iter. Yeni Zmürnia, geçmişin anısıydı, Zmürnia’nın barışçıl sakinlerinin canlı ruhunu taşımalı ve dedesinin “…Dünyada bir tek Ermeni dahi kalsa, sadece kurmak, anmak, yaratmak ve dua etmek için yaşasın…”,- sözlerini hatırlatmalıydı.
Minnet sözünüz
“Bak, kayığının çatlağı olmasın” filminin rejisörü Armen Aslanyan’a en derin minnet duygularımı sunmak istiyorum. Onun hümanizmi, yaratıcılığı ve zor durumlardan kolaylıkla sıyrılmasının neticesidir bu filmin ortaya çıkması. Büyük sorumluluk bilinci ve sonsuz mizah duygusuyla dolu Arsen Aslanyan’la çalışmak tüm kadroyu tatminkâr bıraktı.
Bu zor çalışmayı milletine yararlı bir iş ve her Ermeni’nin borcu olarak kabul ederek, beklenmeyen ve tasavvur edilemeyen bir hızla yerine getiren senaryo yazarı Karine Harutyunyan’a da teşekkür ederim. Levon Avetisyan, Lernik Harutyunyan ve tüm oyunculara, katılımları ve desteklerinden dolayı teşekkür ederim. Bu röportaj için de teşekkürler.
Ben de teşekkür ederim.
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Akunq.net
http://akunq.net/tr/?p=22096

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: