İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hocalı’da İnsani Onur Ve Sorumluluğa Dair

Sarkis Hatspanian

“Belirleyici olan nereye bakıldığı değil, nereden bakıldığıdır.” Pierre Tailhard de Chardin…AGOS gazetesi genel yayın yönetmeni Rober Koptaş’a, Dün bir dostumun gönderdiği linkten katılmış olduğun AYKIRI SORULAR adlı TV programını izleyebilme olanağıyla henüz haşır-neşir olmaktayken bunun ardından sahibinin sesi bir yazının geleceğini de tahmin etmiştim doğrusu… Ancak, kaleme aldığın ‘Hocalı Sorumluluğu’’ başlıklı yazın kadar sorumsuzca yazılmış bir makaleye hayatımda hiç rastlamamıştım, inan !

Barışçıl karakteri gereği vicdanı pek rahat olan Ermeni halkı Hocalı sendromu denilen bir dertten muzdarip olmadığı gibi, onun bu konuda sustuğunu iddia veya ima etmek kadar saçma bir şeyi de ilk kez senden duyduğumu bilmeni istiyorum. Yazında, akl-ı selim, mantıki, insan onuruna dair bir anlatıma rastlayamayışın talihsizliği yanında, insani yürek ve vicdana ilişkin ifadeler görmekte zorlanışıma paralel, Ermeni halkını soykırımcılıkla suçlama pervasızlığına şahit olmanın şaşkınlığını yaşadım.

Kendi hayal dünyanda tasavvur ettiğin ve yaşanmış gerçeklerle herhangi bir ilgisi-ilişkisi olmayan olguları, sanki onlar gerçeğe istinat ediyorlarmış gibi sunma durumuna söz kültürünün sanat sayıldığı Fransızcada etki altına almayı hedeflediğin kesimlerdeki insanlara yönelik “Le leurre”, yani TUZAK olarak kullanılan YEM denmekte ve zorlamacı bu yöntemin toplum sosyal-psikolojisini doğrudan yönlendirmede kullanımını da “Leurrer”, yani ALDATMAK, KANDIRMAK olarak adlandırmaktalar.
Öyle ki, tüm yazında, kendi öne sürdüğün çoğu uydurma anlatımlarına kendince koyduğun NOKTA’lardan her ama her biri insanlara mahsus doğru bilgiler sunabilme yerine, toplumu neredeyse tavuk yemiyle beslemeye yönelik, Fransızca’da LEURRE adlandırılan bu çok basit ve sade aldatmacadan başka da birşey yapmadığını görmek, insani açıdan çok üzücüydü işte !
Yaşadıkları toplumun vicdanı olabilmeyi beceremeyenlerin hiç olmazsa “Varolmanın dayanılmaz hafifliğini” bir ‘Made in neo-İstanbul’ modus vivendi’si olarak algılayan Konstantiniye Dersaadet’inden sayılma karşılığı, yüzyılın en büyük sahtekârlıklarından birinin güpegündüz ve göz göre göre kurbanı edilmek istenen Ermeni halkının bu katmerli mağduriyetinin dahi bu denli ucuz pazarlamalara peşkeş edilmesinden irkilmiş bulunuyorum.
Pek yakından tanıdığım bir camianın, tek bir insanı tarafından bile kabul görmeyeceğinden emin olduğum yazında, Hocalı hakkında var olan yadsınmaz gerçeklerin bilinçli olarak hasıraltı edilerek, bas-bas bağıran doğrular yerine Azerbaycan’daki ırkçı-faşist diktatörlüğünün 21 yıllık yalanlarıyla harmanlanmış, eşi görülmemiş sahtekârlığını şimdi de sana yaptırılan “kopyala-yapıştır” metoduyla “o gece orada ne olup bittiğini yakın zamana dek bilmeyen Türkiyeli Ermeni toplumuna sunma” gayretkeşliğine şahit olup da insan olarak üzüntü duymamak ne yazık ki mümkün değil !
Yazın, içinde yaşadığın toplumların genel kültür düzeyi temelinde, onlara bir mesaj iletebilmekten bile yoksun iken, yukarıdan aşağıya kendi söylediği hikâyelere kendisini inandırmakta inat eden şımarık bir çocuğa ait anlatılarla resmetmeye çalıştıklarının da pek çocuksu, ama hiç de masum olmayan yalanlardan başka da bir değeri olmadığının farkında olmanı da isterdim.
Doğruların bile bile, bilinçli olarak sunulmadığı bir yazıyla, Ermenilere işlemedikleri bir suçun ağırlığını yüklemek ve zaten zor günler geçiren İstanbul Ermeni toplumunu duyulmadık-görülmedik bir suçluluk duygusuyla zan altında bırakmaya sebep olmanı kesinlikle anlayabilmiş değilsem de, neden kısacık bir yazıda ‘gına getiren’ temelsiz yalanları birkaç kez tekrarlayıp, kaynak olarak sunduğun Thomas de Waal adlı kişinin, Hocalı olaylarının vuku bulduğu zaman bölgede belgesel film çekimleri gerçekleştirmiş olan Praglı Çek rejisör bayan Dana Mazalova’nın
 http://www.facebook.com/l/QAQEHLy5EAQGRcDuqXsIm6DLXz1S4tFtpDtKD_EAbAiulCw/www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=jzFRC2sB1R8
hiç ama hiç bir sorusuna cevap veremeyen bir aciziyet sergileyerek, Ermenistan’da bulunduğu dönem onunla gazeteciler önünde yüzleşip-tartışmaktan kaçındığını söyleyebilme dürüstlüğünde bulunmaktan kaçınışın, bence Ermeni toplumu tarafından ciddi olarak sorgulanmalı ve böylesine pervasızca sergilediğin anlaşılmaz tavrının perde arkasında yatan asıl nedenlerinin toplumumuz tarafından açık ve net olarak anlaşılması için gereken her adım mutlaka atılmalıdır diye düşünüyorum.
Gazetecilik etiğiyle hiç uyuşmayan bir davranışla, Hocalı olayında gerçeklerin bilinmesi açısından neredeyse “Bulunmaz Hint Kumaşı” değerinde olağanüstü büyük kaynak teşkil eden değerli Azerbaycanlı aydın Ramiz Fataliyev’in merkezi Prag’da bulunan Azadlık-Liberty radio istasyonuna verdiği söyleşiyi
 http://www.facebook.com/l/YAQFjrHpRAQENZwn6hhEHebxZt4Y04ZF0zplyRIkiaOI4NQ/www.xocali.net/AZ/azadlig.html
Hocalı ile ilgili doğruları dile getirdiği için 1992 haziranında hunharca katledilen kıymetli gazeteci Cengiz Mustafayev’in
 http://www.facebook.com/l/_AQEY48YpAQGpBpRDTIHuLQ0Lj1GEDH0WVSSUPmx7ui2fvA/www.xocali.net/RU/ChingizMustafaev.html
şahane yazısıyla yaptığı belgesel filmi, yine doğruları söylediği için o zamandan beri hapiste bulunan bir diğer gazeteci Eynullah Fatullayev’in
 http://www.facebook.com/l/bAQFQRhkqAQGIszMjMEfU24QOW_250xG83LHh84PnYA-_QA/www.xocali.net/images/Xocali-ATC.pdf?url=http%253A%252F%252Faz-ar.narod.ru%252F1%252FEynulla-Fatullayev-interview-ATC.AZ.pdf
 yayınladığı günlüğüyle, Bakü’de meslektaşı gazetecilere söyleşisini ve yine bir başka gazeteci sayın Tatiana Chaladze’nin http://www.facebook.com/l/3AQHmsZKzAQGza1sRFPqQeICXEVJonbtFmG-tNCVrWPY43g/www.xocali.net/RU/TChal.html
 “Azerbaycan’a hizmet ettim” başlıklı kitabı ile, dönemin Azerbaycan cumhurbaşkanı sayın Ayaz Mutalibov’un
http://www.facebook.com/l/7AQEQtPwyAQGAX-sBNSjHx92-UwIq4omxMaYW-ArcrCYhJg/www.xocali.net/EN/ayaz-mutalibov.html
 meseleyle ilgili şahadetleriyle, o zaman Azerbaycan Ordusu’nda görevli subay Aşın
Zeynalov’un
http://www.facebook.com/l/aAQHaVhsgAQGPvf0-ceDxK_MtAYTewj-yCHC5-bD5lguhqw/www.xocali.net/RU/ashinzeynalov.html
gazetecilerle söyleşisini ve buna benzer daha istemediğin kadar kaynağı okuyucularla namuslu olarak paylaşıp, toplumda yalanların tekrarını sağlamak yerine doğruların bilinmesine hizmet etmek istersen eğer “o gece orada ne olup bittiğini yakın zamana dek bilmeyen Türkiyeli Ermeni toplumu” da gerçekleri fazlasıyla detaylı olarak öğrenir, emin ol !…
Tüm bunlara ek olarak, aynı Türkiyeli Ermeni toplumundan olduğu halde yaşamının tam dört buçuk yılını Dağlık Karabağ’da gönüllü asker olarak yaşamam sayesinde şahidi olduğum HOCALI ile ilgili olayları yazmış olduğum
 http://www.facebook.com/l/aAQHaVhsgAQH3ktRG8HuUetwv7ymYe5bzvIwfE5WuQK_l-g/www.gelawej.net/index.php/sarkis-hatspanian/3608-26-27-ubat-1992-lhocali-katlamir-yalaninin-anatoms-.html
çok detaylı bilgiler barındıran bir makalemle, Karabağ Her İnsan İçin Bir Vicdan Aynasıdır
http://www.facebook.com/l/mAQErdiJ6AQEeq94e5dYHDpaU4DxcKkTQ8RoNvCA67-aFdQ/www.hayastaninfo.net/sarkis-hatspanian/2793-karabag.html?showall=1
 yazımı AGOS okurlarına ulaştırmaktan herhangi bir çekincen yoksa eğer, bununla her şeyin herkes tarafından kolayca anlaşılmasına katkıda bulunacağını göstermiş olacağını da sağlayacağın açıkça bilinmelidir. Öyle ki HOCALI ile ilgili top şimdi sende artık, oyna da gazetecilik etiğinin İstanbul’larda nasıl bir şey olduğunu hep beraber görelim ve takdir edelim bakalım !
Bundan sadece günler önce epeyi genç gazeteciyle birlikte Ermenistan’daydın, burada geçirdiğin günlerde, yaptığın görüşmelerde, yan yana bulunduğun insanların potansiyel Hocalı soykırımcıları olduğunu içinden geçirmiş olduğun halde, onlardan hiç birine samimiyetle içini dökerek, gerçekleri öğrenme amaçlı sorgu-sual etmeyi denemeyişin bile benim için ne kadar anlaşılmaz ise, Yerevan’dan İstanbul’a dönüşün sonrası bilinçli olarak işlediğine inandığım bu hatalı davranışının var olması da bir o kadar anlaşılmazdır.
Manevi hiçbir hakkın olmadığı halde, sırf böylesine bir duruş sergilemek adına (!) halkını zan altında bırakan sözlerinin ne kadar çok insanımızı haksız yere yaralayarak, rencide edeceğini düşünüyorum da yaşamak zorunda kalacağın ağır ruh halini göz önüne getirerek durumun hakkında kaygılandığımdan da… İÇİNDEKİ KARA DELİK’i kapatmayı denemen hayrına olacaktır diye düşünüyorum.
Önümüzdeki dönemde vicdanınla yapmak zorunda kalacağın muhasebende pek yalnız kalacağın pek aşikâr olsa da, şahsi tecrübem gereği insanın kendi vicdanıyla muhasebesinin en güzel örneklerini yaşamamı sağlayan Karabağ özgürlük mücadelesine olan tüm şükranlık duyguları ve samimiyetimle, HOCALI’DA İNSANİ ONUR ve SORUMLULUĞA sahip olduğunu, dosta da, düşmana da, bir değil bin kez göstermiş olan halkını daha yakından tanıman için çok daha fazla çaba sarfetmeni diliyorum.
Saygılarımla,
Sarkis HATSPANIAN
01.mart.2013
Yerevan – Doğu Ermenistan
————————
Armenak Taçyıldız  notification+oj_o24cc@facebookmail.com

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: