İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Prof. Dr. Suavİ Aydın: Kimlik siyasetinin dik âlâsını Atatürk yaptı – Bugün Türk Sorunu diye bir fenomenle karşı karşıyayız.

Türk milliyetçiliği nasıl oluştu? Türk milliyetçiliği çok eski tarihi olan bir milliyetçilik değil. Türk Osmanlı için tabiiyetlerden bir tanesiydi ve Osmanlı imparatorları kendilerini Türk olarak tanımlanmaktan hep kaçındılar. Türklük o dönemde bir köylülük atfı, aşağı bir kategoriydi. Osmanlı padişahları kendilerini pek çok kavmin yöneticisi bir hanedan mensubu ve İslam halifesi olarak tanımlıyorlardı. İmparatorluklarda ciddi anlamda yüksek kültür-halk kültürü ikilemi var. Bunu ortadan kaldırmaya çalışan ulus devletler yurttaş yaratmak için halk kültüründen kimlik devşirdiler. Bugün CHP ‘Biz kimlik siyaseti yapmayız’ diyor. Oysa kimlik siyaseti ulus devletin icat ettiği bir şey. Tarih tezi, dil kuramı, arkeolojik girişimler, halk evleri… Bunların hepsi yurttaş yaratma girişimi ve kimlik siyasetinin örnekleri. Yani kimlik siyasetinin dik alasını Atatürk yaptı ve herkesi kendine Türk dedirtecek bir zemin yaratmaya çalıştı.

 – Atatürk döneminde Türklük birleştirici unsur olarak öne çıkarılmadı mı? Kimlik siyaseti kavramı o günü de kapsayabilir mi bu açıdan?
Evet, çünkü Atatürk Cumhuriyet’i devraldığında içinde çok sayıda gayrimüslim’in yaşadığı, bol etnik gruplu bir ülkeydi Türkiye. Atatürk kimlik tercihini Türklük’ten yana yaptı. Tarihinizi etnik anlamda Türkler üzerinden Orta Asya’dan başlatıp Cumhuriyet’e getiriyorsanız, Boşnak’ın, Kürt’ün, Arnavut’un tarihi yok orada! O yüzden ‘proto Türk’ palavrasını atmak zorunda kaldılar. Buna göre Türkler Demir Çağı’nda Orta Asya’dan kopup Anadolu’ya gelmişler ve Anadolu’daki medeniyetleri kurmuşlar. Kürtler de onların çocukları. Dolayısıyla aslında Kürtler de Türk. Bu kimlik siyasetidir. Bugün Kara Kuvvetleri’nin brövesinde kuruluşu MÖ. 242 yazıyor. Yani kendini efsanevi bir orduya, Mete Han ordusuna bağlıyor. Bu nedenle kimseyi ‘Türklük bir çatıdır’ diye ikna edemezsiniz. Muş’un bir köyünde çocuklara her gün ‘Türk’üm, doğruyum’ dedirterek onları Türk yapamıyorsunuz. Artık bu gerçeği görmeliyiz. Buradan şuraya gelmek lazım: Türk kimliği yaratılmış bir kavram…
– Yapay mı yani Türk kimliği?
Hayır, etnik bir temeli var ama etnik temeli bir ulus adı olacak şekilde yeniden kurmak icap etti. Osmanlı literatürüne baktığımızda Türk aslında Türkçe konuşanı anlatır ve herkes Türk olabilir. Yani diliniz ve dininiz dönüştüğü vakit Türkleşmeye başlıyorsunuz. Türklük asimilasyonla inşa oluyor. Burada çatışmalı bir durum da var tabii…
– Nedir o çatışmalı durum?
Çünkü bu bahsettiğiniz Müslüman köylüler şarklı. Cumhuriyet ise Batılı bir Türk’ten bahsediyor. Bu nedenle Batılı parametrelerden yola çıkan yeni bir insan tipi yaratılması gerekti ve laik Cumhuriyet İslamlaşmaktan usulca sıyırarak, Batılı bir insan yaratma derdine düştü. Fakat bugün İslam duyarlılıkları yüksek, kendini muhafazakar olarak tanımlayan bir parti tarafından yönetiliyoruz. 2000’lere kadar Batılılığı korunmuş kamusal alan da yavaş yavaş bu siyasi elit tarafından işgal ediliyor ve o tanımlanmış Batılı Türk’le hiç ilgisi olmayan bir görüntü ortaya çıkmaya başladı. İkincisi, Kürtlerin giderek kendini Kürt olarak tanımlamaya başlamaları. Bu coğrafyada yaşayan bütün insanlara ait olan bir kimlik şu anda kısmileşiyor. Şimdi Türk burada kendini nereye koyacak? Bu açıdan adına Türk Sorunu demek makul.
– Bu, Cumhuriyetin ulus yaratma projesinin başarısız olduğunu mu gösteriyor?
Türkiye Cumhuriyeti içindeki insanların çoğunluğunun kendine Türk demesi başarılmış bir şeydir. Ama bu Türklük sevgisi üzerinden değil; daha çok ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle başarılmış. Çünkü Türk olarak tanımlanmak makbul; başka türlü tanımlanmak sizin dışlanmanızı doğurabilir, dezavantajlar getirebilir.
Konuşan: Şenay Yıldız
Akşam, 18.2.2013
http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=50405

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: