İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Amasya Merzifon’da Ermeni techiri

Merzifon Anatolia kolejinin yetimhanesinde 1918-1919 yılları arasında 2.000 Ermeni ve Rum yetimi barınıyorduTürk hükümeti (Merzifon’daki) önde gelen Ermenileri tutuklamaya başladığında Nisan’ın 29’uydu. Ermenice profesörü Mr. (Kagik Ozanyan) on altı profesörle birlikte (Sivas’a) gönderildi, burada acımasız bir vahşet yaşadılar. Saçları kökünden yolundu, kızıl-kor demirlerle dağlandılar, üzerlerine kaynar sular püskürtüldü, her gün falakaya yatırıldılar; bazıları hapiste öldü.Mr. (Ozanyan’ın) gözleri oyuldu , ardından asıldı.

Merzifon’da tutuklamalar sürdü Ermeniler sözde ihtilalci hazırlıklar içinde olduklarını itiraf etmeleri için falakaya yatırıldılar.Onlardan belli bir sayıda tüfek teslim etmeleri isteniyordu; bazıları hükümete istenilen sayıda silah verebilmek için Türklerden tüfek bulup getirdiler.Silahlarını getirmeleri için işkence görüyorlardı.
Merzifon’un kentli Türk ahalisinin onlara acıyabileceği düşünüldüğü için, Ermenilere falaka atmaları için parayla Türk köylüleri tutuluyordu.
Kolejin demircisi (Mr.Ohannes Simolyan) öylesine feci şekilde dövülmüştü ki, bir ay sonra bile hâlâ çalışabilecek halde değildi.Bir başkasına at nalları takılmıştı (Amasya’da) Mr İpekçiyan (yirmi bir yıl önce Sivas’ta şehit olan papaz (Keleşyan’ın) kayınbiraderi) İslamiyet’i kabul etmek istemediği için tırnakları söküldü. “Nasıl, ” demişti , ” Yirmi yıldır dua ettiğim İsa’dan nasıl vazgeçebilirim?”
Tüfek araması birkaç hafta sürdü.Türkler Ermeni mezarlığında birkaç bomba buldular ; 1908’den beri burada gömülü duran artık tamamen paslı ve kullanılmaz halde bombalar.
Hizaranın sonuna kadar bütün erkekler hapishanelerde, kışlalarda ya da hücrelerdeydi.Kocalarını ziyarete yiyecek ve giyecek getiren kadınlar dövülüyor ve jandarmalar tarafından uzaklaştırılıyordu.
Günler süren hapislikten sonra , İslamitey’i kabul etmeye söz verenler serbest bırakıldılar, bir de çok büyük miktarda paralar ödeyenler salıverildi.Seyyar kitap satıcısı olan Mr. (İrabyan) İslamiyet’i kabüle razıydı; ama karısı onun dönmesini kabul etmeyeceğini , diğerleriyle birlikte sürgüne gideceğini söylemişti; bu yüzden o da karısıyla gitti ve öldürüldü.
Geri kalanlar kafileler halinde şehirden çıkarıldılar ve yolda öldürüldüler. Türkler Ermeni dostlarına neler olduğunu anlatıyor, sonlarının aynı olacağına garanti veriyorlardı.
Erkeklerin işi bittikten sonra kadınları, çocukları ve hatta hastaları sürmeye başladılar, kağnılar gece gündüz hiç durmadan geçiyordu.Evsahibimiz olan Turk bize bu toz içindeki , sıcak ve susuzluktan mahvolmuş kafileleri izlediğini, bunların hepsinin gidecekleri yere varamadan ölmüş olacaklarını düşündüğünü söyledi. Yollarda on gün geçirdikten sonra dininden dönmeyi kabul edip Merzifon’a geri gelen bir kadın, yürek parçalayıcı durumları anlattı.Anneler bile çocuklarını terk ediyor ve Kürtlere veriyorlarmış, ayrıca Kürtler onları zorla alıyor, kızlara tecavüz ediyor , bazılarını haremleri için kaçırıyorlarmış Birkaç günlük yolculuğun ardından arabalar geri dönmüş ve sürgünler yayan devam etmek zorunda kalmışlar.
Amerikan kolejiyle bağlantısı olanlar muaf tutulmaları için Türk görevlilere büyük meblağlar ödediler, ama bu acı yazgılarını ertelemekten baska bir işe yaramadı.Bu arada , Amerikan Büyükelçiliği’nin çabaları ile Profesör. (Arozyan’ın) karısı ve sekiz aylık bebeği, bir de yaşlı annesiyle birlikte İstanbul’a gidebilmesi için izin sağladı; benim kendi ailem de İzmir’e gidebilmeleri için müsaade çıktı.At arabasıyla günler süren bir yolculuktan sonra hepimiz Ankara’ya vardık.Burada annem ve babamla Profesör (Arozyan) tutuklandılar.
Onları serbest bırakabilmek için ne yaptıksa faydasız oldu.Akıbetleri hakkında herhangi bir şey öğrenmek imkânsızdı .Müdür şöyle dedi : “yerlerine sağ salim vardılar.”
Birkaç gün sonra , az sayıda protestan hanımın haricinde bütün Ermeniler Ankara’dan çıkarıldılar.
Daha sonra Merzifon’daki bazı misyonerler Ankara’dan geçerken bizi buldular ve içinde bulunduğumuz umutsuz hali gördüler.İstanbul’ a varır varmaz Amerikan Büyükelçiliği’ne durumu anlattılar; ve böylece İstanbul’a gitmemiz için bize izin temin edildi.
Burada Amerikan pasaportu edinmemiz üç ayımızı aldı.
Merzifon’da birçok aile zehir içmeye karar vermişti.Mr (Sivazlıyan) hapse atılmıştı.Dininden döndü ve evine geri geldi, karısı onu görünce bayıldı.Profesör (Gülyan) İslamiyet’i kabul etti ve basım işlerinin başına getirildi.Prof. (Dağlıyan), Prof (Manasatçıyan) ve fotoğrafçı Mr. (Dildilyan) da İslama döndüler.İhtilalci bir herareket yoktu.Dehşet verici zülümler yapıldı.Karanlık ve yeraltı mahzeni vardı; içine Ermeniler biribiri üstüne doldurulmuşlardı.Bir gece biri uykusunun arasında “Kaç”,” diye bağırmış ; öbür mahpuslar’da bağırmaya başlamışlar. Bunun üzerine muhafızlara kalabalığa ates emri verilmiş ; ama onlar insanlik gösterip ateş etmemişler .
MERZİFON MİSS DEMİRCİYAN’IN ANLATTIKLARI ; ARALIK 1915 DE İSVİÇRE’DEN GEÇERKEN CENEVRE’DE BİR İSVİÇRELİ CENTILMENE KENDİSİ TARAFINDAN AKTARILMIŞTIR
aykiridogrular.com
http://aykiridogrular.com/haber-1461-Amasya-Merzifonda-Ermeni-techiri.html

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: